Sizi Arayalım
7338 SAYILI KANUN (Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun)

REHBER: 30.10.2021/09

7338 SAYILI KANUN (Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun)

Hatırlanacağı üzere; Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 01.10.2021 tarihinde TBMM’ye sunulmuştu.

Yürütme ve yürürlük maddeleri dahil toplam 63 maddeden oluşan Kanun Teklifi ile yapılan düzenlemelerden öne çıkan bazı hususlara 06.10.2021/140 tarih ve sayılı Duyurumuzda yer vermiştik.

7338 Sayılı “Vergi Usul Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 26.10.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kanun teklifi TBMM görüşmeleri esnasında bazı değişikliklere uğradığından, teklif metni ile yasa metni arasında bazı farklılıklar meydana gelmiştir.

7338 sayılı Kanuna ilişkin detaylı açıklamalarımız aşağıda yer almaktadır.

IV. Geçici Vergi Dönemi Kaldırılmıştır

Kanunun 9. maddesi ile GVK’nın mükerrer 120. maddesinde yapılan değişiklikle, cari vergilendirme döneminin ilk dokuz ayı, üçer aylık dönemler itibariyle geçici vergi dönemleri olarak belirlenmektedir. Buna göre, cari vergilendirme dönemi içerisindeki üç, altı ve dokuz aylık periyodlar üçer aylık dönemler itibariyle geçici vergi dönemleri kabul edilmiştir. İlgili takvim yılı veya hesap döneminin son üç aylık dönemi ise geçici vergi dönemi kapsamından çıkarılmış olup madde kapsamındaki mükellefler tarafından bu dönem için geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir.

Değişiklik 2022 hesap döneminden itibaren yürürlüğe girecek olup hesap dönemi takvim yılı olanlar için 01.01.2022 tarihinden itibaren geçici vergi dönemleri aşağıdaki gibi olacaktır:

  • Birinci dönem: Ocak - Şubat - Mart
  • İkinci dönem: Nisan - Mayıs - Haziran
  • Üçüncü dönem: Temmuz - Ağustos - Eylül

Yukarıdaki geçici vergi uygulaması düzenlemesi paralelinde, Kanun Teklifi’nin 60 ve 61. maddeleri ile kurumlar vergisi beyan sürelerinde de düzenlemeye gidilerek, kurumlar vergisi beyannamesinin hesap döneminin kapandığı ayın üçüncü ayın (hesap dönemi takvim yılı olanlar için Mart ayı) 1. gününden 25. günü akşamına beyan edilmesi öngörülmekteydi.

Ancak, TBMM Genel Kurulunda, kanun teklifinin 4, 7, 9, 60 ve 61. maddelerine ilişkin verilen önergelerle bu düzenlemelerden vazgeçilmiştir. Buna göre, yıllık gelir ve kurumlar vergisinin beyanlarına ilişkin sürelerde bir değişiklik yapılmamıştır.

Öte yandan,  söz konusu değişikliğin 2022 yılı vergilendirme dönemine ilişkin verilecek beyannamelerden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini belirtmekte fayda vardır. Buna göre, 2021 yılında verilecek geçici vergi beyannameleri açısından bir değişiklik söz konusu değildir.

Vergiye Uyumlu Mükelleflerde Vergi İndiriminden Faydalanabilme Şartlarının Kolaylaştırılması Sağlanmıştır

Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi sağlayan düzenleme GVK’nın mükerrer 121. maddesinde düzenlenmektedir. Bu düzenleme uyarınca, belirlenmiş mükellefler hariç olmak üzere, ilgili kanun maddesinde sayılan şartları taşıyan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5'i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilmektedir. (Hesaplanan indirim tutarı, her hal ve takdirde 2021 yılı için 1.500.000 TL’den fazla olamamaktadır)

Söz konusu indirimden faydalanabilmek için gerekli şartlardan biri de indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmamasıdır.

