Sizi Arayalım
Transit Ticaret Kazançlarına Uygulanacak  Vergisel Teşvikler

MAKALE: 22.07.2026/07

Transit Ticaret Kazançlarına Uygulanacak Vergisel Teşvikler

Centrum Türkiye Kıdemli Müdürü Sn. Galip Duman tarafından kaleme alınan bu makalede, transit ticaret kazançlarına sağlanan vergisel teşvikler ele alınmaktadır. 7582 sayılı Kanun ile yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya bu işlemlere aracılıktan elde edilen kazançlara getirilen yüzde 95 oranındaki kurumlar vergisi indirimi açıklanmaktadır. İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde bu oranın yüzde 100 olarak uygulanması, kazancın Türkiye’ye transferi ve alıcı ile satıcının yurt dışında bulunması şartları incelenmektedir. Ayrıca transit ticaret işlemlerinin KDV, damga vergisi, harçlar ve asgari kurumlar vergisi karşısındaki durumu değerlendirilmektedir.

20.07.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 26. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte ticaret hayatında da pek çok değişim ve gelişim yaşanmaktadır. Şirketler de değişen ve gelişen dünyada üretim faaliyetlerindeki en önemli kalem olan maliyetlerini düşürmek ve rekabet avantajı elde edebilmek için ticarette artık teknolojiyi yoğun bir şekilde kullanarak farklı satış stratejileri uygulamaktadır. Günümüzde bunun en önemli örneklerinden birisi de transit ticarettir.

Transit ticaret, yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmadan ya da gümrük antreposundan satın alınan malın, ülkemiz üzerinden transit olarak veya doğrudan doğruya yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmaya ya da antrepoya satılması işlemidir. Özetle, milli olmayan bir malın satın alınması ve bu malın millileştirilmeksizin satılması işlemidir. Malların Türkiye’den geçip, geçmemesi işlemin muhteviyatını değiştirmemektedir.

Transit ticaretin ticaret hayatında pek çok avantajı bulunmakta olup, bunlardan en önemlileri ise, maliyet ve zamandır. Transit ticarette mal gümrükten geçirilmediği için millileştirilmez; millileştirilmediği için de gümrükte alınan gümrük vergisi, harç ve KDV gibi mali yükümlüklere tabi olmaz. Ayrıca, gümrük süreçleri ile vakit kaybedilmediği için zamandan tasarruf sağlanmakta olup, depolama, nakliye, lojistik gibi süreçler olmadığından maliyetlerde ciddi avantajlar sağlamaktadır. Dolayısıyla da alış ve satış bedelleri arasındaki fark doğrudan ticari kazanç olarak elde edilir.

Yaşanan bu teknolojik gelişmeler ve uluslararası piyasada Türkiye’yi daha rekabetçi ve daha cazip bir yatırım merkezi haline getirmek amacıyla 24 Nisan 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” açıklanmış olup, akabinde de 4 Haziran 2026 Tarihli ve 33270 Sayılı Resmi Gazete’de 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlanmıştır. Bu Kanun ile transit ticaretten elde edilen kazançlara da ciddi avantajlar getirilmiş olup, bu çalışmamızda vergi uygulamaları açısından transit ticaret kazançlarına uygulanan vergisel teşviklere değineceğiz.

Kurumlar Vergisi Açısından

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3 üncü maddesinde, kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunanların, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceği, hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla da tam mükelleflerin transit ticaretle elde ettikleri karın tamamı Türkiye’de kurumlar vergisinin kapsamına girmektedir.

Dar mükellef kişi ve kurumların ise sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar Türkiye’de vergilendirilmektedir. Bu durumda da dar mükellef kişi ve kurumlar, transit ticaret işlemini, Türkiye’deki daimi temsilci yahut işyerleri vasıtasıyla gerçekleştirirlerse bu işlem dolayısıyla elde ettikleri kazanç Türkiye’de vergiye tabi olacak ancak, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları göz ardı edilmemelidir.

Öncesinde sadece İFM’de yer alan mükelleflere yönelik olarak uygulanan transit ticaret kazancına yönelik kurumlar vergisi teşviki, 4 Haziran 2026 tarih ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yeniden düzenlenmiş olup, Kanunun 7 nci maddesiyle, 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“i) Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançların %95’i (9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanır.).

Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de olmaması şarttır. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan oranları sıfıra kadar indirmeye, %100’e kadar artırmaya yetkilidir.”

Bu düzenlemeye göre, yurt dışındaki bir firmadan ya da şahıstan satın alınan bir malın, Türkiye’ye getirilmeksizin, yurtdışında yerleşik bir firmaya ya da şahsa satılmasından elde edilen kazancın %95’i kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirilir. İstanbul Finans Merkezi’nde veya 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlarda faaliyet gösteren kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanacaktır.

Böylece transit ticaret kazançlarının büyük kısmı vergi dışı bırakılmakta olup, indirimden yararlanmanın temel koşulu ise kazancın ilgili yıl beyannamesinin verilme tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesidir.

