Sizi Arayalım
Finansal Kiralama İşlemlerinin Değerlemesi ve Muhasebe Kayıtları

MAKALE: 29.01.2026/11

Finansal Kiralama İşlemlerinin Değerlemesi ve Muhasebe Kayıtları

Centrum Türkiye Kıdemli Müdürü Sn. Galip Duman tarafından kaleme alınan bu makalede, finansal kiralama işlemlerinin Vergi Usul Kanunu mükerrer 290. madde çerçevesinde hangi koşullarda finansal kiralama sayılacağı ile kiralayan ve kiracı açısından değerleme, amortisman ve muhasebe kayıtlarının nasıl yapılacağı kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Çalışmada kira ödemelerinin bugünkü değerinin hesaplanması, kullanım hakkının aktifleştirilmesi, borç ve faiz ayrıştırması, kur farklarının maliyet ve gider etkileri ile finansal kiralama işlemlerine ilişkin muhasebe hesaplarının kullanımı uygulama örnekleriyle açıklanmakta; böylece işletmelerin hem vergisel uyum hem de doğru finansal raporlama açısından dikkat etmesi gereken temel noktalar ortaya konulmaktadır.

23.01.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 24. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Finansal Kiralama (Leasing), 28.06.1985 tarih ve 18795 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile mevzuatımıza ve finansman temini uygulamalarına dahil olmuştur. Daha sonra 21.11.2012 tarihinde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle günün koşullarına göre uygulaması güncellenmiştir.

4842 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 25. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’na mükerrer 290. madde eklenmiş ve söz konusu Kanun maddesi ile 01.07.2003 tarihi itibariyle yapılacak finansal kiralama işlemlerinin değerlemesi, vergilendirilmesi ve muhasebeleştirilmesine ilişkin esaslar yeniden düzenlenmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 01.07.2003 tarih ve 25155 sayılı Resmi Gazete’de 319 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ve 31.07.2003 tarih ve 25185 sayılı Resmi Gazete’de 11 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Finansal kiralama, taşınır ya da taşınmaz bir yatırım malının, süresi, kira bedelleri ve koşulları belirlenmiş bir sözleşme kapsamında, kiralayan/kiraya veren tarafından satın alınarak kiracıya kullanım hakkının verilmesini kapsayan orta ve uzun vadeli bir finansman yöntemidir.

4842 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanununda yapılan düzenlemede 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa bir atıfta bulunulmamıştır. Dolayısıyla, yapılan bir kiralama işleminin vergi uygulamaları açısından finansal kiralama olarak kabul edilip edilmemesinde Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 290. maddesi hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.

VUK’un mükerrer 290/3 maddesinde uygulamada esas alınacak tanımlar hüküm altına alınmış olup, buna göre; “Finansal Kiralama, Kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın, bir iktisadi kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalardır.” hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu tanımlardan anlaşıldığı üzere finansal kiralama; kira süresi sonunda iktisadi kıymetin mülkiyeti kiracıya geçsin veya geçmesin, iktisadi kıymetin mülkiyetinden kaynaklanan tüm risk ve getirilerin kiracıya ait olması olup, yapılan bir finansal kiralama işleminin vergisel açıdan hüküm ifade etmesi için VUK’un mükerrer 290’ıncı maddesini ve buna ilişkin açıklamaların yer aldığı 319 Seri No.lu VUK Genel Tebliği’ni dikkate almak gerekir.

Bu çalışmamızda vergi uygulamaları açısından hangi kiralamaların finansal kiralama olarak değerlendirileceğine ve bu finansal kiralamaların değerleme ve muhasebe kayıtları uygulamalarına değineceğiz.

Finansal Kiralama Olarak Değerlenecek Kiralamalar

213 sayılı Vergi Usul Kanununun finansal kiralama işlemlerinde değerleme hükümlerini düzenleyen mükerrer 290’ıncı maddesinde hüküm altına alınmış olan kriterleri taşıyan kiralama işlemi ister finansal kiralama şirketleri tarafından yapılsın isterse başkaca şirketler tarafından yapılsın, VUK uygulaması bakımından finansal kiralama olarak değerlenmek durumundadır. Bu çerçevede, finansal kiralama şirketlerinin Finansal Kiralama Kanunu kapsamında yapacakları kiralama eğer mükerrer 290’ıncı maddedeki kriterleri karşılamıyorsa finansal kiralama olarak nitelendirilmeyecektir. Aynı çerçevede, Finansal Kiralama Kanunu kapsamında yapılmayan bir kiralama işlemi eğer mükerrer 290’ıncı maddedeki kriterleri karşılıyorsa, VUK uygulaması bakımından finansal kiralama olarak nitelendirilecek ve değerleme buna göre yapılacaktır.