Kanunun 10. maddesi ile GVK’nın mükerrer 121. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, indirimden yararlanmada koşullardan biri olan “indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki iki yılda haklarında tarhiyat yapılmamış olması” koşulu, yapılan tarhiyatların kesinleşmesine bağlanmaktadır. Yani, maddede belirtilen süre içerisinde haklarında tarhiyat yapılmış olmakla birlikte bu tarhiyatın kesinleşmemiş olması halinde de mükellefler anılan indirimden yararlanabileceklerdir. Bununla birlikte, söz konusu süre içerisinde kesinleşen tarhiyatın yukarıda belirtilen ve her sene yeniden belirlenen indirim tutarı üst sınırının %1 inden az olması durumunda da indirimden yararlanma şartları ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Örneğin 2022 yılında verilecek beyannameler için bu tutar 2.000.000 TL olarak belirlenecek olursa, bunun %1‘i olan 20.000 TL’ye kadar 2019, 2020 ve 2021 yılları için kesinleşen tarhiyatlar indirim şartını ihlal olarak değerlendirilmeyecektir.

Diğer taraftan, maddeyle ilgili bentteki vergi indiriminden yararlanılabilmesi için beyana tabi vergi türleri itibarıyla kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulunda da değişiklik yapılmakta; ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış ve kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulu vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibarıyla sınırlandırılmıştır.

Bu düzenleme 01.01.2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Enflasyon Düzeltmesi Koşullarının Oluşmadığı Dönemlerde Yeniden Değerleme İmkanı Getirilmiştir

Yeniden değerleme uygulaması 01.01.2004 tarihine kadar VUK’un mükerrer 298. maddesinde düzenlenmekteydi. 30.12.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 Sayılı Kanun ile 01.01.2004 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere, “Yeniden Değerleme” başlıklı mükerrer 298. maddenin başlığı “Enflasyon düzeltmesi ve yeniden değerleme oranı” olarak değiştirilmiş ve ilgili madde hükmünden yeniden değerleme uygulaması kaldırılmıştı.

7326 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile VUK’un geçici 31. maddesine eklenen 7. fıkra ile 31.12.2021 tarihine kadar şirketlerin aktiflerinde bulunan taşınmazlar ile amortismana tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutarak (Yİ-ÜFE oranına göre) bugünkü değerine getirilmesine imkanı sağlanmıştı. Ayrıca değer artışı tutarı üzerinden %2 oranında vergi hesaplanmaktadır.

7338 sayılı Kanun ile VUK’un mükerrer 298. Maddesinde yapılan değişikliklerle maddeye tekrardan, yeniden değerleme uygulamasını getiren bir fıkra eklenmiştir.

Böylelikle, tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (enflasyon düzeltmesi yapanlar ile kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç) enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği hesap dönemlerinin sonu itibarıyla, bilançolarına dâhil bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerini (bu niteliklerini korudukları müddetçe sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilenler hariç) ve bunlar üzerinden ayrılmış olup bilançolarının pasifinde gösterilen amortismanları bazı şartlar doğrultusunda yeniden değerleyebileceklerdir.

Yeniden değerlemede, iktisadi kıymetlerin ve bunlara ait amortismanların, değerlemenin yapılacağı hesap dönemi sonu itibarıyla yasal defter kayıtlarında yer alan değerleri dikkate alınacaktır. İktisadi kıymetlerin ve bunlara ilişkin amortismanların, yeniden değerlemenin yapılacağı yıla ait olan yeniden değerleme oranı ile çarpılması suretiyle yeniden değerleme sonrası değerleri bulunacaktır olup yeniden değerlemeye tabi tutulan iktisadi kıymetlerin her birine isabet eden değer artışı ayrıntılı olarak görünecek şekilde, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilecektir.

