MAKALE: 27.04.2026/08
20.04.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 25. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.
Teknolojinin gelişmesiyle paralel olarak mali idare geleneksel denetim uygulamalarının yanında teknolojiye dayalı yeni denetim yöntemlerini kullanmaktadır. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca ve Gelir İdaresi Başkanlığınca son dönemde yapay zeka destekli, risk odaklı denetim stratejisi olarak Kurgan, Meva, Yüksek Gelir Grubu Gözetim-Uyum Programı ve Stok Gözetim Programı hayata geçirilmiştir.
Söz konusu bu programlarda, idare tarafından çeşitli kamu ve özel sektör kuruluşlarından alınan bilgi ve veriler doğrultusunda işlenmekte ve riskli olarak tespit edilen işlemlerle ilgili olarak işlem taraflarından izahat talep edilmektedir.
Makalemizde mali idare tarafından uygulanan bu denetim programlarının uygulama esasları kısaca açıklanacak, devamında yeni uygulamaya alınan stok gözetim programını esasları ile stok noksan ve fazlalıklarının nedenleri ve vergilendirilme esasları açıklanacaktır.
RİSK ODAKLI DENETİM STRATEJİLERİ VE AMAÇLARI
Çalışmamızın esasını oluşturan Stok Gözetim Programı haricinde mali idare tarafından uygulanmakta olan yapay zeka destekli risk odaklı denetim programlarının amaçları şu şekildedir.
KURGAN (Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi)
1 Ekim 2025 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayan bu sistemin amacı, sahte belge düzenleme riski yüksek olan kişi ve kuruluşlardan mal ve hizmet alımında bulunan mükelleflerin bu durumdan kendilerinin haberdar edilmeleri ve yapılan alımların listesini ile yasal defterlerde kayıtlı olup olmama durumunda istenilen bilgilerin mali idareye bildirilmesidir. Bu sistem bir vergi incelemesi olmamakla birlikte, idarece gönderilen yazıda belirtilen ancak sahte belge düzenleme düzenlemesine yönelik rapor ve tespit bulunmayan ancak risk skoru yüksek mükelleflerden alım yapan firmaların bilgilendirilmesini amaçlamaktadır. Vergi Denetim Kurulunu 2025 yılı faaliyet raporu verilerine göre bu uygulama ile 80 bini aşkın mükellefe ve bu mükelleflerin beyannamelerini veren meslek mensuplarına yazı gönderilmiş, 85.000.000.000 TL’yi aşan fatura için düzeltme beyannamesi verildiği belirtilmiştir. Bu sistem alıcı mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu arttırmayı amaçlamakla birlikte henüz düzenleyici olma durumu resmiyet kazanmayan mükelleflerin vergisel mahremiyetlerini ve ticari itibarlarını ihlal şeklinde yorumlanması nedeniyle eleştirilmektedir.
MEVA (Mekânsal Veri Analiz Sistemi)
Bu sistemde satışa konu gayrimenkullerin konumu, özellikleri, imar durumlar internet sitesi satış ilanları ve emsal satış bedelleri vb. kriterler üzerinden analize tabi tutularak ortalama bir bedel belirlenmektedir. Belirlenen bu fiyat ile gayrimenkul alım-satımına konu işlem bedeli arasındaki farklılıklara ilişkin mükelleflerden izahat istenilmekte ve tapu harç bedelleri ile değer artış kazancı/ticari kazançlarını sistemin emsal olarak belirlediği bedele yakınlaştırmaları/uyumlaştırmaları amaçlanmaktadır. 01/01/2024 tarihinden itibaren pilot olarak uygulanan bu sistem 01/01/2025 tarihinden itibaren tüm Türkiye’de uygulanmaya başlanılmış olup, 2025 yılında 16 binden fazla gayrimenkul taranarak, 9.150 kişiden alım-satım işlemleriyle ilgili olarak açıklama talep edilmiştir.
