YAYINLARIMIZ

OECD Vergi Terimleri Sözlüğü

FACTORING FAKTÖRİNG: Bir girişimcinin borçlularından olan alacağını nakit elde etmek amacıyla (alacağın tamamından daha düşük bir miktarın söz konusu olmasına rağmen) üçüncü bir tarafa satmasına yönelik mali işlem. Bu durumda, üçüncü taraf alacağın yönetilmesi ve vade tarihinde tahsil edilmesi için kendi adına bir sorumluluk üstlenmektedir.
FAIR MARKET VALUE MAKUL PİYASA FİYATI: Serbest piyasada gerçekleştirilen bir işlemde satıcının satmayı, alıcının da satın almayı kabul ettiği fiyat
FEDERAL REGISTER AMERİKAN FEDERAL RESMİ GAZETESİ: Çeşitli hükümet kurumları tarafından çıkarılan düzenlemelerin günlük olarak yayınladığı, ABD federal hükümeti tarafından çıkarılan resmi yayın
FEDERAL TAX FEDERAL VERGİ: Federal hükümet sisteminin geçerli olduğu devletlerde, vergilendirme iki düzeyde uygulanıyor olabilir: Federasyon veya konfederasyon tarafından uygulanan vergilendirme ve eyalet veya bölge yönetimleri tarafından uygulanan vergilendirme
FEE HARÇ: Merkezi yönetim ya da mahalli idareler tarafından alınan harçlar, ilgili otorite tarafından belirli bir hizmet verme karşılığında yapılan ödemeler olarak uygulandığı zaman vergilerden ayırt edilebilirler. Harçlar, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında anlaşma kapsamında sıralanan vergilerden birisi olarak çoğunlukla kabul edilmezler.
FIDUCIARY VEKİL: Lehdar adına kendi himayesinde bir takım varlıkları tutan kişi, şirket veya kurum
FIELD AUDIT MÜKELLEF NEZDİNDE VERGİ DENETİMİ: Vergi inceleme elemanları tarafından mükellefin iş yerinde defter, belge ve vergi beyannamesinin incelenmesi
FIFO FIFO/İLK GİREN İLK ÇIKAR YÖNTEMİ (MUHASEBE): İlk alınan mal ya da maddelerin ilk olarak satılacağını kabul eden ve “ilk giren ilk çıkar” ilkesine dayalı olarak uygulanan stok değerleme yöntemi
FINAL TAX NİHAİ VERGİ: Vergi anlaşmalarına göre, kaynak ülke tarafından uygulanan stopaj vergisi, diğer durumlarda uygulanabilecek vergi oranından daha düşük bir oran ile sınırlandırılabilir. Bu indirimli vergi oranı, bu durumda kaynak ülke açısından nihai vergi anlamına gelmektedir.
FINANCE COMPANY FİNANSMAN ŞİRKETİ: Bağlı şirket şeklinde kurulu olan, grup içinden veya grup dışından fon temin eden ve aldığı fonları bağlı kurumlarına (ilişkili kişilerine) aktaran ve tamamen başka bir şirket tarafından sahip olunan şirket. Birçok durumda bir finansman şirketi, düşük vergi oranlarının uygulandığı ya da verginin hiç uygulandığı ülke ya da bölgelerde kurulur.
FINANCE LEASE FİNANSAL KİRALAMA: Kiralamada bulunanın sadece sermayedar olarak kabul edildiği kiralama türü. Kiralayan ise kiralanan varlığın sahibi olarak kabul edilir. (Faaliyet kiralaması, operating lease, ile karşılaştırınız.)
FINANCIAL STATEMENT MALİ TABLOLAR: Bir şirket hakkındaki tüm mali verileri içeren rapor. Bu rapor, genellikle bilanço ve gelir tablosundan oluşur ve diğer mali bilgileri de içerebilir.
FINANCIAL STRUCTURE MALİ YAPI: Tüm varlıkların finansman şeklini içerecek şekilde bir şirketin bilançosunun sağ tarafının (aktifinin) yapısal özelliği
FIRST IN, FIRST OUT (FIFO) İLK GİREN İLK ÇIKAR YÖNTEMİ: FİFO terimine bakınız
FISCAL DOMICILE MALİ AÇIDAN MUKİMLİK: İşlerin yürütüldüğü yer (Domicile, fiscal) terimine bakınız.
FISCAL NULLITY DOCTRINE MALİ HÜKÜMSÜZLÜK DOKTRİNİ: İngiltere’de vergiden kaçınma ile ilgili olaylarda kullanılan İngiliz teamül hukuku doktrini ki bu doktrin nedeniyle bazı işlemler mali açıdan geçerli olarak kabul edilmez.