  • İktisadi kıymetlerini bu kapsamda yeniden değerlemeye tabi tutanlar bu kıymetlerini, yeniden değerleme sonrasında bulunan değerleri üzerinden amortismana tabi tutmaya devam edeceklerdir.
  • Pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Sermayeye eklenen değer artışları, ortaklar tarafından işletmeye ilave edilmiş kıymetler olarak kabul edilecektir. Dolayısıyla bu işlemler kâr dağıtımı sayılmayacaktır.
  • Yeniden değerlemeye tabi tutulan iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması (satış, devir, işletmeden çekiş, tasfiye gibi) halinde, bunlara isabet eden pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları aynen amortismanlar gibi işleme tabi tutulacaktır.
  • Diğer taraftan, VUK’un mükerrer 298. madde metninde yeniden değerleme işlemi sonrasında hesaplanacak bir vergiden bahsedilmemektedir; ancak bu Kanunun 52. maddesi ile VUK'a eklenen geçici 32. maddede, mükerrer 298. maddeye eklenen (Ç) fıkrası uyarınca yeniden değerleme yapacak mükelleflerin, istemeleri halinde, ilk kez yeniden değerleme yapacakları hesap döneminden önceki hesap döneminin sonu itibarıyla bilançolarına kayıtlı bulunan taşınmazlar ile amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini maddede yer alan kapsam, şart ve hükümlere uymak koşuluyla yeniden değerleyebileceklerine ilişkin hükümlere yer verilmiş olup; geçici madde kapsamında yapılacak değerleme sonucunda ortaya çıkan ve pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarı üzerinden %2 oranında vergi hesaplanacağına yer verilmiştir.

Bu düzenleme 01.01.2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Amortisman Uygulamasında Gün Esası ve Amortisman Sürelerini Uzatabilme İmkanı Sağlanmıştır

Amortisman süresi, iktisadi kıymetlerin aktife girdikleri hesap döneminden itibaren başlamakta ve iktisadi kıymetler Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen faydalı ömürlerine göre amortismana tabi tutulmaktadırlar.

Kanunun 34. maddesi ile VUK’un 320. maddesinde yapılan değişiklikle, işletme aktifine yeni kaydedilecek amortismana tabi iktisadi kıymetler için aktife girme tarihinden itibaren günlük esasa göre amortisman ayrılabilmesi bir seçimlik imkan olarak mükelleflere tanınmış ve bunun yanı sıra daha uzun faydalı ömürler dikkate alınarak amortisman sürelerini uzatabilme imkanı getirilmiştir.

Buna göre;

  • İşletme aktifine yeni kaydedilecek amortismana tabi iktisadi kıymetler için faydalı ömür süresinin gün olarak hesaplanmasında, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yıl olarak tespit ve ilan edilen faydalı ömür süreleri 365 ile çarpılmak suretiyle belirlenecektir.
  • Mükelleflere, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömür süresinin iki katını ve elli yılı aşmamak, ayrıca her yıl için aynı nispet uygulanması şartıyla, daha uzun faydalı ömürler dikkate alınarak amortisman sürelerini uzatabilme imkanı getirilmiştir. Örneğin halihazırda jeneratörler 10 yılda amorti edilmekte olup bu düzenlemeyle amortisman süresi 20 yıla kadar uzatılabilecektir. Bu durumda her yıl %5 amortisman oranı dikkate alınacak ve bu şekilde belirlenen amortisman süresi ve oranı, izleyen yıllarda değiştirilemeyecektir.
  • Yıl veya gün esasına göre amortisman ayırabilme serbestisi tanınan iktisadi kıymetler bakımından, söz konusu yöntemlerden biri ile amortisman hesaplanmasına başlandıktan sonra, hesaplama şekli değiştirilemeyecektir.

Sözü edilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Şüpheli Alacak Uygulamasında Dava ve İcra Takibine Değmeyecek Derecede Küçük Olan Alacaklara İlişkin Azami Bir Tutar Belirlenmiştir

Bilindiği üzere Şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi için temel kural, alacağın tahsilinin şüpheli hale gelmesinin tespit edilmesidir. Alacağın tahsilinin hangi durumlarda şüpheli sayılacağına ilişkin belirlemede VUK’un 323. maddesinde 2 kriter sayılmıştır:

  • Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
  • Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar.

VUK’un 323. maddesinde yapılan değişikle, dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük olan alacaklara ilişkin 3.000 TL’lik bir azami tutar belirlenerek bu konudaki belirsizlik giderilmiştir.

Diğer taraftan şüpheli alacak hükümlerinin işletme hesabı esasında defter tutan mükellefler açısından da uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.