YÜKSEK GELİR GRUBU GÖZETİM-UYUM PROGRAMI
İlk olarak 2025 yılı Haziran ayında, ikinci olarak 2026 yılı Mart ayında uygulanan bu sistemde şirket ortaklığı olan gerçek kişilerin gerçekleştirdiği yüksek tutarlı banka işlemleri, kredi kartı ödemeleri, menkul ve gayrimenkul alımlarıyla gelirleri arasında uyumsuzluk bulunan ve ortağı olduğu şirketlerce bu harcamaları karşılayacak tutarda kar dağıtımı ve huzur hakkı ödemesi yapılmayan şirket ortaklarını kapsamaktadır. Gelirleri ve harcamaları arasında uyumsuzluk bulunan mükelleflere bu harcamaların dayanağı olan bedellerin ne şekilde temin edildiği konusunda açıklama talep edilmektedir. Örtülü olarak “nereden buldun” sorusu yöneltilmektedir. Uygulamanın hukuki dayanağının noksan olması nedeniyle eleştirilmektedir. Program özü itibariyle vergi incelemesi olmamakla birlikte yazılar neticesinde elde edilen verilerle vergi incelemesi için veri toplama ve beyan arttırma denemesidir.
VDK faaliyet raporuna göre 2025 yılında 2023-2024 yıllarını kapsayan dönemler için 10.000 şirket ortağına bu kapsamlı yazılar gönderilmiş, yazı gönderilen mükelleflerce matrahlarının 14.700.836.929 TL arttırıldığı açıklanmıştır. 2026 yılında yapılan ikinci uygulamada 16.300 şirket ortağına henüz beyanname dönemi bitmemiş olan 2025 yılına ilişkin mükelleflere yazılar gönderilmiştir. İkinci uygulama, idarenin güncel işlem dönemlerini analize tabi tuttuğunu ortaya koymaktadır.
STOK GÖZETİM PROGRAMI
Stok Gözetim programı üretim ve ticaret işletmeleri özelinde alınan hammaddelerle üretilen/alınan stok bilgisi, satış miktar ve tutarları, fire ve zayiat oranı, brüt/net karlılık oranı ve stok devir hızının sektörle uyumlu olup olmadığını ölçmeyi amaçlayan bir uygulamadır.
Vergi Denetim Kurulu yakın tarihte belirli sektörler itibariyle fiili envanter sayımları ile fiili durumların tespitini yapmış ve stok uyumsuzluğu olan ve risk skorlaması yüksek olan firmaları incelemeye sevk etmiştir. Bu programla birlikte daha önceden idarenin yaptığı stok denetimlerini mükelleflerden bilgi talep etmek suretiyle kendilerine yaptırmaktadır.
Stok Gözetim Programı kapsamında gönderilen yazı ekinde gönderilen şablonda mükelleflerden istenilen bilgilerin özeti aşağıdadır.
- Sicil, Faaliyet ve Karlılık Bilgisi; bu bölümde yazı ile bilgi talebinde bulunulan firmanın sicil bilgileri, işyeri ve depo adres bilgileri ile faaliyet (nace) kodu, brüt ve net satış karlılık oranlarının yazılması,
- İlişkili Kişi Bilgisi; bu bölümde firmanın ilişkili kişi konumunda olan kişilerin bilgileri ve ilişki başlangıç tarihlerinin yazılması,
- Stok Yönetimi Bilgileri; bu bölümde uygulanmakta olan stok değerleme yöntemi, stok devir hızı, stok takip programının adının yazılması,
- Stok Hareketlerine İlişkin Bilgiler; bu bölümde kaydi stok bilgileri ile dönem sonu fiili stok bilgileri ile kaydi ve fiili stok arasındaki farklılıkların miktar ve tutar bilgilerinin yazılması (farklılık olması durumunda bir sonraki bölümün de doldurulması gerekmektedir),
- Stok Farkına İlişkin Bilgiler; bu bölümde bir önceki bölümde kaydi-fiili stok uyumsuzluğu durumunda uyumsuzluğa konu her bir ürüne ilişkin detay bilgiler, KDv oranı ve farklılığın kaynaklandığı dönem bilgisinin yazılması,
- Dönem Sonu Stokta Kalan Mamul/Ticari Mallara İlişkin Tablo; bu bölümde dönem sonu stoklarında yer alan stoklara ilişkin miktar ve tutar bilgilerinin yazılması,
talep edilmektedir.
