MAKALE: 27.04.2026/02
MAKALE: 27.04.2026/02
20.04.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 25. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, 2025 hesap dönemine ait kurum kazançlarının 30.04.2026 tarihine kadar beyan edilmesi gerekmektedir.
Türk vergi mevzuatı dinamik bir yapıda olup, özellikle son yıllarda yapılan düzenlemeler, ikincil mevzuat ve idari görüş değişiklikleri nedeniyle kurumlar vergisi beyannamesi hazırlama süreci önemli ölçüde teknik detaylara odaklanmayı gerektirmektedir. Bu durum, mükellefler açısından yalnızca mevzuata uyum değil, aynı zamanda risk yönetimi ve vergi avantajlarının kaçırılmaması perspektifini de zorunlu hale getirmekte, detaylara bakarken bütüncül bakış açısının kaçırılmamasını da önemli kılmaktadır.
Özellikle enflasyon düzeltmesinden kalan düzeltmelerin etkileri, finansman gider kısıtlaması ve yeni fon yükümlülükleri gibi uygulamalar, muhasebe kayıtları ile vergi matrahı arasındaki farkları artırmış; bu da beyannamenin hazırlanmasında “muhasebe kârı – mali kâr ayrımının” çok daha dikkatli analiz edilmesini gerektirmiştir.
Ayrıca, Vergi Denetim Kurulu’nun veri analitiğine dayalı risk analiz kapasitesinin artması, beyannamede yer alan her kalemin karşılaştırmalı olarak incelendiği yeni bir denetim yaklaşımını beraberinde getirmiş olması nedeniyle çalışma sırasında bir izahat arşivinin oluşturulması da önemli hale gelmiştir.
Çalışmamızda bu kapsamda, kurum kazançlarının vergilendirilmesi, indirim ve istisnalar ile kurumlar vergisi beyannamesinin doldurulması başta olmak üzere özelliği olan bazı konularda kısa açıklamalar ve hatırlatmalar yapılacaktır.
Yeniden değerleme oranı, her yıl Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ilan edilmekte olup, devreden tutarların doğru endekslenmemesi vergi matrahını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle 2025 beyannamesinde yeniden değerleme gerektiren işlemlerin kontrol edilmesi gerekmektedir.
Gerek Hazinenin önemli tutarlarda kurumlar vergisi kaybına neden olması gerekse meslek mensuplarının ve uygulayıcıların erteleme/kaldırma taleplerine istinaden VUK’a eklenen geçici 37. madde ile enflasyon düzeltmesi (asgari) 3 yıl için (2021 ve 2022 hesap dönemlerine yönelik yapıldığı gibi) tekrar ertelenmiştir. Buna göre 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapılmayacaktır. Kanunda Cumhurbaşkanına enflasyon düzeltmesini uygulatmama hususunda 3 yıla kadar uzatma yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı da yetkisini kullanırsa uygulama 2030 yılına kadar yapılmayabilecektir.
Kanun koyucu, enflasyonun yüksek oranda devam ettiği realitesini de dikkate almış olacak ki, mezkur maddede, VUK’un mükerrer 298/Ç maddesinde düzenlenen ve sadece enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönemlerde uygulanabilen sürekli (vergisiz) yeniden değerleme müessesesinin tekrar uygulanabileceğini açıkça düzenlemiştir
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298/Ç bendi kapsamında sürekli yeniden değerleme uygulaması kapsamında amortismana tabi iktisadi kıymetler ile birikmiş amortisman tutarları yeniden değerlemeye tabi tutulmakta, değerleme farkı 522-Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları hesabına kaydedilmekte, ilgili yıl amortismanları düzeltilmiş değerler üzerinden ayrılmaktadır.
Bu uygulama 2025 yılı amortisman tutarlarının yeniden değerlenmiş tutar üzerinden ayrılması nedeniyle ilave gider imkanı sağlamakta, şirketlerin aktiflerini ve özkaynaklarını güçlendirerek kredibilitesini arttırmakta, özkaynakların güçlenmesi sebebiyle, finansman gider kısıtlaması, borca batıklık, örtülü sermaye uygulaması bakımından şirketlere olumlu katkılar sağlamaktadır. Bu sebeple enflasyon düzeltmesi uygulamasının kalktığı 2025 hesap dönemi için yeniden değerleme çalışmaları yapılarak amortisman giderleri güncel değerler üzerinden ikmal edilmesi uygun olacaktır.
Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde, önceki yıllardan devreden yatırım indirimi, Ar-Ge indirimi ve yatırım katkı tutarlarının yeniden değerleme oranı dikkate alınarak endekslenmesi gerekmekte olup bu değerlemelerin tamamlanması hak kayıplarının yaşanmaması adına önem arz etmektedir.
Vergi Usul Kanunu mükerrer 298/A kapsamında şirketler 2023 ve 2024 hesap dönemlerinde enflasyon düzeltmesi uygulamış olup bu dönemlerdeki düzeltme işlemlerinin 2025 hesap döneminde düzeltilmesi gereken etkileri devam etmektedir.
Ar-Ge harcamalarının enflasyon düzeltmesine tabi tutulması ancak projelerin tamamlanmasına imkân kalmaması veya projenin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle herhangi bir iktisadi kıymetin ortaya çıkmadığı durumlarda önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarlar projenin başarısızlıkla sonuçlandığı hesap döneminde doğrudan gider olarak dikkate alınacağından, söz konusu giderin 2023 hesap dönemi sonu itibarıyla yapılan enflasyon düzeltmesine ilişkin kısmının gider olarak dikkate alınmaması gerekmektedir.
165 ve 176 Seri No.lu Tebliğlerde belirtildiği üzere, avanslar, depozitolar ve gelecek dönemlere ait giderlere ilişkin enflasyon fark hesapları ile ilgili 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır.
31.12.2023 tarihli bilançoda yer alan parasal olmayan kıymet mahiyetindeki alınan avansların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan farkların avans kapatıldığında gelir hesaplarına intikal ettirilmesi, bu şekilde gelir hesaplarına aktarılan farkların vergiye tabi tutulmaması, beyannamede diğer indirimler kısmında gösterilmesi gerekmektedir.
Verilen avansların ise malın teslim edilmesi veya hizmetin görülmesi halinde aynı hesabın alacağına yazılarak kapatılması, avansa ilişkin taahhüdün yerinde getirilmesi ile parasal olmayan verilen avanslar kapatılırken bu avansa ait düzeltme farkının da avansın mahsup edilmesi ilgili hesaba aktarılarak kapatılması gerekmektedir.
31.12.2023 tarihli bilançoda yer alan parasal olmayan kıymet mahiyetindeki alınan depozitoların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan farkların depozitonun geri verildiğinde gelir hesaplarına intikal ettirilmesi, bu şekilde gelir hesaplarına aktarılan farkların vergiye tabi tutulmaması, beyannamede diğer indirimler kısmında gösterilmesi gerekmektedir.
31.12.2023 tarihli bilançoda yer alan parasal olmayan kıymet mahiyetindeki verilen depozitoların da enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan farkların depozitonun geri alındığında gider hesaplarına intikal ettirilmesi, bu şekilde gider hesaplarına aktarılan farkların beyannamede KKEG kısmında gösterilmesi gerekmektedir.
31.12.2023 tarihli bilançoda yer alan "180 Peşin ödenen ve cari dönem içinde ilgili gider hesaplarına kaydedilmemesi gereken, gelecek döneme ait giderler" ve "280 Peşin ödenen ve cari dönem içinde ilgili gider hesaplarına kaydedilmemesi gereken gelecek yıllara ait giderler" hesabının enflasyon düzeltme farklarının, ait olduğu dönemde gider yazılması ancak beyanname üzerinde KKEG olarak dikkate alınması gerekmektedir.
ROFM hesaplamalarına ilişkin hususlar 555 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 14’üncü ve 34’üncü maddelerinde açıklanmıştır. Bu kapsamda 2023 yılı enflasyon düzeltmesi sırasında ayrıştırılan ROFM tutarları 5 yıl içinde beyanname üzerinden eşit taksitlerle indirim konusu yapılması gerekmektedir. İktisadi kıymetin elden çıkarılması halinde kalan tutar tek seferde giderleştirme/indirme imkanı bulunmaktadır. Bu nedenle 2023 yılı enflasyon düzeltmesi sırasında ROFM hesaplaması yapan mükelleflerce 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde söz konusu tutarın 1/5’inin indirim konusu yapılması gerekmektedir.