Bu düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yenileme Fonu Ayrıldığı Durumlarda Fon Hesabındaki 3 Yıllık Bekleme Süresinin Başlangıcına İlişkin Tereddütler Giderilmiştir

Bilindiği üzere; Yenileme fonu uygulaması; amortismana tabi bir iktisadi kıymetin varlığı ve bu kıymetin satılmasından oluşan kârın aynı neviden yeni bir iktisadi kıymet alımında kullanılması halinde söz konusu olabilmektedir.

Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde satıştan doğan kâr, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami 3 yıl süre ile tutulabilmektedir.  Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan kârlar ise 3. yılın vergi matrahına eklenmektedir.

Bu uygulama çerçevesinde, söz konusu 3 yıllık sürenin, satışın yapıldığı yıldan mı yoksa satışın yapıldığı tarihi takip eden yıldan itibaren mi başladığı hususunda belirsizlikler vardı.

Kanunun 36. maddesi ile VUK’un 328. maddesinde yapılan değişiklikle, 3 yıllık sürenin, satışın yapıldığı tarihi takip eden yıldan itibaren başlayacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.

Böylelikle, satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı gerçekleşmezse, geçici hesapta tutulan kâr, satışın yapıldığı yılı takip eden 3. takvim yılının kar ve zarar hesabına eklenecektir.

Bu düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Nakdi Sermaye Artırımı Uygulamasında Yurt Dışından Gelen Sermayeye Daha Fazla İndirim İmkanı Sağlanmıştır

Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)’nın “Diğer indirimler” başlıklı 10/1-ı bendinde; sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan "Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı" dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50'sinin kurum kazancından indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Kanunun 59. maddesi ile KVK’nın 10/1-ı bendinde yapılan değişiklikle, söz konusu %50 oranının yurt dışından gelen sermaye payları için %75 olarak uygulanması yönünde düzenleme yapılmıştır.

Bu düzenleme, Kanunun yayımı tarihi itibariyle (26.10.2021) yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten itibaren artırılan sermaye yükümlülükleri açısından geçerli olacaktır.

Yatırıma Katkı Tutarının %10’luk Kısmının, ÖTV ve KDV Hariç, Diğer Vergi Borçlarından Terkin Edilmek Suretiyle Kullanılmasına Olanak Sağlanmıştır

KVK’nun mevcut 32/A maddesinde yer alan indirimli kurumlar vergisinde, mükellefler yatırım teşvik belgesi kapsamında yapmış oldukları yatırımlar nedeniyle hak kazandıkları yatırıma katkı tutarlarını, gerek yatırım tamamlandıktan sonra yatırımdan elde ettikleri kazançlarına, gerekse de yatırım döneminde diğer faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına indirimli oranda kurumlar vergisi uygulamak suretiyle kullanabilmektedirler.

  • Kanunun 60. maddesi ile KVK’nın 32/A maddesine eklenen 8. fıkrayla, yatırıma katkı tutarının %10'luk kısmı, kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken ayı takip eden 2. ayın sonuna kadar talep edilmesi şartıyla, ÖTV ve KDV hariç olmak üzere mükellefin tahakkuk etmiş diğer vergi borçlarından terkin edilmek suretiyle kullanılabilecektir.
  • Bu tutar ile birlikte, ilgili tutarın bir katı, vazgeçilen yatırıma katkı tutarı olarak toplam yatırıma katkı tutarından düşülecektir. Yatırımın bütünü itibarıyla, terkini talep edilebilecek toplam tutarın hesabında ise, mükellefin ilgili yatırım teşvik belgesi kapsamındaki toplam yatırım harcamasına yatırıma katkı oranının uygulanmasıyla belirlenen tutarın %10’unun aşılması mümkün olmayacaktır.
  • Düzenleme, mevcut ve yeni alınacak yatırım teşvik belgeleri Düzenleme, mevcut ve yeni alınacak yatırım teşvik belgeleri kapsamında 01.01.2022 tarihinden itibaren yapılacak yatırım harcamalarına uygulanmak üzere yürürlüğe girecek olup 01.01.2022 tarihinden önce yapılan yatırım harcamaları nedeniyle hak kazanılan ancak kazanç yetersizliği nedeniyle henüz kullanılamamış yatırıma katkı tutarları bu kapsamda değildir.

