YAYINLARIMIZ

OECD Vergi Terimleri Sözlüğü

DAMAGES TAZMİNAT: Haksız fiilden doğan zarar ya da haksız fiile dayalı olarak açılan adli davanın kazanılması sonucu veya sulh sözleşmesi uyarınca davadan vazgeçme bedeli olarak (işçilere ödenen tazminatlar dışında) yapılan ödeme
DE MINIMIS TEFERRUAT (ÖNEMSİZ): Özellikle çok önemsiz düzeyde olması nedeniyle takip edilmeyen, vergisel anlamda tahakkuk veya ödeme miktarı düşük olması veya düşük düzeyli ihlallerin söz konusu olmasından dolayı vergi kanunlarının katı bir şekilde uygulanmadığı durumlarla ilgili olarak kullanılan deyim
DEATH DUTIES VERASET VERGİSİ: Bir kişinin ölümü üzerine mal varlığının başkasına devri nedeniyle uygulanan vergi
DEBENTURE TAHVİL: Genellikle bir kurum ya da hükümet tarafından halka arz edilmek üzere ihraç edilen, herhangi bir özel varlık karşılığında teminat altına alınmamış, faiz getirisi olan senet
DEBT CAPITAL BORCA DAYALI SERMAYE: Genellikle sabit oranlı faiz getirisi olan borçlanma senetlerini ve tahvilleri kapsayan, muhtelif borçlanma araçları ile elde edilmiş fonlar
DEBT DUMPING BORÇ DAMPİNGİ: Şüpheli bir alacağın, daha düşük vergi oranlarının uygulandığı ülkede bulunan grup şirketlerinden birisine o ülkede borç kaydedilmek üzere devredilmesi
DEBT INSTRUMENT BORÇ SENEDİ: Senet, tahvil, banka senedi, emre yazılı senet, mevduat sertifikası veya finansman bonosu gibi bir borcu geri ödeme vaadinin yazılı olarak yer aldığı belge
DEBT/EQUITY RATIO BORÇ/ÖZSERMAYE ORANI: Bir şirketin toplam borçlarının kendi özsermayesine oranı. Eğer bir şirketin borç toplamı, orantısız şekilde özsermayesine nazaran yüksek ise, borçlanma karşılığında ödenen faiz giderlerinin indirimi kabul edilmeyecek ve söz konusu borçlar, temettü olarak vergilendirilmeleri ile sonuçlanacak şekilde özsermaye olarak yeniden düzenlenecektir.
DEBTOR BORÇLU: Para borcu olan kişi, borç alan kişi
DEDUCTION AT SOURCE KAYNAKTA KESİNTİ: Stopaj vergisi (Withholding tax) terimine bakınız.
DEDUCTIONS İNDİRİM: Gelir vergisi bağlamında indirim, vergilendirilebilir gelirin (matrahın) tespit edilmesi aşamasında gelirden indirilen (düşülen), ki bu yüzden vergi matrahı azalmaktadır, unsurları ifade etmektedir.
DEEMED INTEREST VARSAYILAN FAİZ: Eğer çok uluslu girişimcinin üyelerinden birisi, bağlı ortaklıklardan (ilişkili kişilerinden) birisinden faiz ödemesiz bir borç alır ise borcu veren tarafın bulunduğu ülkenin vergi otoritesi, eğer borçlanma emsallere uygun olsaydı (üçüncü kişiler arasında yapılsaydı) borçlanma karşılığında ödenmesi gereken faiz tutarına eşit bir miktarı borç verenin (alacaklının) karına ekleyerek o kişinin matrahını yeniden tespit edebilir.
DEEP DISCOUNT BOND NOMİNAL DEĞERİNDEN ÇOK YÜKSEK İSKONTOYLA SATILAN TAHVİL: Temettü ödemesi yapılmayan tahvil (Zero coupon bond) terimine bakınız.
DEFAULT TEMERRÜT: Vadesi geldiği halde faiz ve anaparanın zamanında ödenmesinde ve tahvil, mortgage, kiralama ya da diğer bir sözleşmenin bazı koşullarının karşılanmasında borçlunun aczi
DEFERMENT OF TAX VERGİNİN ERTLENMESİ: Vergi ödemelerinin cari yıldan daha sonraki bir yıla ertelenmesi. Çok sayıda ülke, kanunun böyle bir öngörüsünün olmamasına rağmen mükelleflerin vergi ertelemesi elde etmesi sonucu oluşan vergiden kaçınmasını engellemek için mevzuatlarında düzenlemeler (Kontrol edilen kurum kazancı ile ilgili) yapmıştır.