30.10.2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7529 sayılı Kanun ile, Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun mükerrer 298. maddesinin (A) fıkrasına eklenen bent uyarınca VUK kapsamındaki muhasebe standartları uyarınca “Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında (258 no.lu hesap) takip edilen tutarların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucunda oluşan ve bu hesabın alt hesabında izlenen düzeltme farklarının, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilmesi ve dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaması sağlanmıştı.
Bu düzenleme uyarınca, özel fon hesabında bulunan bu tutarlar, yatırımın tamamlanarak ilgili iktisadi kıymetin aktifleştirilmesi gereken dönem ile bu dönemi takip eden dört hesap dönemi içerisinde eşit taksitler halinde dönem kazancının tespitinde dikkate alınması ve bu süreçte de fon hesabındaki tutarın yeniden değerleme oranında artırılması gerekmektedir.
09.02.2026 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan “196 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri” ile, özel fon hesabında bulunan tutarların; gerek yatırım döneminde gerek sonraki süreçlerde, ilgili yıl için belirlenen yeniden değerleme oranı dikkate alınarak artırılacağına dair belirleme yapılmıştır.
Buna göre, Sirkülerde, mezkur düzenlemenin yürürlüğe girdiği 2024 hesap dönemi için fon hesabındaki tutarların yeniden değerleme oranında artırılmayacağı (dolayısıyla 2024 hesap dönemi için hesaba yeniden değerleme yapılmayacağı), 2025 hesap dönemi için 27.11.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 585 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirlenen yeniden değerleme oranı olan %25,49’un kullanılması gerektiği belirtilmiştir.
Anılan bent uyarınca özel fon hesabına alınan tutarların yeniden değerleme oranında artırılan kısımlarının iktisadi kıymetin maliyetine intikal ettirilmesinin mümkün bulunmadığı açıklanmıştır.
Diğer taraftan, Sirküler’de yer verilen örnekte özel fonlar hesabına alınan tutarların yatırımların aktifleştirildiği dönemde endekslenmesine ilişkin olarak “yatırım döneminde yeniden değerleme oranında artırılan ve özel fonlar hesabına alınan tutarlar dahil” ibaresi kullanılmıştır.
Yapılan bu açıklamalardan, artış tutarlarının yasal kayıtlara alınacağı ancak dönem kazancının tespitinde KKEG olarak dikkate alınması gerektiği gibi dolaylı bir sonuca ulaşılmaktadır.
Bu açıklamaları 2024 hesap döneminde 258-Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının enflasyon düzeltme farkı olup da 549-Özel Fonlar hesabında takip edilen tutarların yeniden değerleme oranı ile artırılması ve aktifleştirilen yatırım harcamaları için fonda yer alan tutarın gelir yazılması gereken kısma ilişkin kayıtların tamamlanması önem arz etmektedir.
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesinde yer alan düzenlemelere göre, pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulması gerekmektedir. Ancak özsermaye kalemlerine ait enflasyon düzeltme farkları, düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilmekte veya sermayeye ilave edilebilmekte, bu işlemler de kâr dağıtımı sayılmamaktadır.
Bu nedenle gerek geçmiş yıl karlarının dağıtımı sırasında, gerek birleşme, bölünme işlemleri sırasında pasif kıymetlere ait enflasyon farklarının çekilmemesi veya başka hesaplara aktarılmaması gerekmektedir.
555 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, düzeltme işlemine tabi tutulmuş olan 2023 hesap dönemi sonuna ait bilançoda yer alan parasal olmayan kıymetlerden amortismana tabi olmayan kıymetlerin, düzeltilmiş değerlerinin altında bir bedelle satılması halinde, düzeltme sonrası değerle, düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden zararın, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.
165 Seri No.lu Sirkülerde, düzeltilmiş değerle düzeltme öncesi değer arasındaki farka isabet eden ve gider olarak kabul edilmeyecek zarar tutarının;
olarak dikkate alınması gerektiği açıklanmıştır.
