MAKALE: 22.07.2026/03
Yeni Varlık Barışı Düzenlemesinin Detayları
Centrum Türkiye Ortağı Sn. Adem Bilgili tarafından kaleme alınan bu makalede, 7582 sayılı Kanun ile getirilen yeni varlık barışı düzenlemesinin kapsamı ve uygulama esasları ele alınmaktadır. Yurt dışında veya Türkiye’de bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bildirilmesi, Türkiye’ye getirilmesi ve vergilendirilmesi süreçleri açıklanmaktadır. Bildirim süreleri, banka ve aracı kurumlarca yapılacak işlemler, yüzde 5 genel vergi oranı ile belirli yatırım araçlarında tutma taahhüdüne bağlı indirimli oranlar incelenmektedir. Ayrıca varlıkların yasal defterlere kaydı, özel fon hesabında izlenmesi, işletmeden çekilme şartları ve vergi incelemesi ile tarhiyat yapılmamasına ilişkin korumanın sınırları değerlendirilmektedir.
20.07.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 26. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.
Bilindiği üzere, dönem dönem çıkarılan varlık barışı kanunları ile, gerek vergi dairesine kayıtlı olarak faaliyette bulunan mükelleflerin gerekse herhangi bir mükellefiyet tesis etmeksizin verginin konusuna giren gelirler elde eden gerçek kişilerin yurt dışında bulunan veya yurt içinde kayıt dışı kalmış bazı varlıklarını düşük vergi ödeyerek yasal/kayıtlı ekonomik sisteme dahil etmelerine imkan sağlanmaktadır. Bu düzenlemelerle esas itibarıyla vergiye gönüllü uyumu artırarak kamu gelirlerinde artış ve mükellefler nezdinde ileride oluşabilecek cezalı tarhiyatları ve İdare ile olası ihtilafları baştan engelleyerek vergi barışının sağlanması amaçlanmaktadır. Ayrıca, söz konusu varlıkların, kayıt dışı faaliyetlerden elde edilmiş gelirlerle edinildiğinden hareketle, varlıkların kayıt altına alınarak ekonomik sisteme sokulması ve yine bu sistem içinde kullanılması hedeflenmektedir.
Varlık barışı düzenlemeleri ile bazı şartlar dahilinde mükelleflere (ve gerçek kişilere) geçmişe dönük vergi incelemesinden ve tarhiyata maruz kalınmasından muafiyet sağlanmaktadır. Uygulamanın etkinliğini artırmak ve olası kötüye kullanımlara neden olmamak için de bu düzenlemeler belirli bir faydalanma süresi için getirilmektedir.
Bugüne kadar (son varlık barışı düzenlemesi ile birlikte) toplam 8 varlık varışı düzenlemesi yapılmıştır. 2008 yılında yayımlanan 22.11.2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun ile yapılan ilk varlık barışı düzenlemesi sonrasında 6486, 6736, 7143, 7186, 7256, 7417 sayılı Kanunlarla benzer düzenlemeler yapılmış, son olarak 21/5/2026 tarihli ve 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10. maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 19. madde ile işbu Makalemizin konusu olan yürürlükteki varlık barışı düzenlemesi ihdas edilmiştir.
Geçmiş varlık barışı uygulamalarını tetkik ettiğimizde, bazı kanunlar sadece yurtdışından getirilen varlıklara yönelikken çoğunlukla gerek yurt içi gerekse yurtdışı varlıkların kapsama alındığı, çoğunlukla yurt içinde bulunan varlıklarla yurt dışında bulunan varlıklar için vergi oranlarının farklılaştırıldığı, bazılarında ise vergi oranının aynı tutulduğu, bazılarında hiçbir vergi ödenmeksizin uygulamadan faydalanma imkanı sağlandığı, bazılarında bildirim tarihine veya muhtelif yatırım araçlarında tutma süresine göre değişen oranların öngörüldüğü, bazılarında varlıkların işletmeye dahil edilmesi ya da işletmeden çekilmesi konusunda geniş kolaylıklar sağlandığı, ancak genellikle çekiş için süre yönünden zorlaştırıcı hükümlere tabi tutulduğu, bazılarında daha dar varlık tanımı yapıldığı, bazılarında ise taşınmazlar da dahil daha geniş varlıkların kapsama alındığı görülmektedir.
