Sizi Arayalım
Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnasında Son Gelişmeler

MAKALE: 22.07.2026/04

Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnasında Son Gelişmeler

Centrum Türkiye Ortağı Sn. Okan Netek tarafından kaleme alınan bu makalede, yurt dışı iştirak kazançları istisnasında yapılan son düzenlemeler ele alınmaktadır. Klasik rejimde aranan iştirak oranı, elde tutma süresi, asgari vergi yükü ve Türkiye’ye transfer şartları açıklanmakta; 7491 sayılı Kanun ile getirilen alternatif rejim değerlendirilmektedir. Ayrıca 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile sahiplik oranının yüzde 50’den yüzde 20’ye düşürülmesi ve istisna oranının yüzde 80’e çıkarılmasının vergisel etkileri örneklerle incelenmektedir. Kâr payının Türkiye’ye fiilen aktarılması, transferin belgelendirilmesi, iştirak edilen şirketin hukuki niteliği ve kur farklarının vergilendirilmesi gibi uygulamadaki kritik hususlar da değerlendirilmektedir.

20.07.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 26. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Küreselleşen ekonomi ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, Türk şirketlerinin yurt dışı pazarlarda aktif rol oynamasını ve uluslararası düzeyde iştirakler edinmesini beraberinde getirmiştir. Türk vergi sistemi, egemenlik alanı dışındaki ekonomik faaliyetlerden elde edilen kazançları tam mükellefiyet esası gereği vergilendirme yetkisine dahil ederken, çifte vergilendirmenin önlenmesi ve yerli sermayenin uluslararası rekabet gücünün desteklenmesi amacıyla çeşitli istisna mekanizmaları geliştirmiştir. Bu mekanizmaların en önemlilerinden biri de 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen "Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnası"dır.

Uzun yıllar boyunca oldukça katı ve kümülatif şartlara bağlı olarak uygulanan bu istisna, özellikle belirli ölçekteki şirketler veya küresel pazara yeni adım atan girişimler için yararlanılması zor bir yasal düzenleme niteliğindeydi. Ancak, ekonomik konjonktürün sermaye girişine olan ihtiyacı ve vergi politikasının dinamik yapısı, bu maddede yapısal değişiklikler yapılmasını zorunlu kılmıştır.

İlk olarak 2023 yılı sonunda 7491 sayılı Kanun ile madde metnine eklenen esnek paragraf, ardından 30 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile mükellefler lehine önemli bir genişlemeye uğramıştır. Yapılan son düzenlemeyle, yurt dışındaki iştiraklerden elde edilen kâr paylarının Türkiye’ye getirilmesini teşvik etmek amacıyla sahiplik oranı %50'den %20'ye düşürülmüş, istisna oranı ise %50'den %80'e çıkarılmıştır.

Bu makalede, yurt dışı iştirak kazançları istisnasının klasik yapısı, 7491 sayılı Kanun ile getirilen ara rejim ve 30 Nisan 2026’daki 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe giren güncel mevzuat teorik ve pratik yönleriyle analiz edilecektir.

Yurtdışı İştirak Kazancı İstisnasında Alternatif Rejimler

Klasik Rejim: KVK Madde 5/1-b’nin Orijinal Hali

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun orijinal kurgusunda yer alan yurt dışı iştirak kazançları istisnası, tam mükellef kurumların yurt dışı iştiraklerinden elde ettikleri kâr paylarının %100’ünü kurumlar vergisinden istisna tutmaktadır. Ancak bu tam istisnadan yararlanabilmek için kanun koyucu, birbiriyle kümülatif (hepsinin bir arada bulunması gereken) oldukça ağır şartlar öngörmüştür.