Talep edilen verilerden en önemli olanları, brüt karlılık oranı, stok devir hızı ve kaydi-fiili stoklar arasındaki uyum/uyumsuzluktur. Ticaret işletmelerinin brüt karlılığı esas olup, brüt zararın istisnai olması genel kabul görmektedir. Firmaların satışlarından brüt zarar doğması, satış yapılan firmalar arasında ilişkili firmaların da olması mali idare tarafından risk olarak değerlendirilmektedir. Nitekim gönderilen yazıların içeriğinin yorumlanmasıyla da bu sonuca ulaşılmaktadır. Ticaret veya üretim firmalarınca uygulanmakta olan brüt karlılığın sektör ortalamasının veya firmanın önceki dönemleriyle ciddi derecede düşük uygulanmakta olması da vergisel olarak risk teşkil edebilmektedir.
Yazı kapsamında talep edilen stok devir hızı, satışların maliyetinin, dönem başı ve dönem sonu stokların ortalamasına bölünmesi yöntemiyle hesaplanmaktadır. 360’ın stok devir hızına bölünmesi yoluyla stok devir gün süresi hesaplanmaktadır. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç defa yenilendiğini göstermektedir. Stok devir hızının yüksek olması stokların yıl içinde çok defa yenilendiğini ve satışların ve buna bağlı olarak karlılığın artması beklentisi ile olumlu karşılanmaktadır. Stok devir hızının yüksek olması işletmelerce arzulanan bir durumdur. Ancak stok devir hızının sektör ortalamasının çok üstünde olması beraberinde vergisel riskleri de getirebilmektedir. Fiili stokların kaydi stoklardan fazla olduğu durumda bu durum kayıtdışı alım şeklinde yorumlanabileceği gibi, fiilen satılmayan ürün maliyetlerinin satışların maliyetine kaydedilmek suretiyle vergi matrahını aşındırdığı şeklinde de yorumlanabilmektedir. Benzer şekilde stok devir hızının sektör ortalamasına göre düşük olduğu durumlarda bu durum kayıtdışı satış olabileceği şeklide yorumlanabilecektir.
Sistem kapsamında gönderilen yazıda talep edilen üçüncü önemli veri ise kaydi ve fiili stok miktarları ve tutarları verisidir. Vergi Usul Kanununu 186’ncı maddesine göre her işletme bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçlarını saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle envanter çıkaracağını, aynı kanunun 190’ıncı maddesinde ise büyük mağazalar ve eczaneler emtia mevcutlarının envanterlerini üç yılda bir çıkarabilecekleri, bu takdirde envanter çıkarılmayan yıllarda hesaben mevcut iktisadi kıymetleri envanter defterlerine kaydedecekleri belirtilmiştir. Stokların fiili sayımı yapılmak suretiyle envanterlerinin çıkarıldığı durumda kaydi stok miktarı ile fiili stok miktarı arasında uyumsuzluklar olabilecektir. Kaydi ve fiili envanterler arasındaki uyumsuzluklar vergi etkisi doğurabilecektir. Stok noksan ve fazlalıklarının bulunması ve sebebinin tespit edilememesi durumlarında söz konusu noksanlıklara ilişkin stok değerleri işletmeden çekiş kabul edilebilmekte ve gider olarak kabul edilmemekte, fazlalıklar ise vergiye tabi tutulabilmektedir. Benzer şekilde stok değerlemesinin dönem sonlarında düşük yapılması satılan ticari mal/mamul maliyetinin yüksek gösterilmesi şeklinde yorumlanabilmektedir.
Kaydi stoklar ile devreden kdv uyumu da mali idare tarafından takip edilen ve teste tabi tutulan bir unsurdur. Kaydi mal stoklarının ve devreden kdv’nin artması kayıtdışı satışın olabileceği veya stokların sahte belge ile belgelendirdiği şeklinde yorumlanabilmektedir.
STOK FARKLARININ OLUŞMA NEDENLERİ İLE STOK NOKSANLIKLARI ve FAZLALIKLARINI VERGİLENDİRİLMESİ
Vergi Usul Kanununun 186’ncı maddesi uyarınca işletmeler dönem sonlarında mevcutları ölçmek, tartmak ve saymak suretiyle envanterlerini çıkaracaklardır. Bu işlem sonucunda fiili durum ile yasal defterlerdeki kayıtlı bulunan miktarlar arasında noksanlıkların veya fazlalıkların oluşması muhtemeldir.
Stok sayım farklılığı oluşturabilecek sebeplerden bazıları aşağıdaki gibidir.