Tüm kanunlar için ortak olan en önemli nokta ise (son kanun da dahil olmak üzere bazı kanunlarda varlıkla incelemede tespit edilebilecek matrah farkına konu husus arasında illiyet aranması gibi sıkı kurallar getirilmiş olsa da) bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı ve diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farklarından (düzenleme kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti halinde) düzenleme kapsamında bildirilmiş olan varlık değeri mahsup edilerek (eğer çıkarsa) tarhiyat yapılabileceğidir.
7582 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 19. madde (Madde) ile ihdas edilen yürürlükteki son varlık barışı düzenlemesiyle ilgili uygulama usul ve esasları (söz konusu Kanunun da yayımlandığı) 4.8.2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 Seri No.lu Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Tebliğ) ile belirlenmiştir.
Son varlık barışı düzenlemesinin geçmiş uygulamalarla benzer koşullar içerdiğini belirtmek isteriz.
Makalemizde mezkur Madde hükümleri ile Tebliğ düzenleme ve açıklamaları çerçevesinde yeni varlık barışı uygulamasının detayları belirtilecektir.
VARLIK BARIŞI UYGULAMASINDAN FAYDALANABİLECEK KİŞİLER VE UYGULAMA KAPSAMINDAKİ VARLIKLAR
Varlık barışından;
- Gerçek ve tüzel kişilerce (gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti olup olmadıklarına bakılmaksızın) yurt dışında bulunan
- Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan
- Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilerce yurt içinde bulunan
para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31/07/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi suretiyle yararlanabilecektir.
YURT DIŞINDA BULUNAN VARLIKLARIN BİLDİRİLMESİ, TÜRKİYE’YE GETİRİLMESİ VE VERGİNİN ÖDENMESİ
Yurt dışında bulunan varlıklara ilişkin bildirim
Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile bu vergilerden mükellefiyeti bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerce yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, Madde hükümleri çerçevesinde, 31/7/2027 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi mümkündür.
Gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak bu bildirimlerin, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler tarafından da yapılabilmesi mümkündür.
Gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar, 4/6/2026 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil), Tebliğ eki EK-1'de yer alan form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilecektir. Varlık barışından faydalananlarca (bu bildirim dışında) vergi dairesine herhangi bir beyanname verilmeyecek ve bildirimde bulunulmayacaktır.
Gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan varlıklar için tek bir bildirim verilmesi esastır. Ancak, Maddenin uygulamasında bildirimin yapıldığı her ay farklı bir vergilendirme dönemi olarak kabul edildiğinden, 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil) birden fazla bildirimde bulunulması mümkündür.
Bildirimde bulunulduktan sonra aynı ay içerisinde, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime konu edilen varlıkları azaltıcı ya da artırıcı yeni bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde, ilk bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu şekilde ilk bildirime konu varlıkların azaltılması yönünde yapılacak düzeltmelerde, başlangıçta peşin olarak ödenen verginin azaltılan tutara isabet eden kısmı, banka ve aracı kurum tarafından bildirim sahibine iade edilebilecektir.
Bildirimde bulunulduktan sonraki aylarda, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime konu edilen varlıkları azaltıcı bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde de bildirimin yapıldığı tarihten itibaren Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gereken iki aylık süreyi aşmamak kaydıyla önceki bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu durumda, banka ve aracı kurumlarca Tebliğ eki EK-3’te yer alan beyanname ile vergi dairesine bildirilen varlıklara ilişkin düzeltme talebinin banka ve aracı kurum aracılığıyla yapılması esastır.
Bildirime konu varlıkların banka veya aracı kurumlara transferi veya yatırılmasından sonra daha önce verilen bildirimlerin düzeltilmesi ve ödenen vergilerin iadesi mümkün değildir.
Bildirimde bulunulduktan sonraki aylarda, bildirime konu edilen varlıkları artırıcı bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde ise önceki bildirimin düzeltilmesi söz konusu olmayacak, ilave olarak bildirilmek istenilen varlıklar için yeni bir bildirim yapılacaktır.
Düzeltme kapsamı dışında verilen tüm bildirimler yeni bir bildirim olarak kabul edilecek ve önceki bildirimle ilişkilendirilmeyecektir.
Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin yapılan düzeltme talepleri dikkate alınmayacaktır. Bu çerçevede, 31/7/2027 tarihine kadar yapılan bildirimlerin bu tarihten sonra düzeltilmesi mümkün olmayacaktır.