Mezkur Kanun’un 9 uncu maddesi ile yapılan düzenlemeyle de, transit ticaret kazancına ilişkin indirimin asgari kurumlar vergisi matrahının tespitinde de düşülebilmesine imkan tanınmıştır. Böylece 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/C maddesi kapsamında yurtiçi asgari kurumlar vergisi hesaplamasına konu matrahın tespitinde kazançtan düşülebilecek indirimlerin arasına transit ticaret kazançları da eklenmiş olup, transit ticaret kazancı elde eden mükelleflerin asgari kurumlar vergisi matrahının daha düşük hesaplanması ve böylece olası kurumlar vergisine esas matrahın daha düşük olması sağlanmıştır.

4 Temmuz 2026 tarih ve 33300 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 26 Seri No.lu Tebliğ’de bu düzenlemeler hakkında açıklamalara yer verilmiştir. Tebliğ’in 5 inci maddesinde; “Kurumların söz konusu indirimden yararlanabilmeleri için;

  • Kazancın, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilmesi,
  • Aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de bulunmaması,
  • Kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması,
  • İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların 7412 sayılı Kanun kapsamında katılımcı belgesine sahip olmaları,
  • Endüstri bölgelerinde faaliyette bulunan kurumlar için bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunmuş endüstri bölgesi olması,

gerekmektedir.

Buna göre, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilen kazançlara madde kapsamında indirim uygulanacak olup, Türkiye’ye getirilen malların satışından elde edilen kazançlar dolayısıyla bu indirimden yararlanılması mümkün değildir.

Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançların elde edildiği dönemde kurum kazancına dahil edilmesi zorunlu olup bu kazançların kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmeyen kısmı için indirimden yararlanılmayacaktır. Türkiye’ye bu süre içinde transfer edilmeyen kazançlar, daha sonraki yıllarda Türkiye’ye transfer edilse dahi anılan indirimden faydalanılamayacaktır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Mezkur Tebliğ’de; yurt dışında mukim kişi veya kurumlardan satın alınan, karşılığı belirli bir ürün veya hizmet olan aktivasyon kodu, e-pin kodu, oyun kodu, dijital ürün kodu, lisans kodu, abonelik kodu ve benzeri mahiyetteki kart, şifre ve kodların; niteliğinin ve içeriğinin değiştirilmemesi şartıyla, Türkiye’de herhangi bir tasarrufa ve kullanıma konu edilmeksizin veya Türkiye’deki kişi veya kurumlara satılmaksızın, satın alındığı şekliyle doğrudan doğruya yurt dışında mukim kişi veya kurumlara satılmasından ve söz konusu kart, şifre ve kodların yurt dışında alınıp satılmasına aracılık edilmesinden sağlanan kazançlara madde kapsamında indirim uygulanacağı,

Bununla birlikte, belirli bir ürün veya hizmete erişim, kullanım veya yararlanma hakkını temsil etmeyen, bunları çıkaranlar nezdinde ileride yapılacak teslim veya hizmetlerin satın alınmasına yönelik bir satın alma gücü veya ödeme aracı niteliği taşıyan kart, şifre, kod, bakiye, cüzdan kodu, hediye kartı ve benzeri değerlerin alım satımından elde edilen kazançlara anılan indirimin uygulanmasının mümkün olmadığı,

Yurt dışında mukim kişi veya kurumlardan satın alınan telif hakkı, marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım, lisans, yayın hakkı ve benzeri gayri maddi hakların; herhangi bir değişiklik yapılmaksızın ve satın alanın kendisi de dahil Türkiye’de mukim kişi veya kurumlarca kullanılmaksızın, iktisap edildiği şekliyle doğrudan doğruya yurt dışında mukim kişi veya kurumlara satılması ya da bu işlemlere aracılık edilmesinden elde edilen kazançlara da madde kapsamında indirim uygulanacağı, bununla birlikte indirimden yararlananların, alım satıma konu gayri maddi hakka ilişkin olarak, söz konusu satışla birlikte herhangi bir şekilde kendilerinin tasarruf hak ve yetkisinin kalmaması gerektiği, açıklanmıştır.

Mezkur Kanuni düzenlemeler ve Tebliğ’de yer alan açıklamalar çerçevesinde indirim kapsamında kabul edilen faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunan kazancın %95’i, (4737 sayılı Kanun kapsamında uygun bulunan Endüstri Bölgelerinde ve İFM Bölgesinde faaliyet gösteren kurumlar bakımından %100’ü) kurumlar vergisi beyannamesinin “Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler” bölümünde gösterilmek suretiyle indirim konusu yapılabilecektir. Diğer indirim ve istisnalar ile geçmiş yıl zararı nedeniyle indirim konusu yapılamayan kazanç tutarı izleyen dönemlere devredilemeyecek olup, faaliyet sonucunun zararlı olması halinde ise indirim söz konusu olmayacaktır.