213 sayılı VUK’nun anılan maddesi hükümleri ve 319 sıra nolu VUK Genel Tebliğinde yer alan açıklamalara göre; Aşağıda belirtilen kriterlerden birini veya daha fazlasını karşılayan kiralamalar finansal kiralama olarak kabul edilecektir.

  1. İktisadî kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi: Sözleşmede iktisadi kıymetin kiracıya devrine ilişkin hüküm olması veya satım opsiyonu olması ve kiracının yüksek bir olasılıkla bu opsiyonu kullanacak olması halidir.
  2. Kiracıya kira süresi sonunda iktisadi kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması: Sözleşmenin başında kira süresi sonunda iktisadi kıymetin rayiç bedelinin alacağı değerin tam olarak tespiti doğal olarak zorluklar içermektedir. Kira süresi sonunda iktisadi kıymetin alacağı rayiç bedel genel olarak enflasyon ve kıymetin amortismanı ve diğer unsurlar dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Kira süresi sonunda kiracının satın alma hakkını kullanacağının büyük bir olasılıkla tahmin edildiği durum tarif edilmektedir. Örneğin, X şirketi sahip olduğu ve sözleşme başındaki rayiç bedeli 50 Milyon TL olan bir iktisadi kıymetini 5 yıllık bir süre için Y şirketine kiralasın. Sözleşme başında iktisadi kıymetin enflasyon ve amortismanı dikkate alınarak sözleşme sonunda alacağı değer 5 Milyon TL olarak tahmin edilsin. Kiracı Y şirketinin 5 yıllık kira süresi sonunda iktisadi kıymeti 1 Milyon TL’ye veya daha düşük bir değere satın alma hakkı opsiyonu bulunsun. Bu durumda kiracı şirket tarafından kira süresi sonunda satın alma hakkının kullanılacağı açıktır.
  3. Kiralama süresinin iktisadi kıymetin ekonomik ömrünün % 80'inden daha büyük bir bölümünü kapsaması: Ekonomik ömür, bir iktisadi kıymetin ekonomik olarak kullanılabileceği veya belli sayıdaki üretimin elde edilebileceği tahmin edilen dönemdir. Örneğin, iktisadi kıymetin ekonomik ömrü 10 yıl, kiralama süresi 9 yıl ise kiralama süresi ekonomik ömrün %80'inden fazla olduğu için bu kiralama bir finansal kiralama olacaktır.
  4. Sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının iktisadi kıymetin rayiç bedelinin % 90'ından daha büyük bir değeri oluşturması: Kira ödemelerinin bugünkü değeri toplamının, iktisadi kıymetin sözleşme başındaki rayiç bedelinin % 90'ından büyük olması halinde kiralama finansal kiralamadır.

Arazi, arsa ve binalarla ilgili kiralama sözleşmelerinde, sadece sözleşmede kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devri öngörülmüşse veya kiracıya kira süresi sonunda kiralama konusu gayrimenkulü düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınmışsa finansal kiralama olarak kabul edilecektir.

Doğal kaynakların araştırılması veya kullanılmasına yönelik kiralama sözleşmeleri ile sinema filmleri, video kayıtları, patentler, kopyalama hakları gibi kıymetlerle ilgili lisans sözleşmeleri mükerrer 290’ıncı madde kapsamında değerlendirilemez.

FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİNDE DEĞERLEME

Finansal kiralama işlemlerinin değerlemesi bakımından kira ödemeleri ile kira ödemelerinin bugünkü değeri önem arz etmektedir.