İnceleme Esnasında Pişmanlıkla Beyanname Verilebilmesi İmkanı Getirilmiştir

VUK’un 371. maddesine göre, mükellefler beyana dayanan vergilerle ilgili olarak vergi incelemesine başlandıktan sonra pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanname verememekteydiler.

Kanunun 42. maddesi ile Pişmanlık ve ıslaha ilişkin anılan maddede değişiklik yapılarak mükelleflerin, haklarında yapılmakta olan vergi incelemesi ya da yapılan takdire sevk işlemine ilişkin vergi türünden farklı vergi türü/türleri için pişmanlıkla beyanname verebilmesi mümkün hale gelmiştir.

Anılan düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5.000 TL’yi Aşan Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezaları, Uzlaşma ve Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Kapsamına Alınmıştır

Kanunun 44. ve 45. maddeleri ile VUK’un ek 1. ve VUK’un ek 11. maddelerinde yapılan değişikliklerle, 5.000 TL’yi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları uzlaşma ve tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamına alınmış, bu değişikliğe bağlı olarak VUK’un 376. maddesinde de değişiklik yapılarak, üzerinde uzlaşılan bu cezaların Kanunun ilgili maddesinde düzenlenen sürede ödenmesi durumunda %25’inin indirilmesi sağlanmıştır.

Diğer taraftan 5.000 TL’yi aşmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için ise VUK’un 376. maddesindeki indirim oranının %50 artırımlı olarak uygulanabilmesi imkanı getirilmiştir.

Anılan düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Tekerrür Uygulamasında Artırım Tutarının Kesinleşen Cezadan Fazla Olmaması Sağlanmıştır

VUK'un 339. maddesinde, "Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında 5, usulsüzlükte 2 yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası %50, usulsüzlük cezası %25 oranında artırılmak suretiyle uygulanır."  hükmü yer almaktaydı.

Kanunun 38. maddesi ile VUK’un 339. maddesi aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.

“Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, vergi ziyaı cezasında cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren 5. yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar, usulsüzlükte cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren 2.yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası %50, usulsüzlük cezası %25 oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Şu kadar ki, artırım tutarı kesinleşen cezadan (kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden) fazla olamaz.

Birinci fıkrada yer alan beş ve iki yıllık sürelerin hesabında, artırıma esas alınan cezaların kesinleşme tarihi dikkate alınır.”

Sözü edilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Alış Bedeli Ölçütü Kanuna Eklenmiştir

VUK’un 261. maddesine bir değerleme ölçütü olarak “Alış bedeli” eklenmiştir.

Diğer taraftan, VUK’a eklenen 268/A maddesiyle alış bedelinin tanımı aşağıdaki şekilde yapılmıştır.

  • “Alış bedeli, bir iktisadi kıymetin satın alma bedelidir. İktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi ile ilgili diğer giderler alış bedeline dâhil değildir.”

Bu düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Maliyet Bedeline Girmesi Zorunlu Olan ve Olmayan Unsurlar Belirlenmiştir

Maliyet Bedeli tanımına VUK’un 262. maddesinde yer verilmiştir. Bununla birlikte, VUK’ta hangi iktisadi kıymetin (gayrimenkul, demirbaş, emtia gibi) değerlemesinde, değerleme ölçüsü olarak “maliyet bedeli” kullanılacağı toplu bir halde sıralanmamaktadır.

Kanunun 27. maddesi ile VUK’un 262. maddesinde yapılan değişiklikle, söz konusu dağınıklık giderilerek, maliyet bedeline girmesi zorunlu olan ve olmayan unsurlar kapsamlı ve tadadi olarak sayılmıştır.

Buna göre, aşağıda sayılan giderler de maliyet bedeline dâhil edilecektir.

  • İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; gümrük vergileri, gümrük komisyonları, yükleme, boşaltma, nakliye ve montaj giderleri,
  • İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; resim ve harçlar, noter, tapu, mahkeme, değer tespiti, danışmanlık, komisyon ve ilan giderleri,
  • İktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının; emtiada emtianın stoklara girdiği tarihe kadar, diğer iktisadi kıymetlerde ise iktisadi kıymetin envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı ile söz konusu kredilere ilişkin giderler (Faiz giderleri ile kur farklarının diğer kısımlarını maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler),
  • İktisadi kıymetin stoklara veya envantere alındığı tarihe kadarki depolama ve sigorta giderleri,
  • Gayrimenkullerde mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.