FISCAL POLICY MALİYE POLİTİKASI: Vergilendirme (kamu gelirleri) ve kamu harcamaları ile ilgili iktisadi politikanın parçası olan politika
FISCAL RESIDENCE MALİ MUKİMLİK: Mukim (Residence) terimine bakınız.
FISCAL TRANSPARENCY MALİ ŞEFFAFLIK: Bir kurumu (tüzel kişiliği) inceleyebilmek ve kar ve zararlarından dolayı kurum üyelerini doğrudan sorumlu tutabilmek. Kimi teşebbüslerin karları, kurum düzeyinde değil ortakları (üyeleri) bakımından vergiye tabi tutulur. Çoğu durumda bu, örneğin ortaklık şeklinde kurulmuş kurumlar için geçerlidir.
FISCAL YEAR MALİ YIL: Bir teşebbüsün mali hesaplarını tutması için belirlenen on iki aylık dönem
FIXED ASSETS SABİT VARLIKLAR: Ya sürekli olarak ya da genellikle bir yıldan fazla olacak şekilde nispeten uzun bir dönem için bir teşebbüs tarafından elde tutulan varlıklar
FIXED BASE SABİT İŞYERİ: Bu terim, serbest meslek faaliyetleri bakımından OECD ve Birleşmiş Milletler Vergi Anlaşmalarında kullanılan bir terimdir ancak OECD Model Vergi Anlaşmasının 14 üncü maddesi anlaşma metninden çıkarılmıştır ve bu maddede düzenlenen hususlar şu anda genel olarak ticari karın daimi işyerine atfedilmesini düzenleyen 7 nci madde kapsamında ele alınmaktadır. Bu terim, örneğin bir doktorun muayenehanesi gibi serbest meslek faaliyetlerinin sürdürüldüğü devamlı ya da sabit karakterli bir faaliyet merkezini ifade eder. Eğer mükellef o ülkede sabit bir işyerine sahip ise ve elde edilen gelir sabit işyerine dayandırılabiliyorsa sabit işyerini düzenleyen madde hükümleri serbest meslek kazançlarından elde edilen gelirin vergilendirilmesi hakkının diğer ülkeye (kaynak ülkeye) ait olduğu yönünde bir atıfta bulunur.
FIXED INCOME SABİT GETİRİ: Adi hisse senetlerinden elde edilen temettülerin aksine tahvil ve borçlanma senetlerinden elde edilen faiz veya imtiyazlı hisse senetlerinden elde edilen temettü gibi belirli bir dönem üzerinden hesaplanan sabit kazanç
FLAG OF CONVENIENCE MALİ NEDENLERDEN DOLAYI BİR GEMİNİN YABANCI BAYRAK TAŞIMASI: Gemilere asılan ve kayıtlı olduğu ülkeyi gösteren milli bayrak. Bu terim, uluslar arası gemicilikte hukuki düzenlemeleri ve vergi rejimine dayalı olarak bir geminin kayıtlı olduğu ülkenin belirlendiği durumlarda kullanılır.
FLAT TAX SABİT ORANLI VERGİ: Gelir düzeyine bakılmaksızın tüm gelirlere aynı oranda uygulanan vergi. Bu tür vergi, sıklıkla artan oranlı vergiye bir alternatif olarak görülür.
FLOORS GİDERLER AÇISINDAN ALT LİMİTLER: Tıbbi harcamalar gibi vergi dışı bırakılan gelir ve geçmiş yıl zararları düşüldükten sonra bulunan kazanç üzerinden tespit edilen giderlere ilişkin alt limitler. Bir mükellef, bir indirimi uygulayabilmesi için geçerli olan alt limitten daha fazla bir harcamada bulunmak zorundadır ve sadece bu limitin üzerindeki tutarlar indirime tabi tutulabilir.
FLOW-THROUGH ENTITY MALİ ŞEFFAFLİĞİ OLAN KURUM: Mali şeffaflık (Fiscal transparency) terimine bakınız.
FOB VALUE FOB DEĞERİ (SİGORTA, NAVLUN VE NAKLİYE HARİÇ, MALIN SATIŞ DEĞERİ): FOB, güvertede teslim manasına gelir. FOB değeri, nakliye, sigorta ve navlun hariç değeri ifade eder ve aşağı yukarı menşe ülkesindeki yurtiçi fiyattır.