Finansman gider kısıtlaması, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11/1-i maddesi kapsamında uygulanmakta olup, yabancı kaynakların özkaynağı aşması halinde finansman giderlerinin belirli oranlardaki kısmın KKEG olarak dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Yabancı kaynak özkaynak oranlaması ile ilgili 2025 yılında Maliye Bakanlığı farklı görüş belirtmiştir. 2025/09. ay öncesinde, oranlamasında vergi karşılığı ayrıldıktan sonraki bilançoya göre yabancı kaynak özkaynak oranı dikkate alınması gerektiği görüşündeyken, 25.09.2025 tarih ve 38418978-125[6-2023/4]-542301 sayılı özelge ile, vergi karşılığı ayrılmadan önceki bilançoya göre yabancı kaynak özkaynak oranının dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmiştir. Bu görüşün değişme ihtimali dikkate alınarak güvenli alanda kalarak vergi karşılığı ayrılmış bilanço üzerinden yabancı kaynak/özkaynak oranının belirlenmesini faydalı görmekteyiz.
49 Seri No.lu SMMM ve YMM Genel Tebliği ile Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükellefleri tarafından bazı indirim ve istisnalardan yararlanılabilmesi için YMM rapor şartı getirilmiştir.
|
Gelir Vergisi Beyannamesinde Tasdike Konu İstisna/İndirim/Uygulamalar |
|
|
İstisna/İndirim/Uygulama |
İlgili Mevzuat |
|
1- Sınai Mülkiyet Haklarında İstisna |
5520 sayılı Kanun (Madde 5/B) |
|
2- Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve Devrinden Sağlanan Kazanç İstisnası |
4490 sayılı Kanun |
|
3- Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazanç İstisnası |
3218 sayılı Kanun |
|
4- Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Elde Edilen Kazanç İstisnası |
4691 sayılı Kanun |
|
5- Yurtdışına Verilen Yazılım, Mühendislik, Eğitim ve Sağlık Hizmetleri Kazanç İndirimi |
193 sayılı Kanun (Madde 89/13) |
|
6- İndirimli Gelir Vergisi Uygulaması |
5520 sayılı Kanun (Madde 32/A) |
|
7- Ar-Ge ve Tasarım İndirimleri |
5746 sayılı Kanun |
|
8- Yatırım İndirimi İstisnası (GVK Geçici 61 kapsamında tevkifata tabi olmayanlar) |
193 sayılı Kanun |
|
9- Yıllık GV Beyannamesinde “Diğer İndirimler” ve “Diğer İstisnalar” |
193 sayılı Kanun ve diğer Kanunlar |
|
Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Tasdike Konu İstisna/İndirim/Uygulamalar |
|
|
İstisna/İndirim/Uygulama |
İlgili Mevzuat |
|
1- Yurtdışı İştirak Kazançları İstisnası |
5520 (Madde 5/1-b) |
|
2- Yurtdışı İştirak Hissesi Satış Kazancı İstisnası |
5520 (Madde 5/1-c) |
|
3- Emisyon Primi Kazancı İstisnası |
5520 (Madde 5/1-ç) |
|
4- GYF/GYO Kazanç İstisnası (belirtilen istisna kapsamı) |
5520 (Madde 5/1-d) |
|
5- Taşınmaz/iştirak hissesi vb. satış kazancı istisnası |
5520 (Madde 5/1-e ve Geçici 16) |
|
6- Yurtdışı inşaat, onarım, montaj ve teknik hizmetler kazanç istisnası |
5520 (Madde 5/1-h) |
|
7- Sınai Mülkiyet Haklarında İstisna |
5520 (Madde 5/B) |
|
8- Türk Uluslararası Gemi Sicili kazanç istisnası |
4490 sayılı Kanun |
|
9- Serbest bölgelerde kazanç istisnası |
3218 sayılı Kanun |
|
10- Teknoloji geliştirme bölgelerinde kazanç istisnası |
4691 sayılı Kanun |
|
11- Araştırma altyapılarının kazançlarında istisna |
6550 sayılı Kanun |
|
12- Ar-Ge indirimi |
5520 (Mülga Madde 10/1-a) |
|
13- Yurtdışına verilen yazılım, mühendislik, eğitim ve sağlık hizmetleri kazanç indirimi |
5520 (Madde 10/1-ğ) |
|
14- Nakdi sermaye artışından kaynaklanan faiz indirimi |
5520 (Madde 10/1-ı) |
|
15- Kurumlar vergisi oranının indirimli uygulanması / indirimli KV |
5520 (Madde 32/6-7-8 ve 32/A) |
|
16- Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Uygulaması |
5520 (Ek 1-13 ve Geçici 17) |
|
17- Ar-Ge ve tasarım indirimleri |
5746 sayılı Kanun |
|
18- Tekno-girişim sermaye desteği indirimi |
5746 sayılı Kanun |
|
19- Tekno-kent sermaye desteği indirimi |
4691 sayılı Kanun |
|
20- Yatırım indirimi istisnası (GVK Geçici 61 kapsamında tevkifata tabi olmayanlar) |
193 sayılı Kanun |
|
21- KV Beyannamesinde “Diğer İndirimler/İstisnalar” satırları |
5520 ve diğer Kanunlar |
Bu nedenle 2025 yılı beyannamelerinde yer alan indirim ve istisnalar ile ilgili gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığı hususunda uzman görüşü alınması, kapsama giren mükelleflerin YMM raporunu süresi içerisinde temin etmesini tavsiye edilmektedir.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, Risk analiz sistemi üzerinden mükelleflerin faaliyetleri gruplar ve sektörler itibariyle analiz edilerek mukayese ederek risk alanlarını tespit etmektedir. Bu kapsamda Vergi Müfettişleri Vergi Dairelerinde görevlendirilerek beyanname gözetim çalışmaları yapılmakta, beyannameler analiz edilerek mükelleflerin beyan ettikleri istisna ve indirimler hakkında izahatler istenmektedir.