Gayrimenkullerle doğrudan ilgili olması şartıyla, bunların envantere alındığı hesap dönemi sonuna kadar alınan hibeler maliyet bedelinden indirilecektir.

İktisadi kıymetin (emtia hariç) iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile ilgili olan özel tüketim vergisi, indirilemeyecek katma değer vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonunu maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.

Sözü edilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Kapsamında Uygulanan Karşılıklı Anlaşma Usulüne İlişkin Düzenlemeler Yapılmıştır

Ülkemizin taraf olduğu çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında yer alan karşılıklı anlaşma usulü maddesinin uygulanması Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesinde yayımlanmakta olan "Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarında Yer Alan Karşılıklı Anlaşma Usulüne İlişkin Rehber" ile açıklanmaktadır.

Bu Kanunun 46, 47, 48, 49 ve 50. maddeleri ile VUK’a eklenen ek 14 ila ek 18. maddelerle karşılıklı anlaşma usulü uygulamasının VUK’ta düzenlenmesi sağlanmıştır.

Bu düzenleme, 01.01.2022 tarihinden itibaren yapılacak başvurulara uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.

Elektronik Ortamda Vergi Dairesinin Kurulması İçin Hazine ve Maliye Bakanlığına Yetki Verilmiştir

Kanunun 12. maddesi ile VUK’un 4. maddesinde yapılan değişiklikle, fiziki ortamdan bağımsız olarak elektronik ortamda vergi dairesinin kurulması, vergi dairelerinin diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlenmesi suretiyle mükelleflere hızlı ve etkin hizmet verilebilmesinin sağlanması, vergi dairesince yapılan işlemlerin elektronik ortamda kurulan vergi daireleri tarafından da yerine getirilmesini temin edecek düzenlemeler yapma konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.

Bu düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Vergi İncelemesinin Uzaktan Yapılabilmesi İmkanı Sağlanmış, İncelemeye Başlama Tutanağının Düzenlenmesi Uygulamasından Vazgeçilmiştir

Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılmakta idi.

Kanunun 17. maddesi ile VUK’un 139. maddesinde yapılan değişiklikle, vergi incelemelerinin, inceleme elemanının dairesinde uzaktan yapılabilmesine imkan sağlanmıştır.

Öte yandan, bilindiği üzere vergi incelemelerine, mükellef ile birlikte imzalanan incelemeye başlama tutanağı düzenlenerek başlanılmaktaydı.

Kanunun 18. maddesi ile VUK’un 140. maddesinde yapılan değişiklikle, incelemeye, tutanak düzenlenerek başlanılması yerine mükellefe yapılacak “yazılı bildirim” ile başlanılması yönünde düzenleme yapılmıştır.

Bu düzenlemeler 01.07.2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

Elektronik Ortamda Tutulan Defterler İçin Berat Alınması veya Defterlerin GİB Tarafından Onaylanması Tasdik Yerine Geçecektir

Elektronik defterlerin tasdikiyle ilgili VUK’ta herhangi bir düzenleme bulunmamaktaydı.

Kanun 20. maddesiyle, tıpkı fiziki ortamda tutulan defterlerde bulunan tasdik zorunluluğuna benzer şekilde, e- defter için Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’den berat alınmasının ve elektronik diğer defterlerin GİB tarafından onaylanmasının bu defterler açısından tasdik yerine geçeceği, ayrıca elektronik belgelerin taşıması gereken zorunlu bilgileri ihtiva etmemesi halinde bu belgelerin hiç düzenlenmemiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Söz konusu düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

YMM Tasdik Raporu Gerektiren Durumlar İçin 60 Günlük Ek Süre Verilmiştir

Vergi kanunlarında yer alan muafiyet, istisna, zarar mahsubu ve benzeri hükümlerden yararlanılması için kimi durumlarda yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu aranmaktadır.