Yurt dışında bulunan varlıkların bildirimi üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler ve verginin ödenmesi
Gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışında bulunan varlıkları iki nüsha olarak hazırlayacakları Tebliğ eki EK-1'de yer alan form ile bankalara veya aracı kurumlara bildireceklerdir. Formun bir nüshası, ilgili banka veya aracı kurum tarafından, varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra, düzenlenen banka dekontları veya işlem sonuç formlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir.
Bildirimin gerçek veya tüzel kişinin vekili ya da kanuni temsilcisi tarafından yapılması halinde, bankalar veya aracı kurumlarca söz konusu vekil veya kanuni temsilcinin yetkili olup olmadığı hususu kontrol edilecektir.
Banka veya aracı kurumlar tarafından, bildirimde bulunanlardan bildirime konu edilen varlıklara ilişkin olarak herhangi bir belge istenilmeyecektir.
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın 15. günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla Tebliğ eki EK-3'te yer alan beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edecektir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince tarh edilen vergiler, beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlar tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.
Öte yandan, genel vergi oranı %5 olmakla birlikte banka veya aracı kurumlara bildirilen varlıkların; bildirimde bulunan tarafından vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında aşağıda belirtilen sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı;
- En az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0,
- En az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1,
- En az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2,
- En az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3,
- En az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4,
olarak uygulanacaktır.
Bu indirimli oran uygulamasından yararlanılabilmesi için, bildirime konu edilen varlıkların belirtilen kıymetlerde ve sürelerde değerlendirileceğine ilişkin olarak bildirim sahipleri tarafından Tebliğ eki EK-2’de yer alan taahhütnamenin, bildirim sırasında banka veya aracı kurumlara verilmesi zorunludur. İndirimli oran uygulanması durumunda da (%0 dahil) bildirime konu varlıklar banka veya aracı kurumlarca verilecek beyannameye dahil edilecektir.
Bildirimde bulunanlar tarafından taahhüt süresine uyulmaması durumunda, varlığın bulunduğu banka veya aracı kurum tarafından, bildirim tutarı esas alınarak zamanında alınmayan vergi tutarı tespit edilmek suretiyle bu tutara isabet eden vergi ve gecikme faizi kesinti yoluyla tahsil edilecek ve tahsil edildiği ayı takip eden on beşinci günü akşamına kadar vergi dairesine ödenecektir. Ayrıca, bildirilen varlıklara ilişkin olarak taahhütlere uyulmaması durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.
Taahhüt edilen sürelerin başlangıcı olarak, bildirime konu varlıkların vadeli hesaplara, Devlet iç borçlanma senetleri, kira sertifikaları veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırıldığı tarih esas alınacaktır. Dolayısıyla taahhüt süresi bildirim tarihinden değil, bildirilen varlığın banka veya aracı kurumlar tarafından bu yatırım araçlarına yatırıldığı tarih itibarıyla başlayacaktır.
1/1/2027 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılacaktır. Dolayısıyla,
- 31/12/2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde vergi oranı, taahhütsüz bildirimler için %5, taahhütlü bildirimler için vadeye göre %0 ila %4 arasında uygulanacakken,
- 1/1/2027 tarihinden 31/07/2027 tarihine kadar yapılacak bildirimlerde vergi oranı, taahhütsüz bildirimler için %5,5, taahhütlü bildirimler için vadeye göre %0,5 ila %4,5 olarak uygulanacaktır.
Uygulamanın son tarihi olan 31/7/2027 tarihinin Cumhurbaşkanınca yetki kullanılarak uzatılması halinde (ki Cumhurbaşkanının uygulamanın bitim tarihinden itibaren her defasında altı ayı geçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatmaya yetkisi bulunmaktadır) ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanacaktır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı uzatma yetkisini de kullanırsa 1/8/2027 tarihinden sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı, taahhütsüz bildirimler için %6, taahhütlü bildirimler için vadeye göre %1 ila %5 olarak uygulanacaktır.
Örneğin yurt dışında bulunan 20.000.000 TL karşılığı dövizi için 25/11/2026 tarihinde aracı kuruma bildirimde bulunan bir gerçek kişinin, bildirime konu edilen tutarın tamamının, en az üç yıl süreyle vadeli hesapta tutulacağına ilişkin Tebliğ eki EK-2’de yer alan taahhütnameyi aynı tarihte bankaya vermesi halinde, söz konusu bildirim için uygulanacak vergi oranı %2 olacaktır. Buna göre banka tarafından (20.000.000 TL x %2 =) 400.000 TL tutarında vergi peşin olarak tahsil edilerek, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar sorumlu sıfatıyla vergi dairesine banka tarafından beyan edilip ödenecektir.