Kira Ödemeleri:

Kanun hükmüne göre, Kira Ödemeleri, Sözleşmeye göre, kiralama süresi boyunca yapılması gereken kira ödemeleridir. Sözleşme hükümlerine göre kiracının kiralama süresi başlangıcında kiralayana ödediği ve kendisine geri dönüşü olmayacak depozito veya peşin ödenmiş kira bedellerinin de kira ödemeleri içinde sayılacağı tabiidir.

Aşağıda sayılan değerler de kira süresi boyunca yapılan kira ödemeleri kapsamında değerlendirilecektir;

  • Kira süresi sonunda kiralama konusu iktisadi kıymetin kalan değerine ilişkin bir taahhüt olması halinde bu değer, (kalan değere ilişkin taahhüdün kiracı veya başka bir kişi tarafından yapılmasının önemi yoktur.)
  • Kira süresi sonunda kiracıya düşük bir bedelle iktisadi kıymeti satın alma hakkı tanındığı ve sözleşme başlangıç tarihinde bu hakkın kullanılma olasılığının yüksek olduğu durumda bu satın alma hakkının kullanılması durumunda ödenmesi gereken bedel.

VUK mükerrer 290’ıncı maddeye göre Kiralama Süresi, Kiracının iktisadi kıymeti kiraladığı sözleşmede belirtilen iptal edilemez süredir. Ancak, kiralamanın başlangıcında kiracıya sözleşme süresi bitiminde kira süresini uzatma hakkı tanınmış ve bu hakkı kullanacağının kesin veya kesine yakın olduğu durumda bu ilave süre de kira süresi içinde kabul edilir. Örneğin, süre uzatımındaki kira bedelinin rayiç bedeline oranla çok düşük olması veya kiralamanın yenilenmemesi halinde kiracının ödemek zorunda kalacağı çok yüksek bir ceza miktarının tespit edilmesi hallerinde kiracı kullanım hakkını kullanacağı açık olduğundan bu durumdaki sürelerin kiralama süresi içinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kiralamanın Başlangıcı ise, Sözleşmenin yapıldığı tarih veya taraflardan birinin sözleşmenin ana maddelerinden birine ilişkin önemli yükümlülük ve taahhütlere girdiği tarihlerden erken olanıdır. Örneğin, kiralayanın sözleşme yapılmadan kiralama konusu iktisadi kıymeti kullanım amacıyla hazır hale getirme çalışmalarına başlaması halinde kiralamanın başlangıcı daha sonra yapılacak sözleşmedeki tarih değil hazır hale getirme çalışmalarına başlama tarihidir.” Açıklamalarına yer verilmiştir.

Kira Ödemelerinin Bugünkü Değeri:

Kira Ödemelerinin Bugünkü Değeri: Kira ödemelerinin, sözleşme tarihinde, kiralamada kullanılan faiz oranı dikkate alınarak hesaplanan bugünkü değerlerinin toplamıdır. Kiralamada kullanılan faiz oranı tespit edilemiyorsa, kiracının kiralamaya konu iktisadi kıymeti satın almak için aynı vade ile alması gereken borç için katlanacağı faiz oranı kullanılır.

Kiralamada Kullanılan Faiz Oranı ise, Kira ödemeleri ile garanti edilmemiş kalan değer toplamının bugünkü değerini, kiralamaya konu iktisadi kıymetin rayiç bedeline eşitleyen iskonto oranıdır.

Değerleme açısından önem arz eden diğer bir değer ise İktisadi Kıymetin Rayiç Bedelidir. Rayiç bedel ise bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım değeridir. Diğer bir ifadeyle, fiyatlar konusunda bilgili, birbirinden bağımsız, gerçek alıcı ve satıcının karşılıklı pazarlık ortamında oluşturdukları bedeldir. Rayiç bedel sözleşmenin başlangıcında tespit edilmelidir. İktisadi kıymetin maliyet bedeli ile sözleşme başlangıcındaki rayiç bedeli arasında bir fark bulunmamalıdır.

Kalan Değer ise, Kiralanan iktisadi kıymetin kiralama süresi sonunda sahip olacağı tahmin edilen rayiç bedelidir. Kalan değer, iktisadi kıymetin maliyet bedeli ile kira süresi sonunda alabileceği rayiç değeri arasında bağlantı kurularak tahmin edilir. Kalan değerin tahmininde benzer mala ilişkin tecrübeler veya aynı nitelikteki kullanılmış kıymetlerin fiyatları da kullanılabilir.