Kanunun 22. maddesi ile VUK’un mükerrer 227. maddesinde yapılan değişiklikle, yararlanılması yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu ibrazı şartına bağlanan muafiyet, istisna, zarar mahsubu ve benzeri konularda, tasdik raporunun süresi içerisinde ibraz edilmemesi durumunda, mükellefe tebliğ edilmek şartı ile 60 günlük bir mühlet verilmesi ve bu süre içinde tasdik raporunun ibraz edilmesi halinde raporun zamanında verilmiş sayılması; tasdik raporunun bu süre içinde de ibraz edilmemesi halinde ise tasdike konu haktan yararlanılamaması düzenlenmiştir.

Öte yandan, VUK’un mükerrer 227. maddesi uyarınca, tasdik kapsamına alınan konularda YMM tasdik raporunun yasal süresinde ibraz edilmemesi durumunda, 50.000 TL’den az ve 500.000 TL’den fazla olmamak üzere, yararlanılması tasdik raporunun ibrazı şartına bağlanan tutarın % 5’i oranında özel usulsüzlük cezası kesileceği yönünde düzenleme getirilmiştir.

İlgili düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Varlık Yönetim Şirketlerine Uygulanan Bazı İstisnalar Sürekli Hale Getirilmiştir

Bilindiği üzere, varlık yönetim şirketlerine kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince damga vergisi, harç ve KKDF istisnası uygulanmaktaydı.

Kanunun 58. maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinde yapılan değişiklikle, varlık yönetim şirketlerine kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince uygulanan damga vergisi, harç ve KKDF istisnası sürekli hale getirilmiş, söz konusu şirketlere tanınan banka ve sigorta muameleleri vergisine ilişkin istisna ise kaldırılmıştır.

Yukarıda belirtilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sermaye Piyasası Kanununun 31/B Maddesi Kapsamında Teminat Yöneticisinin Taraf Oldukları Dahil Olmak Üzere Sermaye Piyasası Araçlarının İhracına Konu Teminatlara İlişkin Olarak Düzenlenen Makbuz ve Kağıtlara Damga Vergisi İstisnası Sağlanmıştır

Kanunun 54. maddesi ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanuna ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (36) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle, Sermaye Piyasası Kanununun 31/B maddesi kapsamında teminat yöneticisinin taraf oldukları dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarının ihracına konu teminatlara ilişkin olarak düzenlenen makbuz ve kağıtlara damga vergisi istisnası sağlanmıştır.

Sözü edilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Basit Usule Tabi Olanların Ticari Kazançları Gelir Vergisinden İstisna Tutulmuştur

GVK’nın 47 ve 48. maddelerinde basit usule tabi olmanın genel şartları ve özel şartlarına yer verilmektedir. GVK’nın 46. maddesinde ise basit usulde ticari kazancın, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet fark olduğu; bu fark yapılan faaliyetle ilgili olarak VUK hükümlerine göre alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ile hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanacağı ve bu suretle tespit ve beyan olunan kazancın vergi tarhına esas alınacağına hükmedilmiştir.

Bu defa, Kanunun 1. maddesi ile GVK’ya eklenen mükerrer 20/A maddesiyle, GVK’nın 47 ve 48. maddelerinde yazılı şartları karşılayarak kazançları basit usulde tespit edilen mükelleflerin bu kazançları, gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna kapsamındaki bu kazançlar için yıllık beyanname verilmeyecek ve diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilmesi halinde de bu kazançlar beyannameye dâhil edilmeyecektir.

Bu hükümler, 01.01.2021 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Gider Pusulasının Düzenlenme Zorunluluğunun Bulunduğu Durumlara Açıklık Getirilmiştir

VUK’un 234. maddesinde düzenlenen gider pusulası, tevsik edici belgeler arasında yer almakla birlikte, uygulamada mükellefler nezdinde bahse konu belgenin düzenlenmesi gereken durumlar hakkında tereddütler yaşanabilmektedir.