Klasik düzenleme uyarınca tam mükellef bir şirketin yurt dışı iştirak kazancının vergiden istisna tutulabilmesi için aşağıdaki dört temel şartın aynı anda sağlanması zorunludur:

  1. Süre Şartı (En az 1 Tam Yıl Elde Tutma): İştirak edilen yurt dışı şirketin anonim veya limited şirket niteliğindeki hisselerinin, kâr payının elde edildiği tarih itibarıyla kesintisiz olarak en az 1 tam yıl (365 gün) süreyle elde tutulmuş olması gerekir.
  2. Sahiplik Oranı Şartı (En az %10): Tam mükellef kurumun, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %10’una sahip olması şarttır.
  3. Vergi Yükü Şartı (En az %15 veya %25): İştirak kazancının elde edildiği ülkenin vergi mevzuatı uyarınca, iştirak kazancı üzerinde en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri bir toplam vergi yükü taşınması gerekir. Eğer yurt dışındaki iştirakin ana faaliyeti finansal kiralama, sigortacılık veya menkul kıymet yatırımı gibi finansal sektörlere ilişkinse, aranan vergi yükü oranı Türkiye’deki kurumlar vergisi oranına paralel olarak en az %25 olarak uygulanır.
  4. Türkiye’ye Transfer Şartı (Beyanname Süresi): Elde edilen iştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar (normal hesap dönemlerinde 30 Nisan akşamına kadar) Türkiye’ye transfer edilmiş olması yasal bir zorunluluktur.

Bu klasik rejim, yurt dışındaki iştirakin faaliyet gösterdiği ülkedeki efektif vergi yükünü ölçmeyi gerektirdiğinden, uluslararası vergi hukuku açısından karmaşık hesaplamaları (Vergi Yükü = Yurt Dışında Ödenen Vergi / [Dağıtılabilir Kâr + Ödenen Vergi]) beraberinde getirmekteydi. Özellikle düşük vergi oranlı ülkelerde (teşvikli bölgelerde) kurulu iştiraklerden gelen kâr payları, %15 vergi yükü barajına takıldığı için bu istisnadan mahrum kalmaktaydı.

2023 Yılı Düzenlemesi: 7491 Sayılı Kanun ile Getirilen Esnek Paragraf

Yurt dışındaki likiditenin ve döviz cinsinden kâr paylarının Türkiye’ye getirilmesini hızlandırmak amacıyla ekonomi yönetimi, 2023 yılının sonunda yayımlanan 7491 sayılı Kanun ile KVK’nın 5/1-b maddesine yeni bir paragraf eklemiştir.

Bu düzenleme, klasik rejimin katı sınırlarını esnetmeyi amaçlayan alternatif bir yöntem olarak tasarlanmıştır. Getirilen hükme göre:

  • Yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması,
  • Elde edilen kâr payının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye getirilmesi,

şartıyla; klasik rejimdeki 1 tam yıl elde tutma süresi ve %15 vergi yükü şartları aranmaksızın, elde edilen iştirak kazancının %50’sinin kurumlar vergisinden istisna edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu modelle kanun koyucu, yurt dışındaki şirketin efektif vergi oranına bakılmaksızın ve hisse elde etme süresi dikkate alınmaksızın, kazancın yarısını vergiden muaf tutma imkanı tanımıştır. Ancak %50 sahiplik eşiği, çok ortaklı uluslararası konsorsiyumlarda veya yabancı fonlarla ortak kurulan yurt dışı yapılarda Türk şirketlerinin bu avantajdan yararlanmasını kısıtlayan bir faktör olarak kalmıştır.

Nisan 2026 Düzenlemesi: 11257 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Gelen Yeni Durum

7491 sayılı Kanun ile ihdas edilen esnek modelin sınırları, 30 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile genişletilmiştir. Cumhurbaşkanına kanunla verilen oran azaltma ve artırma yetkisi çerçevesinde yapılan bu değişiklik, küresel piyasalarda pay sahibi olan Türk yatırımcılar için yasal bir vergi avantajı doğurmuştur.

Yeni düzenlemeyle birlikte, tam mükellef bir Türk şirketi, yurt dışındaki bir şirkette %20 ortaklık payına sahip olsa dahi, oradaki vergi yükü %0 bile olsa (örneğin düşük vergili bir ülke), kâr payını Türkiye’ye transfer ettiği takdirde bu kazancın %80'ini vergiden istisna tutabilecektir. Kalan %20'lik kısım ise genel oranda (%25) vergilendirilecektir. Bu durum, efektif vergi yükünü yurtdışı iştirak kazançları yönünden teorik olarak %5 seviyesine çekmektedir. Düzenleme 01.01.2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.