DEFERRED INCOME ERTELENMİŞ GELİR: Bu şekilde vergi yükümlülüğünün bir süre ertelendiği, gelecek bir tarihte elde edilecek geliri tanımlamak için kullanılan terim
DEFICIENCY EKSİK TARHİYAT: Mükellefin mali yıl için geçerli olan gerçek vergi yükümlülüğünün o yıl içinde daha önceden ödenen vergilerin tutarını aşması (ABD mevzuatında kullanılan bir kavram)
DELINQUENCY ÖDENMEMİŞ VERGİ: Kuzey Amerika jargonunda “ödemesi gecikmiş vergi” adıyla sıklıkla kullanılan ödenmemiş (yani vadesi geçmiş ancak henüz ödenmemiş) vergi
DELIVERY TESLİM: Bir kişiden diğer bir kişiye malların tamamının ya da malların bir kısmının gönderilmesi
DEMAND LOAN ALACAKLININ TALEBİ ÜZERİNE DERHAL ÖDENECEK BORÇ: Belli bir tarihten çok alacaklı (borç veren) tarafından istenilmesi durumunda ödenmesi gereken borç
DEPENDENT AGENT BAĞLI ACENTA: Acenta (Agency) terimine bakınız.
DEPENDENT PERSONAL SERVICES BAĞIMLI FAALİYETLER (HİZMETLER): Bağımlı faaliyetler (hizmetler) başlığı altında OECD Model Vergi Anlaşması ücret, maaş ve diğer benzeri menfaatlerin (ücret gibi) uygulaması için bazı hükümler düzenlemektedir. Bazı istisnalar dışında genel bir kural olarak, bağımlı faaliyetlerden elde edilen geliri vergilendirme hakkı, faaliyetin gerçekleştirildiği (hizmetin verildiği) ülkeye aittir.
DEPLETION TÜKENME PAYI: Doğal kaynağın çıkarılmasından dolayı azaldığını ifade eden indirilebilir gider (masraf olarak yazılabilecek harcama)
DEPRECIATION AMORTİSMAN: Bir varlığın maliyetinin faydalı ömrü üzerinden dağıtılmasına yarayan muhasebe tekniği
DERIVATIVE FINANCIAL INSTRUMENTS TÜREV FİNANSAL ARAÇLAR: Sermaye piyasası türev araçları olarak da bilinirler. Bunlar, örneğin borç ile edinilen varlıklar, borçlar ve öz kaynaklar, mal ya da döviz gibi değeri esas (temel) varlığın değeriyle bağlantılı veya ona bağlı olan mali araçlardır. Türev araçlarının en önemlileri, forward sözleşmeleri, future, opsiyon ve swap işlemleridir.
DESTINATION PRINCIPLE VARIŞ YERİ İLKESİ: Mallar üzerinden alınan KDV’nin eğer mallar yurtiçindeki bir tedarikçiden satın alınsaydı uygulanması gerekecek vergi oranı üzerinden alıcının mukim olduğu ülkede (tüketimin gerçekleştiği ülke gibi) ödenmesini şart koşan KDV rejiminde uygulanan ilke
DIRECT CHARGE METHOD DOĞRUDAN MASRAF YANSITMA YÖNTEMİ: Açık şekilde tespit edilmiş bir kurala göre belirli bir grup içi hizmetin verilmesi karşılığında doğrudan masraf yüklenmesini sağlayan yöntem
DIRECT COST DİREKT MALİYET: Hammadde, yarı işlenmiş mal, ticari mallar, ücretler ve üretime ilişkin diğer harcamalar gibi belirli bir faaliyet ile ilgili maliyet
DIRECT INVESTMENT Doğrudan yatırım: Sıklıkla bir şirketin hisselerine önemli derecede yatırım yapılması ilgili tanımlama
DIRECT METHOD OF ALLOCATION OF COSTS DOĞRUDAN MALİYET DAĞITIM YÖNTEMİ: Merkezi yönetim ve diğer hizmetler sağlayan ana şirketin veya çok uluslu şirketin grup hizmet merkezinin, verilen hizmetler karşılığında oluşan maliyetleri gruba bağlı her bir üyeye doğrudan yüklediği durumlarda kullanılan maliyet dağıtım yöntemi
DIRECT TAX DOLAYSIZ VERGİ: Dolaysız vergiler, gelir, sermaye kazançları ve öz kaynaklar üzerinden alınan vergilerdir. Veraset ve intikal vergisi ve emlak vergisi de doğrudan vergi olarak kabul edilir.
DIRECTIVE Direktif: Resmi bir emir veya talimat. Avrupa Birliği bağlamında direktif, AB’nin yetkili organları tarafından yayımlanan hukuki araçlardan birisi anlamına gelir. Bir direktif, Avrupa topluluğu anlaşmalarından birisinde yer alan hükümlerin yerine getirilmesi için yapılan değişiklikleri zorunlu olarak birlik üyesi ülkelerin kendi iç mevzuatlarına da uygulamalarını talep etmek için düzenlenmektedir.