Kanunun 23. maddesi ile VUK’un 234. maddesinde yapılan düzenlemeyle, gider pusulasının düzenlenme zorunluluğunun bulunduğu durumlara açıklık getirilmiş ve belgenin düzenlenme süresinin de 7 gün olduğu açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Ayrıca, maddede öngörülen hallerde banka, ödeme kuruluşu ve PTT tarafından düzenlenen belgeler (dekont, alındı vb.) ile bu Kanun uygulamasında belge düzenleme yükümlülüğü bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının tabi oldukları diğer ilgili mevzuat dahilinde düzenledikleri belgeler gider pusulası yerine kabul edilecek ve bu hallerde mükellefler tarafından ayrıca gider pusulası düzenlenmeyecektir.

Sözü edilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımı tarihini takip eden ayın başında (yani 01.11.2021 tarihinde) yürürlüğe girecektir.

Sosyal Medyadan Elde Edilen Kazançların Belirli Bir Tutarına Kadar İstisna Tanınmıştır

Sosyal medyada sosyal içerik üreticilerinin elde ettikleri kazançların tamamı Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nın ticari kazançlara ilişkin hükümleri çerçevesinde vergiye tabi tutulmaktadır. Ayrıca, GVK’nın 94/1 fıkrasında ticari kazanç sahipleri tevkifat yapmak zorunda olanlar arasında sayıldıklarından, aynı maddede sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapmaları durumunda muhtasar beyanname vermeleri gerekmektedir.

Kanunun 2. maddesi ile GVK’ya eklenen mükerrer 20/B maddesiyle, sosyal medya üzerinden paylaşım yapan sosyal içerik üreticilerinin elde ettikleri kazançlar ile mobil cihazlarda uygulama geliştirenlerin bu uygulamalardan elde ettikleri kazançları GVK’nun 103. maddesinde yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2021 yılı için 650.000 TL’yi) aşmamak kaydıyla gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu istisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi şarttır.

Bankalar, bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden, aktarım tarihi itibarıyla %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmak ile yükümlüler. Bu tutar üzerinden 94. madde kapsamında ayrıca tevkifat yapılmayacaktır.

Anılan düzenleme 01.01.2022 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Tarımsal Destekleme Ödemelerine Kazanç İstisnası Getirilmiştir

Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilerin zirai kazançları için vergilendirme usulü tevkifat olup zirai kazancın niteliğine göre farklı tevkifat oranları uygulanmaktadır.

Kanunun 3. maddesi ile GVK’ya eklenen mükerrer 20/C maddesiyle, Kamu kurum ve kuruluşları tarafından çiftçilere yapılan destek ödemeleri gelir vergisinden istisna edilmiş ve bu ödemelerden herhangi bir vergi kesintisi yapılmaması sağlanmıştır.

Sözü edilen düzenleme, Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı 26.10.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanun İle Getirilen Diğer Düzenlemeler

  • Vergi mahremiyetinin kapsamına Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’nın hizmet alımı yaptığı mükellefler ile hizmet alımı yapılanların ortak ve yöneticileri de eklenmiştir.
  • Yurt dışında bulunanlara yapılacak tebligat usulünde değişiklik yapılmakta, VDB/Defterdarlıkların elçilik ve konsolosluklara doğrudan gönderim yapabilmesi sağlanmıştır.
  • İlanen yapılacak tebligatların 3.600 TL’yi aşması halinde vergi ve vergi cezaları açısından GİB, diğer alacaklar açısından ise ilgili idarenin resmi internet sitesinde duyuru yapılacaktır.
  • GİB, düzeltme işlemlerinin bağlı olunan vergi dairesi dışındaki vergi daireleri tarafından yapılmasına izin verebilecektir.
  • Elektronik defter ve kayıt uygulamalarındaki kayıt düzenine uyulmaması fiilleri birinci derece usulsüzlük cezasının kapsamına alınmıştır.
  • Yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları, damga vergisi kanunu uygulamasında resmi daire kapsama alınmıştır.
  • Tütün mamülleri ile otomobillerdeki ÖTV oranında Cumhurbaşkanına tanınan yetki artırılarak ÖTV oranını 3 katına kadar artırma yetkisi verilmiştir.
  • Traktörler, ATV (her türlü arazide kullanılan araç) ve UTV (çok amaçlı hizmet aracı) ile motorlu karavanlar ÖTV Kanunu’na ekli II sayılı listeye eklenmiştir.

7338 sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanan haline ulaşmak için tıklayınız.

Saygılarımızla.

Dosyalar