Uygulama Örnekleri

Konunun pratik işleyişini ve klasik rejim ile güncel rejim arasındaki mali farkları netleştirmek adına iki farklı senaryo aşağıda incelenmiştir.

Örnek 1: Klasik Rejim Şartlarını Sağlayamayan Kurumun Durumu

İzmir merkezli (A) Gıda A.Ş., Ocak 2026 yılında Dubai’de (Birleşik Arap Emirlikleri) yeni kurulan bir dağıtım şirketinin ödenmiş sermayesinin %30’una 500.000 USD karşılığında ortak olmuştur. Dubai’deki şirket, Mart 2026’da faaliyetlerinden elde ettiği kârdan (A) Gıda A.Ş.’ye net **100.000 USD (Karşılığı 3.500.000 TL)** kâr payı (temettü) ödemiştir. BAE'deki yerel mevzuat ve teşvikler nedeniyle bu kazanç üzerinden efektif olarak sadece %5 vergi ödenmiştir. (A) Gıda A.Ş. bu tutarı 15 Nisan 2027 tarihine kadar Türkiye'deki banka hesabına transfer etmiştir.

  • Klasik Rejim (KVK 5/1-b ilk paragraf) Açısından Analiz:

Süre Şartı: Ocak 2026 - Mart 2026 arası 1 tam yıl dolmamıştır (Şart sağlanamadı).

Vergi Yükü Şartı: %5 vergi yükü, aranan %15 barajının altındadır (Şart sağlanamadı).

 (A) Gıda A.Ş. klasik %100 istisnadan yararlanamaz.

  • Nisan 2026 Güncel Esnek Rejimi (11257 s.K.K.) Açısından Analiz:

Sahiplik Oranı: %30 (Yeni eşik olan %20'nin üzerindedir - Şart sağlandı).

Türkiye'ye Getirilme: Beyanname döneminden (Nisan 2027) önce getirilmiştir (Şart sağlandı).

 Süre ve Vergi Yükü Şartı: Bu rejimde aranmamaktadır.

  • Toplam Kazanç: 3.500.000 TL
  • İstisna Edilecek Tutar (%80): 2.800.000 TL (Vergiden İstisna)
  • Vergiye Tabi Matrah (%20): 700.000 TL
  • Hesaplanacak Kurumlar Vergisi (%25): 175.000 TL
  • Efektif Vergi Oranı: %5

Örnek 2: Eski Esnek Rejim (%50) ile Yeni Esnek Rejim (%80) Karşılaştırması

Tam mükellef (B) Teknoloji A.Ş., Almanya’da bulunan bir yazılım şirketinin %55 hissesine sahiptir. Bu iştirakten Haziran 2026'da 10.000.000 TL kâr payı elde edilmiş ve yasal süresi içinde Türkiye've getirilmiştir. Almanya'daki ilgili kazançlar çeşitli mahsuplarla %12 vergi yüküne tabidir (Klasik rejim şartları sağlanamamaktadır).

 7491 sayılı Kanun (Eski Esnek Rejim) Yürürlükte Olsaydı:

  • İstisna Tutarı (%50): 5.000.000 TL
  • Vergilenen Kısım: 5.000.000 TL
  • Ödenecek Kurumlar Vergisi (%25): 1.250.000 TL

 Nisan 2026 Güncel Durum (11257 s.K.K.) Uyarınca:

  • İstisna Tutarı (%80): 8.000.000 TL
  • Vergilenen Kısım: 2.000.000 TL
  • Ödenecek Kurumlar Vergisi (%25): 500.000 TL
  • Mükellef Lehine Oluşan Fark: 750.000 TL daha az vergi hesaplanmıştır.

(Yerel asgari kurumlar vergisi düzenlemesiihmal edilmiştir.)

İdari Anlayış ve Özelgeler Işığında Kritik Hususlar

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) yurt dışı iştirak kazançlarına yönelik verdiği özelgeler ile sirkülerler, kanunun lafzi yorumunun ötesinde, uygulamanın esaslarını anlamak açısından önem arz etmektedir. 2023 ve 2026 değişiklikleri yeni olmakla birlikte, iştirak kazançlarının niteliği ve Türkiye'ye getirilme şekline dair idari anlayış belirli bir istikrar göstermektedir.