Dolayısıyla finansal kiralamaya konu olan iktisadi kıymet ile sözleşmeden doğan hak, borç ve alacakların değerlemesi uygulaması anılan Tebliğ çerçevesinde yapılacak olup, uygulamaya ilişkin olarak Tebliğin “II-Değerleme ve Amortisman Uygulaması” başlıklı bölümünde yer alan açıklamalara aşağıda yer verilmektedir.

Kiralayan (Kiraya Veren) Açısından Değerleme

Kiralama süresi boyunca kiracı tarafından yapılacak kira ödemelerinin toplam tutarı, anapara artı faiz, alacak olarak aktife alınacaktır. Diğer yandan, aktifleştirilen alacak tutarı ile kira ödemelerinin bugünkü değeri arasındaki fark ise gelecek dönemlere ait faiz geliri olarak pasifleştirilmek suretiyle değerlenerek kayıtlara intikal ettirilecektir.

Kiralama konusu iktisadi kıymet ise, bu iktisadi kıymetin net bilanço aktif değerinden kira ödemelerinin bugünkü değerinin düşülmesi sonucu bulunan tutar ile değerlenecektir. İktisadi kıymetin net bilanço aktif değerinden kira ödemelerinin bugünkü değerinin düşülmesi sonucu bulunan tutarın sıfır veya negatif olması halinde, iktisadi kıymet iz bedeliyle değerlenip aradaki fark iktisadi kıymetin elden çıkarılmasından elde edilen kazançlar gibi işleme tâbi tutulacak olup gelir kaydedilmesi gerekmektedir. Finansal kiralama konusu iktisadi kıymetin net bilanço aktif değeri ile kira ödemelerinin bugünkü değeri çoğu zaman birbirine eşit olacağından finansal kiralama şirketi veya kiralayan, iktisadi kıymeti genel olarak iz bedeliyle kayıtlarında gösterecektir. İktisadi kıymetin net aktif bilanço değerinden, kira ödemelerinin bugünkü değerinin düşülmesi sonucu oluşan tutarın pozitif olması durumunda, pozitif fark finansal kiralama şirketi tarafından amortismana tabi tutulacaktır. Örneğin, net bilanço aktif değeri veya fatura tutarı 100 Milyon TL, kira ödemelerinin net bugünkü değeri 95 Milyon TL ise, 5 Milyon TL pozitif fark finansal kiralama şirketi tarafından amortismana tabi tutulacaktır. Amortisman ayırma işlemi Vergi Usul Kanunu ve ilgili genel tebliğlerde bu iktisadi kıymet için tespit edilmiş sürelerde yapılacaktır. Farkın sıfır veya negatif olması durumunda amortisman ayrılması mümkün değildir ve bu kiralama konusu iktisadi kıymetler için yeniden değerleme yapılması söz konusu olmayacaktır.

Gelecek dönemlere ait faiz gelirleri, kiralanan iktisadi kıymetin finansal kiralama sözleşmesinin yapıldığı tarihteki rayiç bedelinden, her bir dönem sonunda anapara geri ödemelerinin düşülmesi sonucu kalan tutar üzerinden sabit bir dönemsel faiz oranı yaratacak şekilde hesaplanması suretiyle tahakkuk ettirilecektir. Tahakkuk tarihinden vadenin bitiminin anlaşılması gerekmektedir. Her bir dönem sonu ifadesinden kira sözleşmesi ekindeki ödeme planındaki ödeme dönemlerinin anlaşılması gerekmektedir. Örneğin, 4 yıllık kiralama dönemi, yılda bir kez ödemeli ve her yıl 30/09..... tarihinde kira ödemesi öngörülmüşse, "her bir dönem sonu" ifadesinden 30/09...., 30/09..... ve sonraki yıllar tarihlerini anlamak gerekmektedir. Bu durumda, her bir 30/09.... tarihi itibariyle faiz ve ana para ayrıştırması yapılarak, pasifleştirilen faiz gelirlerinden 30/09... tarihi itibariyle bakiye anapara borcuna isabet eden faiz tutarı gelir kaydedilmelidir.