Bu nedenle 2025 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde yer alan istisna, indirim, KKEG ve diğer vergisel işlemlere ilişkin hukuki dayanakların, hesaplama yöntemlerinin ve diğer belgelerin önceden hazırlanması önem arz etmektedir.
31.12.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 10803 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, Arge ve Teknopark indiriminden yararlanan mükelleflerin fon ayırma şartlarında değişiklik olmuştur. 2025 yılına ilişkin yıllık beyannamede, 5.000.000 TL ve üzeri Ar-Ge indirimi, tasarım indirimi veya teknokent kazanç istisnasından yararlanan mükellefler;
girişim sermayesi yatırım fonu paylarına yatırım yapmak veya girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına ya da teknoparklarda yer alan kuluçka merkezlerinde faaliyette bulunan girişimcilere sermaye olarak koymak suretiyle değerlendirmek zorundadır.
Diğer taraftan Vergi usul Kanunu 325/A maddesi uyarınca; girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim sermayesi fonu ayrılabilmekte ve bu fon tutarının Kurumlar Vergisi Kanunu 10/1-g maddesi uyarınca kurum kazancından indirim konusu yapılabilmektedir.
Ar-Ge İndirimi ve Teknopark istisnasından faydalanan mükellefler için getirilen %3 girişim sermayesi yatırım zorunluluğu kapsamında yapılacak girişim sermayesi yatırımları dolayısıyla Vergi usul Kanunu 325/A maddesi uyarınca girişim sermayesi yatırım fonu olarak ayrılan tutarın Kurumlar Vergisi Kanunu 10/1-g maddesi uyarınca kurum kazancından indirim imkanı olup olmadığı, bir diğer ifadeyle yapılacak tek girişim sermayesi yatırımı ile Ar-Ge İndirimi ve Teknopark istisnasından doğan %3’lük girişim sermayesi yatırım zorunluluğu ile VUK 325/A kapsamındaki girişim sermayesi yatırımı taahhütlünün birlikte karşılanmış sayılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte uygulamada her iki uygulama için tek yatırım yapan mükellefler bulunmaktadır.
Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu ilgili dönem kazancından ayrılacağından, pasifte özel bir fon hesabına alınacak tutar hesap dönemi sonu itibarıyla tespit edilebilecektir. Bu çerçevede, fon hesabına alınma işleminin, izleyen hesap döneminin başından itibaren kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılması gerekmektedir. Bu şekilde, indirim konusu yapılacak olan kazanç tutarı, ilgili dönemin genel sonuç hesaplarına yansıyacak olup kurumlar vergisi beyannamesinin ilgili satırında gösterilmek suretiyle de indirimden yararlanılabilecektir.