Kâr Payının Fiilen Getirilmesi ve Belgelendirme Zorunluluğu

GİB'in yerleşik özelgelerinde üzerinde en çok durulan husus, paranın Türkiye’ye transferinin tevsik edilmesidir.

Mali İdareye göre Yurt dışı iştirakten elde edilen kâr payı alacağının, yurt dışındaki başka bir borca mahsup edilmesi veya Türkiye'ye transfer edilmeksizin yurt dışındaki banka hesaplarında tutulması istisnanın ihlali sayılmaktadır.

Paranın, Türkiye'deki bir banka hesabına aktarıldığının banka dekontu ile net bir şekilde ispatlanması yasal zorunluluktur. Nisan 2026 düzenlemesindeki %80 istisnasından yararlanabilmek için de transferin beyanname verme süresinin son gününe kadar tamamlanması şarttır.

İştirak Edilen Şirketin Hukuki Niteliği

KVK 5/1-b maddesi, yurt dışındaki iştirakin "anonim veya limited şirket" niteliğinde olmasını aramaktadır. Yabancı mevzuatlarda sıkça görülen "Partnership" (Ortaklık) veya bazı "LLC" (Limited Liability Company) yapılarının şeffaf vergi mükellefi sayıldığı durumlarda, iştirak kazancı istisnasından yararlanılıp yararlanılamayacağı tartışma konusudur.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın geçmiş tarihli bir özelgesinde, yurt dışındaki yapının hukuki niteliğinin o ülke mevzuatına göre sermaye şirketi olup olmadığının, o ülkedeki Türk büyükelçilikleri veya ticaret ataşeliklerinden alınacak vesikalarla tevsik edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla %20 sahiplik payı hesaplanırken, iştirak yapısının hukuki formu titizlikle incelenmelidir.

Kur Farklarının Durumu

Yurt dışından döviz cinsinden elde edilen temettünün ilan edildiği tarih ile Türkiye'ye getirildiği tarih arasında oluşan kur farklarının istisna kapsamında olup olmadığı mükellefler arasında tereddüt yaratmaktadır. Danıştay kararları ve GİB özelgeleri, kâr payının şirket kayıtlarına intikal ettirildiği tarihteki kur üzerinden hesaplanan tutarın istisnaya konu edileceğini; bu tarihten sonra paranın Türkiye'ye getirilmesine kadar geçen sürede oluşan kur farkı gelirlerinin ise genel hükümlere göre vergilendirileceğini kabul etmektedir.

Sonuç

Türkiye, uluslararası doğrudan yatırımların yönünü desteklemek ve yerli şirketlerin küresel operasyonlarından elde ettikleri likiditeyi ulusal finansal sisteme kazandırmak amacıyla mevzuat adımları atmaktadır. KVK 5/1-b maddesinde uzun yıllardır uygulanan sert ve kümülatif kurallar, küresel sermaye hareketlerinin yapısına uyum sağlamakta zorluk çıkartmaktaydı.

2023 yılında 7491 sayılı Kanun ile getirilen esneklik, 30 Nisan 2026'da yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile daha geniş bir uygulama alanına kavuşmuştur. Sahiplik barajının %50'den %20'ye indirilmesi, Türk şirketlerinin azınlık hissesine sahip oldukları küresel girişimlerden gelen kazançlarını da yurtdışı iştirak kazanç istisnası kapsamına almıştır. İstisna oranının %80'e çıkarılması ise, yurt dışı kazançların Türkiye'ye çekilmesindeki vergi yükünü önemli ölçüde azaltmıştır.

Mükelleflerin bu yasal avantajdan yararlanırken, Gelir İdaresi'nin tevsik (belgelendirme) konusundaki kurallarına dikkat etmesi gerekmektedir. Kâr paylarının beyanname dönemine kadar Türkiye’deki banka hesaplarına fiilen aktarılması, transfer süreçlerinin doğru dekontlarla kayıt altına alınması ve iştiraklerin hukuki niteliğinin analizi, olası bir vergi incelemesindeki riskleri azaltacaktır. Yapılan bu son değişiklikler, Türk iş dünyasının sınır ötesi pazarlardaki faaliyetleri açısından rasyonel bir vergi politikası adımı olarak değerlendirilmektedir.