- Dönem başı kaydi veya fiili stok doğru olmayabilir. (Fark önceki yıllardan kaynaklanmaktadır.)
- Sayım ve ölçüm işlemi yanlış yapılması,
- Stokların bir kısmı çalınmış veya kaybolması,
- Üçüncü kişilere emaneten stok verilmesi ve/veya emaneten stok alınmış olması,
- Faturası alındığı halde gelmeyen (yolda)stok,
- Satıldığı halde sevk edilmeyen stok,
- Alınan miktarda farklı miktarda stok gelmiş olması veya satılan miktardan farklı miktarda stok gönderilmesi,
- Zayi (kırılan, bozulan vb.) olan stokların olması,
- Fire sebebiyle stokların fiziksel miktarında azalma olması veya rutubet, genleşme vs. sebeplerle miktarında artma olması,
- Benzer mahiyette olan stok kalemlerin sınıflandırma ve sayım hatası nedeniyle birbiri arasındaki geçişmelerin olmuş olması,
- Kayıtdışı stok alım veya satımının olması,
- İşletme sahip veya çalışanlarınca işletmeden çekilen stokların kayda geçirilmemiş olması,
- Tabi afet vb. sebeplerle yaşanan miktarsal kayıplar
1 Sıra No' Lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine göre söz konusu bu farklılıklar, sebepleri tespit edilinceye kadar noksanlıklar 197 nolu Sayım ve Tesellüm Noksanlıkları hesabına, fazlalıklar için ise 397 Sayım ve Tesellüm Fazlalıkları hesabına kaydedilecektir. Söz konusu hesaplar eksiklik veya noksanlık nedeninin bulunana kadar bekletildiği geçici hesaplardır. Farklılık sebeplerinin tespiti halinde bu hesaplar ters kayıt atılmak suretiyle kapatılmaktadır. Prensip olarak söz konusu bu iki hesapta yer alan tutarlar birbiri ile mahsup edilememektedir. Ancak stok kalemlerinin birbirine benzer olduğu ve sayım sonuçlarının benzer olan bu stok kalemlerine kaydedilmesi durumunda bir stok kaleminin fazlası veya eksiği diğer stok kaleminin fazlası veya eksiğine mahsup edilerek stok dengesi sağlanabilecektir.
Vergi kanunları uyarınca dönem sonu özsermaye ile dönem başı özsermaye arasındaki olumlu fark dönem kazancı olarak tanımlandığından, stok sayım fazlalıklarının sebebi bulunamaması durumunda bu fazlalarının neden olduğu özsermaye artışının gelir olarak sonuç hesaplarına aktarılması gerekmektedir. Stok sayım fazlalıkları beraberinde KDV açısından vergi riski de doğurmaktadır. KDV Kanunun 9. Maddesinin ikinci fıkrasında “Fiilî ya da kaydî envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğu veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle ziyaa uğratılan katma değer vergisi, belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan mükelleften aranır. Belgesiz mal bulundurdukları veya hizmet satın aldıkları tespit edilen mükelleflere, bu mal ve hizmetlere ait alış belgelerinin ibrazı için tespit tarihinden itibaren 10 günlük bir süre verilir. Bu süre içinde alış belgelerinin ibraz edilememesi halinde, belgesi ibraz edilemeyen mal ve hizmetlerin tespit tarihindeki emsal bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, alışlarını belgeleyemeyen mükellef adına re'sen tarhedilir. Bu tarhiyata vergi ziyaı cezası uygulanır.” Hükmü uyarınca stok fazlasının olması durumunda ve idare olarak verilen süre içerisinde alış belgesinin ibraz edilmemesi durumunda stok fazlalığının emsal bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekecektir.