FORCE OF ATTRACTION ÇEKİM KUVVETİ: Daimi işyerinin, mukim olduğu ülke tarafından sadece mukim olduğu ülkede elde ettiği gelir ve sahip olduğu varlıklar üzerinden değil aynı zamanda ana merkez tarafından o ülke kaynaklı olarak elde edilen kazanç ve daimi işyerinin mukim olduğu ülkede ana merkez tarafından sahip olunulan tüm mal varlığından kazanılan iratlar üzerinden vergilendirilmesine dayanan kavram. OECD Model Vergi Anlaşması, bu konseptin uygulanmasına izin vermemektedir.
FOREIGN CURRENCY FORWARD İLERİYE DÖNÜK DÖVİZ SÖZLEŞMESİ (DÖVİZ FORWARD SÖZLEŞMESİ): Forward sözleşmesi (Forward contract) terimine bakınız. Bu sözleşme, resmi ticaret borsalarında düzenlenen sözleşmelerden daha çok gayriresmi, bankalar arası piyasada düzenlenmesi ve standart bir hale getirilmemiş olması hariç döviz alım satımını düzenleyen future sözleşmeleri ile aynı amaca hizmet eder.
FOREIGN CURRENCY FUTURES GELECEĞE DÖNÜK DÖVİZ SÖZLEŞMESİ (DÖVİZ FUTURE SÖZLEŞMESİ): Gelecekteki belirli bir tarihte belirli bir miktardaki dövizin ödenmesi (teslim edilmesi) için düzenlenen devredilebilir döviz sözleşmesi. Dövizin fiyatı, sözleşmenin yapıldığı veya sona erdiği tarihte tespit edilir. İleriye dönük döviz sözleşmesinin aksine geleceğe dönük döviz sözleşmeleri, sözleşmenin kapsamı, şartname ve ödeme tarihini belirtecek şekilde düzenlenirler ve alım satıma konu edilebilirler.
FOREIGN CURRENCY OPTION DÖVİZ OPSİYON SÖZLEŞMESİ: Döviz almak/satmak için seçenek sunan hukuki sözleşme. Opsiyon (Option) terimine bakınız.
FOREIGN CURRENCY SWAP DÖVİZ TAKAS (SWAP) SÖZLEŞMESİ: Belir bir süreliğine belirli miktardaki iki farklı dövizin takas edilmesi konusunda iki ya da daha fazla tarafın mutabakata vardığını gösteren anlaşma. Anlaşmanın hükümleri bakımından, taraflar takas ettikleri döviz için yapılan sabit veya değişken oranlı faiz ödemesini birbirleriyle değiş tokuş ederler.
FOREIGN EXCHANGE CONTROL KAMBİYO KONTROLÜ: Kambiyo denetimi (Exchange control) terimine bakınız.
FOREIGN EXCHANGE TAX DÖVİZ SATIŞ VERGİSİ: Yurtiçinde bulunan bankacılık kurumları ve döviz alım satımı yapan yetkili aracı kurumlar tarafından dövizin satılmasını içeren işlemler üzerinden alınan özel vergi
FOREIGN TAX CREDIT (FTC) YURTDIŞINDA ÖDENEN VERGİNİN MAHSUBU: Mahsup (Yurtdışında ödenen verginin mahsubu, Credit, foreign tax) terimine bakınız.
FOREIGN TAX RELIEF YURTDIŞINDA ÖDENEN VERGİNİN İNDİRİMİ: Daha önceden yabancı bir ülkede vergiye tabi olan bir gelirin yurt içinde de vergiye tabi olması durumunda yabancı memlekette ödenen vergilerin yurt içinde ödenecek vergiden indirilmesi. Genel bir ifadeyle, yurtdışında ödenen verginin indirime konu edilebilmesi için iki yaklaşım kullanılmaktadır: İndirim yöntemi veya istisna yöntemi.
FOREIGN-SOURCE INCOME YURTDIŞINDAN ELDE EDİLEN KAZANÇLAR: Genellikle mükellefin mukim olduğu ülke dışındaki diğer ülkelerden elde edilen gelirler
FORFAIT GÖTÜRÜ USULDE VERGİLENDİRME: Birçok ülkede vergi bazen tahmini bir matrah üzerinden uygulanır ve bu usul özellikle gelir vergisinin uygulamasında veya küçük işletme sahiplerinin muamelelerinden alınan vergi için kullanılmaktadır.
FORMS, TAX FORM (VERGİ): Vergi formu (Tax form) terimine bakınız.
FORMULA APPORTIONMENT BELİRLİ BİR FORMÜLE GÖRE DAĞITIM: Üniter vergi sistemi (Unitary tax system) terimine bakınız.