DISCOUNT İSKONTA: Bir borcun itibarı değerinin kendisinin ihraç veya satış fiyatını aşan miktarı
DISOLUTION OF CORPORATION ŞİRKETİN İNFİSAHI: Bir şirketin hukuki varlığının ortadan kalkması
DISTRIBUTION DAĞITIM: Bir şirkete ait nakit ya da varlıkların bir ortağa itfası
DIVIDENDS TEMETTÜ: Bir kurum tarafından ortaklarına yapılan ödeme ki bu ödeme, ortakların vergilendirilebilir gelirini oluşturur. Şirketlerin birçoğu temettü ödemesi için vergisel açıdan herhangi bir indirime sahip değildir.
DOCUMENTATION BELGELENDİRME: Bir şeyin doğru ve gerçek olduğunu ispatlamak için kullanılan resmi evraklar
DOMESTIC CORPORATION TAM MÜKELLEF KURUM: Yönetim merkezi (iş merkezi) belli bir ülkede olan veya o ülkeden yönetilen kurum
DOMICILE İKAMETGÂH: İngiliz teamül hukukunda bir kişinin ikametgâhı sürekli olarak ikamet ettiği ev ya da o kişinin her daim geri dönme niyeti taşıdığı yerdir. İkametgâh, bir kişinin belirli bir yeri sürekli oturduğu mesken haline getirmesi iken; ikamet, bir kişinin belirli bir dönem yaşadığı yeri ifade eder.
DOMICILE, FISCAL İŞLERİN YÜRÜTÜLDÜĞÜ YER: Bazen ikamet ile aynı anlama gelen terim. Buna karşın, mali yönden işlerin yürütüldüğü yer, zorunlu olarak ikamet terimi ile aynı anlama gelmez.
DOUBLE DIPPING ÇİFTE YARAR SAĞLANMA (ÇOĞU ZAMAN YASADIŞI YOLLARLA BİR VERGİ YA DA YAN ÖDEME SİSTEMİNDEN): Çifte mukimliğe sahip şirketlerin aynı harcamayı iki farklı ülkenin yetki alanında indirime konu etme ihtimalleri için kullanılan terim.
DOUBLE TAXATION TREATY ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI: Vergi anlaşması (Tax treaty) terimine bakınız.
DOUBLE TAXATION, DOMESTIC AND INTERNATIONAL ÇİFTE VERGİLENDİRME (YURTİÇİ VE ULUSLAR ARASI BAKIMDAN): Federal sisteme sahip bir ülkede vergilendirme açısından eşit derecede bağımsızlığa sahip eyaletler tarafından benzer vergi uygulandığı zaman ülke içinde çifte vergilendirme sorunu ortaya çıkar. Uluslar arası düzeyde çifte vergilendirme ise gelirin kaynak ülkede ve aynı zamanda bu tür geliri elde eden kişinin mukim olduğu ülkede vergilendirildiği durumlarda olduğu üzere, aynı vergilendirilebilir gelir veya kazanç üzerinden benzer vergilerin aynı mükellefe iki ya da daha fazla ülkede uygulandığı durumlarda ortaya çıkar.
DOUBLE TAXATION, ECONOMIC AND JURIDICAL ÇİFTE VERGİLENDİRME (İKTİSADİ VE HUKUKİ): Aynı kişi birden fazla ülkede aynı gelir üzerinden iki kez vergilendirildiği zaman hukuki çifte vergilendirme söz konusu olur. Eğer aynı vergi unsuru üzerinden birden fazla kişi vergilendirilirse iktisadi çifte vergilendirme söz konusu olur.
DTA ÇİFTE VERGİLENDİRME ANLAŞMASI: Vergi anlaşması (Tax treaty) terimine bakınız.
DUAL RESIDENCE ÇİFTE MUKİMLİK: İlgili ülkelerin kanunlarına göre, çünkü her iki ülke de mukimliğin tanımını farklı şekilde yapmaktadırlar, iki ya da daha fazla ülkede mukim kabul edilen kişi veya şirket
DUTY GÜMRÜK VERGİSİ: Gümrük vergileri (bazı durumlarda tarife olarak da adlandırılırlar) ithal edilen ürünler üzerinden tahsil edilmektedir.
DUTY-FREE ZONE GÜMRÜKSÜZ BÖLGE: Yurt içine ithal edilmemesi şartıyla, gümrük vergisi ödemeksizin ithal edilen malların boşaltılabildiği, stoklanabildiği ve yeniden yüklenebildiği genellikle uluslar arası bir limanın veya havalimanının yanında kurulu bulunan bölge
All intellectual property and legal rights of OECD Glossary of Tax Terms are owned by Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD).

OECD Glossary of Tax Terms is translated into Turkish by Ramazan Biçer, a partner at Centrum Consulting but it does not reflect the official translation.

Copying, duplicating, publishing and releasing of OECD Glossary of Tax Terms without official and prior permission by OECD mean that OECD's intellectual property and legal rights are violated.