Aktifleştirilen alacak tutarının reeskonta tabi tutulması mümkün değildir.

Kiralayan şirketler tarafından iktisadi kıymetin satın alınmasında Türk Lirası veya döviz cinsinden kredi kullanılmış ise ilk yıl için ödenen kur farkları ve faiz giderlerinin sözleşme yapılmasından önce kıymetin maliyetine ilave edilebilecek olması halinde maliyete ilave edilecek aksi halde ve diğer yıllarda ise gider kaydedilecektir.

Kiralayanın finansal kiralamaya konu iktisadi kıymetin üretimini veya alım satımını yapması halinde, iktisadi kıymetin net bilanço aktif değeri olarak rayiç bedeli dikkate alınacaktır. Rayiç bedel ile maliyet bedeli arasındaki farkın normal bir satış işleminden elde edilen kâr veya zarar olarak işleme tâbi tutulması gerekmektedir.

Kiracı Açısından Değerleme

Finansal kiralama işlemine konu iktisadi kıymeti kullanma hakkı ve sözleşmeden doğan borç, kiralama konusu iktisadi kıymetin rayiç bedeli veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerinden düşük olanı ile değerlenecektir. Finansal kiralama konusu iktisadi kıymet, kullanma hakkı olarak aktife alınacak karşılığında ise kiralayana olan borç pasife kaydedilecektir.

Kiracı tarafından aktifleştirilen finansal kiralamaya konu iktisadi kıymeti kullanma hakkı, Vergi Usul Kanununun üçüncü kitabının üçüncü kısmının birinci bölümü ve ilgili genel tebliğlerde kiralama konusu iktisadi kıymet için belirlenmiş usul ve esaslar çerçevesinde amortismana ve Kanunun Mükerrer 298 inci maddesi uyarınca da yeniden değerlemeye/enflasyon düzeltmesine tâbi tutulacaktır. Diğer bir ifadeyle, kullanım hakkı, Vergi Usul Kanunu ve ilgili genel tebliğlerde bu iktisadi kıymet için tespit edilmiş amortisman sürelerinde amorti edilecektir. Sözleşmenin fesholması halinde kalan dönemler için iktisadi kıymetle ilgili olarak amortisman ayrılma ve yeniden değerleme işlemleri yapılmayacaktır.

Finansal kiralama sözleşmesine göre yapılan kira ödemeleri, borç anapara ödemesi ve faiz gideri olarak ayrıştırılacak ve bu ayrıştırma işlemi her bir dönem sonunda kalan borç tutarına sabit bir dönemsel faiz oranı uygulanmasını sağlayacak şekilde yapılacaktır. Kiralayan açısından yorumu yapılan "her bir dönem sonu" ifadesi, kiracı açısından sözleşmede belirtilen kira ödeme tarihidir.

Finansal kiralama borçlarının Vergi Usul Kanununun 285 inci maddesi kapsamında reeskonta tabi tutulması mümkün değildir.

Finansal kiralama işlemi esas olarak bir kredi işleminden farklı değildir. Kiralayana ödenen finansal kiralama bedellerinin faiz kısmı finansman gider kısıtlamasına tabidir.

Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş olan özelgelere göre, döviz cinsinden finansal kiralama işlemlerinde, bu işlemle ilgili bilançoda yer alan borçların VUK’un 280 inci maddesi gereğince değerlemeye tabi tutulması gerekmekte olup, aleyhte oluşan kur farklarının sabit kıymetin aktife dahil edildiği yıl sonuna kadar olan kısmının maliyete eklenmesi, lehte oluşan kur farkının ise sabit kıymet maliyetinden çıkarılması gerekmektedir. Değerleme işlemlerinden sonra yatırım mallarının değerlenmiş tutarı üzerinden amortisman hesaplanacağı hususuna dikkat etmek gerekir.

Finansal Kiralama İşlemlerinin Muhasebe Kayıtları

Finansal kiralama işlemlerinin muhasebe kayıtlarına yönelik düzenlemeler 11 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde yayımlanmıştır.

Buna göre; finansal kiralama işlemlerinden doğan senetsiz alacaklar “120 – Alıcılar” hesabında, senetli alacaklar ise “121 –Alacak Senetleri” hesabında izlenir. 