Bu açıklamalar kapsamında girişim sermayesi yatırımı yapma taahhüdünde bulunarak KVK 10/1-g maddesi uyarınca girişim sermayesi indiriminden faydalanacak mükelleflerin 01.01.2026 tarihinden beyannamenin verileceği 30.04.2026 tarihe kadar belirlenen sınırları aşmamak üzere yararlanılacak indirim tutarı için dönem karından fona alma işlemini gerçekleştirmesi; beyannamede yararlanılan Ar-Ge indirimi veya teknopark kazanç istisnası kapsamında girişim sermayesi yatırımı yapma zorunluluğu ortaya çıkan tutar için beyannamenin verilmesinden sonra fon ayırma kaydının/işleminin yapılması gerekmektedir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 121. maddesinde düzenlenen vergiye uyumlu mükellef indirimi, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, belirli uyum şartlarını sağlamaları halinde hesaplanan vergi üzerinden %5 oranında indirim yapılmasına imkân tanımaktadır.
İndirimden yararlanabilmek için mükelleflerin, ilgili yıl ve önceki iki yıla ait tüm beyannamelerini süresinde vermiş olmaları, tahakkuk eden vergileri zamanında ödemeleri, kesinleşmiş vergi tarhiyatlarının bulunmaması, belirli tutarı aşan vadesi geçmiş borcunun olmaması ve sahte veya yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma fiilinin tespit edilmemiş olması gerekir. Bu şartlardan herhangi birinin ihlali halinde indirim hakkı kaybedilir.
İndirimden yararlanmak isteyen mükelleflerin; dijital vergi dairesi sistemi üzerinden, interaktif vergi dairesi sistemine giriş yaptıktan sonra sol tarafta yer alan Bilgilerim/Vergide Uyumda Vergi İndirim Bilgisi menüsünden sorgulama yaparak şartları sağlayıp sağlamadıklarını teyit etmeleri ve beyannameyi onaylamadan önce de uyumlu mükellef indiriminin uygulandığından emin olmaları gerekmektedir.
2025 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi, gerek mevzuatta son yıllarda yapılan kapsamlı değişiklikler gerekse idarenin artan denetim ve gözetim yaklaşımı nedeniyle önceki dönemlere kıyasla daha dikkatli ve teknik bir hazırlık sürecini gerektirmektedir. Özellikle yeniden değerleme uygulamaları, enflasyon düzeltmesinin devam eden etkileri, finansman gider kısıtlamasında idari görüş değişiklikleri ve reel olmayan finansman maliyetlerinin beyanı gibi konular, matrahın doğru tespiti açısından kritik öneme sahiptir.
Bunun yanında, enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan farkların doğru sınıflandırılması, özel fon hesaplarının mevzuata uygun şekilde izlenmesi ve pasif kalemlere ait enflasyon farklarının işletmeden çekilmesi halinde doğabilecek vergisel sonuçların dikkate alınması gerekmektedir. Aksi takdirde, hatalı uygulamalar ciddi vergi riskleri ve cezai yaptırımlara yol açabilecektir.
İndirim ve istisna uygulamalarında ise hem mevzuat şartlarının sağlandığının detaylı olarak kontrol edilmesi hem de belirli tutarların aşılması halinde YMM tasdik yükümlülüğünün yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle Ar-Ge indirimi, teknokent kazanç istisnası ve indirimli kurumlar vergisi gibi uygulamalarda getirilen yeni fon ayırma yükümlülükleri, mükellefler açısından ilave planlama gerektirmektedir. Ayrıca gözetim uygulamaları kapsamında indirilemeyen KDV’ye ilişkin yeni düzenlemeler de beyan sürecinde dikkatle değerlendirilmelidir.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 121. maddesi kapsamında sağlanan vergiye uyumlu mükellef indirimi, mükellefler için önemli bir vergi avantajı sunmakla birlikte, oldukça sıkı şartlara bağlıdır. Bu nedenle mükelleflerin beyan ve ödeme disiplinlerini korumaları, geçmiş dönem uyum durumlarını kontrol etmeleri ve gerekli sorgulamaları önceden yapmaları gerekmektedir.
Son olarak, risk analiz sistemine dayalı izaha davet mekanizmasının etkin şekilde uygulanması nedeniyle, beyannamede yer alan tüm indirim, istisna ve kanunen kabul edilmeyen giderlere ilişkin hukuki dayanakların, hesaplama yöntemlerinin ve tevsik edici belgelerin önceden hazırlanması büyük önem arz etmektedir.
Bu çerçevede, 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin hazırlanmasında sadece teknik hesaplamaların değil, aynı zamanda mevzuata uyum, belge düzeni ve denetim risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmekte olup, gerektiğinde uzman görüşü alınması mükellefler açısından önemli bir güvence sağlayacaktır.