İFM Bölgesinde faaliyet gösteren mükelleflerin Vergi Usul Kanununun genel hükümleri çerçevesinde defter tutmaları, belge ve kayıt düzenine uymaları zorunlu olup, indirime konu kazanç ile buna bağlı olarak kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, indirim kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve indirim kapsamında olan faaliyetlere hasılat, maliyet ve gider unsurlarının diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.   

KDV Açısından

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1 inci maddesinde; Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, her türlü mal ve hizmet ithalatının katma değer vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Mezkur Kanun’un 6 ncı maddesinde de işlemlerin Türkiye’de yapılmasının; malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını, hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını ifade ettiği, hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler çerçevesinde, transit ticarete konu teslimin Türkiye’de gerçekleşmemesi nedeniyle Türkiye’de katma değer vergisinin konusuna girmediği değerlendirilmektedir. İdare tarafından verilen birçok özelge ve uygulama genel tebliğinde yer alan örnekler de bu değerlendirmeyi desteklemektedir.

Diğer Hususlar

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun Ek 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendiyle transit ticarete konu malın satın alınması ve satılmasına ilişkin kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun Ek 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendiyle transit ticarete konu malın satın alınması ve satılması işlemleri harçlardan istisna tutulmuştur.

İhracat ve Diğer Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulama Genel Tebliği’nin 4 üncü maddesinde de, “Transit ticarete konu malın satın alınması ve satılması ile ilgili işlemlerin harçtan ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtların (gümrük idarelerine verilen beyannameler dahil) damga vergisinden istisna olacağı” açıklanmıştır.

Dolayısıyla transit ticaretle ilgili olan sözleşmeler ve diğer belgeler damga vergisi ve harçtan istisna tutulmuş olup, sözleşme bedelleri düşünüldüğünde bu istisnanın da maliyetleri düşürmesi ve rekabet açısından önemli bir vergisel teşvik olduğunu değerlendirebiliriz.

Sonuç

Yurt dışında veya serbest bölgedeki bir firmadan ya da gümrük antreposundan satın alınan malların, ülkemiz üzerinden doğrudan yurt dışında veya serbest bölgede yerleşik bir firmaya ya da antrepoda satılması işlemi olan transit ticaret, artan maliyetler ve gelişen teknolojik imkanlarla birlikte avantajlı bir ticaret yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizde de transit ticarete yönelik vergisel düzenlemeler ve teşvikler getirilerek hem yatırım cazibesini hem de küresel ticaretteki payımızı artırmak amaçlanmaktadır. Bu amaçla 7582 sayılı Kanun’un 7 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1 maddesinde yer alan transit ticarete ilişkin kazanç indiriminin kapsamı genişletilerek,

  • İstanbul Finans Merkezi’nde katılımcı belgesi alarak faaliyette bulunan kurumların kazanç indirim oranı %50’den %100’e çıkarılmış,
  • İstanbul Finans Merkezi ve Endüstri Bölgeleri dışında faaliyette bulunan kurumlara da %95 kazanç indirimi imkanı tanınmıştır.

İndirimden yararlanılabilmesi için, yurtdışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurtdışında satışından veya transit ticarete aracılıktan doğan kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de olmaması şartları aranacaktır.

Mezkur Kanun’un 9 uncu maddesi ile de transit ticaret kazanç indiriminin asgari kurumlar vergisi matrahından düşülebilmesine imkan tanınmış olup, böylece olası ödenecek verginin hesaplanmasına ilişkin asgari kurumlar vergisi matrahının daha düşük hesaplanmasına imkan tanınmıştır.

Söz konusu düzenlemeler, 1/7/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Transit ticaret işlemleri Türkiye Gümrük sahasından geçmediği için gümrük vergisine tabi olmayıp, bedellerinin tasarrufu kambiyo mevzuatı açısından serbesttir.

Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye ithal edilmeden (mal millileştirilmeden), tekrar yurt dışında mukim başka bir firmaya ya da şahsa satılması işlemi, teslimin Türkiye’de gerçekleşmemesi nedeniyle KDV’nin konusuna girmemekte olup, bu ticarete konu sözleşmeler ve kağıtlar da damga vergisi ve harçlardan istisnadır.

Transit ticaret kazançlarının %95’inin (İFM bölgesinde faaliyette bulunan kurumların transit ticaret kazançlarının %100’ünün) kurum kazancından indirilmek suretiyle vergi dışı bırakılması, bu işlemlerin Türkiye’de gerçekleşmemesi nedeniyle de KDV’nin konusuna girmemesi ve bu ticarete konu sözleşmelerin ve kağıtların da damga vergisi ve harçlardan istisna olması, uluslararası ticaret yapan şirketler için güçlü vergisel teşviklerdir. Bu düzenlemelerin oldukça yüksek bir vergi avantajı sağlayarak şirketlerin uluslararası piyasadaki rekabet gücünü artıracağı değerlendirilmektedir.