Aynı kişinin söz konusu dövizi en az beş yıl süreyle vadeli mevduat hesaplarında değerlendirileceğine ilişkin taahhütnameyi bildirim sırasında (25/11/2026 tarihinde) vermesi halinde, bildirime konu varlık için uygulanacak vergi oranı %0 olacaktır. Dolayısıyla banka veya aracı kurum tarafından vergi tahsil edilmeyecektir. Ancak, bildirime konu bu varlıklar banka veya aracı kurum tarafından verilecek beyannameye dahil edilecektir.
Yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi
Madde kapsamında bildirime konu edilen varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi şarttır.
Söz konusu varlıklardan yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde olmak kaydıyla; gümrük işlemlerinin tamamlanarak ülkeye getirilmesi ve gümrük işlemlerinin tamamlanmasını takip eden ilk iş günü sonuna kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara yatırılması gerekir.
Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurt dışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının, söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla yurtdışından transfer edilecek varlıkların başka kişilerin yurtdışı hesaplarından gönderilmesi uygulamadan faydalanmaya engel değildir.
Yurt dışında bulunan ancak kapsama girmeyen varlıkların (örneğin taşınmazların) 31/7/2027 tarihine kadar kapsamdaki varlıklara (döviz, altın, menkul kıymet, diğer sermaye piyasası aracı) dönüştürülmek suretiyle söz konusu Madde hükümleri çerçevesinde Türkiye’ye getirilmesi mümkündür.
Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi veya fiziki olarak Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması durumunda, banka dekontu veya aracı kurum işlem sonuç formları, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir.
31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi kaydıyla, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında Gümrük İdaresince bu varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belgenin aranılması şarttır. Getirilen bu varlıklar için Gümrük İdaresinden alınan belgeler, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir. Ayrıca söz konusu varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılması sırasında, bu varlıkların Türkiye’ye getirildiğine dair Gümrük İdaresinden alınan belgenin ibraz edilmesi gerekmektedir. Gümrük İdaresi, bu kapsamda yapılan bildirime ilişkin bilgileri, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.
TÜRKİYE’DE BULUNAN VARLIKLARIN BİLDİRİLMESİ VE VERGİNİN ÖDENMESİ
Türkiye’de bulunan varlıkların bildirilmesi
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/7/2027 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Tebliğ eki EK-1’de yer alan form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilecektir. Bildirimde bulunan gerçek ve tüzel kişilerce, söz konusu varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulmayacaktır.
Örneğin, (A) A.Ş.'nin banka hesaplarında bulunan 25.000.000 TL tutarındaki (karşılığındaki) döviz varlığının şirkete ait olduğu, ancak söz konusu tutarın kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmediği tespit edilmiştir. Bu durumda, anılan döviz varlığı banka aracılığıyla bildirim konusu yapılabilecek ve diğer şartların da sağlanması kaydıyla Madde hükümlerinden yararlanılabilecektir. Söz konusu şirketin yasal defter kayıtlarında yer almayıp, şirket ortağının banka hesaplarında görünen paraların da şirket adına bildirilmesi suretiyle uygulamadan faydalanılması mümkündür.
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar ile mükellefiyeti bulunan ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmayan ve mükellefiyeti bulunmakla birlikte mükellefiyetiyle ilişkilendirilmeksizin Madde hükmünden yararlanmak isteyen gelir vergisi mükelleflerinin, Türkiye'de bulunan ancak halihazırda banka ve aracı kurumlarda bulunmayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bildirimde bulunmak suretiyle Madde hükmünden yararlanabilmeleri mümkündür. Bu kişilerin söz konusu varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara yatırmaları ve bu durumu tevsik edici belgelerle kanıtlamaları zorunludur.
Dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar ile defter tutma zorunluluğu bulunmayanlar ve mükellefiyeti bulunmakla birlikte mükellefiyetiyle ilişkili olmayan diğer faaliyetlerden elde ettikleri gelirlerden kaynaklı olarak uygulamadan faydalanmak isteyenler ancak bildirim tarihi itibarıyla banka ve aracı kurumlarda bulunmayan (yastık altı olarak tabir edilen) varlıkları banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle uygulamadan faydalanabilecektir.