Finansal kiralamanın yapıldığı tarihte kiralama işlemlerinden doğan alacaklar ile kira ödemelerinin bugünkü değeri arasındaki farkı gösteren henüz kazanılmamış finansal kiralama faiz gelirleri “124-Kazanılmamış Finansal Kiralama Faiz Gelirleri (-)” hesabında izlenecek olup, bu gelirlerinin hesaplanmasına ilişkin bilgilere bilanço dipnotlarında yer verilmesi gerekir. Finansal kiralama sözleşme tutarı ile finansal kiralamayla ilgili kira ödemelerinin bugünkü değeri arasındaki fark, “Kazanılmamış Finansal Kiralama Faiz Gelirleri” olarak bu hesaba alacak kaydedilir. Her dönem sonunda gerçekleşmiş olan faiz gelirleri tutarları bu hesaba borç “60- Brüt Satışlar” hesap grubunda ilgili satış geliri hesabına alacak olarak kaydedilir. Ancak, esas faaliyet konusu finansal kiralama olmayan işletmelerce yapılan finansal kiralama işlemleriyle ilgili gerçekleşmiş faiz gelirleri, “64 – Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir ve Karlar” hesap grubunda faiz geliri hesabına alacak olarak kaydedilir.

Bu hesaplara ilişkin olarak vadesi 1 yılı aşan tutarlar ise, Tek Düzen Hesap Planı uygulaması çerçevesinde “220-Alıcılar”, “221-Alacak Senetleri” ve “224-Kazanılmamış Finansal Kiralama Faiz Gelirleri (-)” hesaplarında izlenecektir. Kiralama sözleşmesine uygun olarak tamamlanan ve dönemsellik ilkesine uygun olarak dönem sonlarında izleyen döneme ait tutarlar ise ilgili dönen varlık hesaplarına virman yapılacaktır.

Kiracıların, finansal kiralama yapanlara olan ve vadesi 1 yılı geçmeyen borçları “301 – Finansal Kiralama İşlemlerinden Borçlar” hesabında izlenecek olup, finansal kiralama sözleşme tutarı bu hesaba alacak, kira ödemelerinin bugünkü değeri ise finansal kiralamaya konu olan ilgili varlık hesabına borç kaydedilir. Bu iki tutar arasındaki fark da “302 – Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri (-)” hesabına borç kaydedilir.

Kiralama sözleşmesine uygun olarak tamamlanan her dönem sonunda gerçekleşmiş olan faiz giderleri tutarları “302 – Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri (-)” hesabına alacak, “66-Borçlanma Maliyetleri” hesap grubunda ilgili borçlanma gideri hesabına borç olarak kaydedilir.

Bu hesaplara ilişkin olarak vadesi 1 yılı aşan tutarlar ise, Tek Düzen Hesap Planı uygulaması çerçevesinde “401 – Finansal Kiralama İşlemlerinden Borçlar” ve “402 –  Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri (-)” hesaplarında izlenecektir. Dönemsellik ilkesine uygun olarak dönem sonlarında izleyen dönemi ilgilendiren tutarlar, ise ilgili dönen varlık hesaplarına virman yapılacaktır.

Sonuç

Finansal kiralama, şirketler açısından önemli bir finansman yöntemi olup, yatırımların özkaynaklardan ya da bankalardan kredi kullanmak yerine finansal kiralama yöntemiyle finanse edilmesi, şirketlerin özkaynak ve banka kredi pozisyonunun daha güçlü olmasına ve böylece buradaki finansmanın farklı alanlara yönlendirilmesine imkan sağlar.

Finansal kiralama sözleşmesi ve sözleşme kapsamında alınan teminatlar, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Böylece ekstra bir vergi yüküne de katlanılmamış olur. Ayrıca finansal kiralama sözleşmesi kapsamında ödenen kiraların KDV’si de kiracı firma tarafından indirim konusu yapılabilir.

Her ne kadar finansal kiralama mevzuatı 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda düzenlenmiş olsa da yapılan bir kiralama işleminin vergi uygulamaları açısından finansal kiralama olarak kabul edilip edilmemesinde Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 290’ıncı maddesi hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.

Finansal kiralamaya konu yatırım mallarının ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması gerekmektedir.