FORMULATORY APPROACH FORMÜLE DAYALI YAKLAŞIM: Üniter vergi sistemi (Unitary tax system) terimine bakınız
FORWARD CONTRACT İLERİDE TESLİM ŞARTLI SÖZLEŞME: Gelecekteki belirli bir tarihte bir miktar varlığını (örneğin döviz, hisse senedi, emtia) teslim etmeyi taahhüt eden sözleşme
FRANCHISE TAXES İMTİYAZ VERGİSİ (HÜKÜMET TARAFINDAN VERİLEN İMTİYAZ KARŞILIĞINDA ÖDENEN VERGİ): ABD’deki hemen hemen tüm eyaletler, tam ve dar mükellef kurumlardan kendi eyaletlerinde ticari faaliyette bulunma hakkına sahip olmak için yıllık olarak bir imtiyaz vergisi tahsil etmektedir.
FRAUD VERGİ KAÇAKÇILIĞI: Vergi kaçakçılığı, ceza kanunu hükümlerine göre genellikle cezaya çaptırılacak bilinçli vergi kaçırma yöntemidir. Vergi kaçakçığı aynı zamanda bilinçli olarak yanıltıcı beyanname ibraz etme, sahte doküman hazırlama ve benzeri durumları içinde barındırır.
FRINGE BENEFITS ÜCRET DIŞI ÖDEMELER: Normal ücret ya da maaşın yanında sağlanan ödemeler. Bu ödemeler, tatil ikramiyesi gibi nakdi yardım olarak sağlanabilir veya ücretsiz yatacak yer sağlama gibi ayni olarak da temin edilebilir. Birçok ülke, çalışanlara tahsis edilen binek araç ve kalacak yere ilişkin hakları da ücret kapsamında vergilendirmesine rağmen, diğer yan ödemelerin vergi karşısındaki durumu ülkeden ülkeye önemli şekilde değişiklik göstermektedir.
FRIVOLOUS POSITION ASILSIZ İDDİA: Kötü niyetli olunması nedeniyle açık olarak mükellef lehine avantaj sağlayan ve açıkça hatalı olan sav
FRONTIER WORKERS SINIR İŞÇİLERİ: Vergisel açıdan bir sınır işçisi, ikametgâhının bulunduğu yer ile işyeri arasındaki iki ülke sınırını aşarak (örneğin günlük olarak) seyahat eden kişidir.
FRONTING PARAVANLIK YAPMA: Kanunun boşluklarından yararlanarak transfer fiyatlandırması mevzuatını çarpıtmak için üçüncü bir tarafı bir işlemde araya sokarak gerçekleştirilen uygulamayı tanımlamak için kullanılan terim
FRUIT AND TREE DOCTRINE AĞAÇ VE MEYVESİ İLKESİ: Vergisel açıdan, hizmetin niteliğinden dolayı gelir elde eden bir kişinin böyle bir geliri diğer bir kişiye devredemeyeceğini belirten düstur (kazai doktrin)
FTC Yurtdışında ödenen verginin mahsubu (Foreign tax credit) terimine bakınız.
FUNCTIONAL ANALYSIS İŞLEV ANALİZİ: Karşılaştırmaya uygun kontrolsüz işlemlerde ilişkisiz kişilerin gerçekleştirdiği işlevler ile kontrollü işlemlerde ilişkili kişiler tarafından gerçekleştirilen işlevlerin (üstlenilen riskler ve kullanılan varlıkları da dikkate alarak gerçekleştirilen) analizi
FURNISS V. DAWSON FURNİSS V. DAWSON DAVASI: Genel olarak mihenk taşı olarak kabul edilen ve 1984 yılında İngiliz Lortlar Kamarası tarafından verilen karara dayalı dava. Davada, vergi kaçırmaktan öteye mükelleflerce hazırlanan ancak hiçbir ticari gerçekliği olmayan vergiden kaçınmaya ilişkin işlemler hükümsüz kılınmıştır.
FUTURES CONTRACT VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMESİ: Organize şekilde faaliyet gösteren vadeli işlem borsasının bulunduğu bir piyasada tüm taraflar için ortak olarak hazırlanmış standart bir sözleşmeye dayalı olarak gelecekteki bir tarihte belirli bir fiyattan belirli malların (hisse senedi veya emtia gibi) alıcı ve satıcı arasında el değiştirmesini düzenleyen anlaşma
All intellectual property and legal rights of OECD Glossary of Tax Terms are owned by Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD).

OECD Glossary of Tax Terms is translated into Turkish by Ramazan Biçer, a partner at Centrum Consulting but it does not reflect the official translation.

Copying, duplicating, publishing and releasing of OECD Glossary of Tax Terms without official and prior permission by OECD mean that OECD's intellectual property and legal rights are violated.