Stok sayım noksanlıklarının sebebinin bulunamaması halinde, söz konusu bu eksilme özsermayede meydana gelen bir eksilme olarak addolunacak ve mali karın tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir. Gider olarak kabul edilmeyen stok noksanlığına ilişkin olarak, stoğun alımı anında yüklenilen KDV’nin indirim hesaplarından çıkartılmak veya İlave Edilecek KDV yapılması gerekmektedir. Sayım noksanlığının sebebinin zayi olan mal kapsamında olması halinde de bu kapsamda işlem yapılır. KDV Kanunun 30/c fıkrasında deprem, sel felaketi veya Maliye Bakanlığınca mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki yangın dolayısıyla zayi olan mallara ait KDV indirim konusu yapılabilecek, bu durumlar haricinde zayi olan mallara ilişkin KDV indirim konusu yapılamayacaktır. KDV üretim-alım ve satım süreçlerinde yaratılan katma değerin vergilendirilmesini amaçladığından zayi olan mallarda bu amaç gerçekleşemeyeceğinden zayi olan malların alımı anında ödenen KDV’nin indirimi uygun görülmemiştir. 60 nolu KDV sirkülerinde ise son kullanma tarihi geçen gıda ürünleri ile formül hatası bulunan, miadı dolan veya zarar gören ilaçlar da zayi olan mal olarak değerlendirilmiş ve bunlara isabet eden KDV’nin indirilmeyeceği belirtilmiştir.
Aynı sirkülerde fire; bir malın imalat sürecinde veya tüketiciye arzına kadar kendi doğal akışı içinde uğradığı fiziksel kayıp olarak tanımlandığından, imalat sırasında veya sonrasında meydana gelen firelerin zayi olan mal kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Noksanlığın sebebi fireden kaynaklanması ve fire oranının yasal oranların veya mesleki kuruluşların belirlediği oranların altında olması (normal fire) durumunda bu firelere isabet eden KDV’nin indirimini etkilememektedir. Ancak fire oranının yasal veya mesleki kuruluşların belirlediği oranı aşması (anormal fire) halinde aşan kısma isabet eden fireye konu stok için alım sırasında ödenen KDV’nin düzeltilmesi gerekmektedir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Mali idarenin dijital dönüşüm süreciyle birlikte "geleneksel denetim" anlayışı yerini, veri madenciliği ve yapay zeka destekli "risk odaklı gözetim" modellerine bırakmıştır. KURGAN, MEVA ve Yüksek Gelir Grubu Gözetim Programı gibi uygulamalarla başlayan bu süreç, Stok Gözetim Programı ile işletmelerin en dinamik unsuru olan emtia hareketlerini doğrudan mercek altına almıştır.
Bu program, idarenin sadece beyannameler üzerinden değil; brüt karlılık oranları, stok devir hızı ve sektör ortalamaları gibi rasyonel ekonomik göstergeler üzerinden mükellefi öz denetime zorladığını göstermektedir. Makalemizde detaylandırıldığı üzere, kaydi ve fiili stoklar arasındaki uyumsuzluklar sadece bir muhasebe farkı değil, aynı zamanda ciddi birer vergisel risk alanıdır.
Çalışmamız kapsamında ulaşılan temel sonuçlar şunlardır:
- Vergiye Gönüllü Uyumun Artırılması: İdare, çeşitli program isimleriyle gönderdiği izahat talebi yazılarıyla mükelleflere "hata veya noksanlıklarını kendiliğinden düzeltme" imkanı sunarak inceleme yükünü azaltmayı ve vergiye uyumu teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
- Stok Farklarının Kritik Önemi: Stok noksanlıklarının işletmeden çekiş sayılarak Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) ve KDV indirimi düzeltmesi gerektirmesi; stok fazlalıklarının ise belgesiz mal bulundurma kapsamında ek vergi ve cezalara yol açması, envanter yönetiminin sadece operasyonel değil, yaşamsal bir mali süreç olduğunu kanıtlamaktadır.
- Sektörel Rasyoların Takibi: İşletmelerin stok devir hızlarını ve karlılık oranlarını sadece kendi iç verileriyle değil, mali idarenin de referans aldığı sektör ortalamalarıyla kıyaslayarak takip etmeleri, potansiyel risk skorlarını yönetebilmeleri açısından zaruridir.
Netice itibarıyla, yapay zeka destekli denetimlerin "güncel işlem dönemlerini" de kapsayacak şekilde genişlemesi, mükellefler ve meslek mensupları için "gerçek zamanlı denetim ve hata payını sıfıra indirme" disiplinini zorunlu kılmaktadır. İşletmelerin dönem sonlarını beklemeden, periyodik olarak fiili envanter sayımları yapmaları ve fiili sayım sonuçlarını kaydi stoklarıyla uyumlaştırmaları, idarenin radarına takılmamak adına alınacak en etkin önlem olacaktır.