Şahıs şirketleri ile adi ortaklıkların gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamakta olup, bunlar adına stopaj ve katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmektedir. Bu kapsamda, şahıs şirketleri ile adi ortaklıklar adına da bildirimde bulunulması mümkün bulunmakta olup, bildirilen varlıklar dolayısıyla şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar katma değer vergisi, ortaklar ise gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması imkanından faydalanabilecektir.
Banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler ve verginin ödenmesi
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla Tebliğ eki EK-3'te yer alan beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edecektir. Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince tarh edilen vergiler, söz konusu beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlarca vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.
Bildirime konu edilen varlıkların vadeli hesaplarda veya 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulmasının taahhüt edilmesi durumunda, uygulanacak vergi oranı yönünden yukarıda belirttiğimiz 3. bölümde yer alan açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.
VARLIK BARIŞI UYGULAMASI İLE İLGİLİ ORTAK HÜKÜMLER
Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına görünen varlıkların durumu
Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirketin ortakları adına Madde kapsamına giren varlıkları 4/6/2026 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirime konu edilerek Türkiye'ye getirilmesi veya Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ya da Türkiye'de bulunan ancak 4/6/2026 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarının bu Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirimde bulunmak suretiyle Madde hükümlerinden yararlanılabilmesi mümkündür.
Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar, söz konusu Madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirime konu edilerek Madde hükmünden yararlanılabilecektir. Ayrıca, gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirime konu edilmesi halinde Madde hükmünden yararlanılabilmesi mümkündür. Ancak, bildirim dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.
Varlıkların bildirim değeri
Yurt dışında veya yurt içinde bulunan varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde; varlıklar, bildirildiği tarih itibarıyla aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenecektir:
- Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle.
- Altın, rayiç bedeliyle.
- Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla.
- Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından;
- Pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
- Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
- Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla.
- Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
Bildirimlerde söz konusu varlıkların Türk lirası karşılığı bedelleri esas alınacaktır.
Tebliğin uygulanmasında rayiç bedel, söz konusu varlıkların bildirildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup, bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.
Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların bildirildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınacaktır.
Döviz cinsinden varlıklarda, bunların bildirildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınacaktır.
Bildirilen varlıklara ilişkin olarak (indirimli vergi oranından faydalanmak amacıyla) taahhütte bulunanların, yurt dışındaki varlıkların transfer edildiği veya yatırıldığı tarihten, Türkiye’deki varlıkların ise bildirildiği tarihten itibaren on gün içerisinde, bildirilen tutarları taahhüt konusu varlıklara dönüştürmeleri gerekmektedir. Bildirilen varlıkların taahhüt edilen varlıklara dönüştürülmesinde, dönüşüme konu edilen varlıkların bu maddede yer alan değerleme ölçütlerine göre belirlenen dönüşüm tarihindeki değeri dikkate alınır.
Bildirilen varlıkların kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi
Bildirilen varlıkların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi zorunludur. Mezkûr Kanun uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmayan mükelleflerin bu madde kapsamında yükümlülükleri bulunmamaktadır.
Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, Maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıkların, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Madde hükmü uyarınca bildirime konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Diğer taraftan işletmenin tasfiye edilmesi halinde de bu tutarlar vergilendirilmeyecektir. Fon hesabında tutulan bu tutarların, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunun 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.
Bildirime konu edilen varlıkların, mükellefler tarafından işletme sermayesi olarak kullanılması veya muhtelif varlık yatırımlarında kullanılması mümkündür. Buna göre (iki yıl geçip geçmediğine bakılmaksızın) bildirime konu edilen varlıklarla örneğin stok alınabilir, avans verilebilir, personele, tedarikçilere veya Devlere olan borçlar ödenebilir, duran varlık satın alınabilir. Burada iki yıllık süre içerisinde hesabın (muhasebesel olarak) kapatılarak ortaklara nakden veya mahsuben fonda yer alan tutarın dağıtımı sonucunu doğuran işlemler sınırlandırılmıştır. Fonun karşılığı olarak işletme aktifine giren varlıkların kullanımı tamamen serbesttir.
Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, bildirimde bulundukları söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.
213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir. Dolayısıyla iki yıllık süreç geçtikten sonra söz konusu fon tutarının dağıtımı serbesttir.
Türkiye’de bulunan varlıkların, banka ve aracı kurumlara bildirildiği tarih itibarıyla Türk lirası karşılığı bedelleriyle yasal defterlere kaydedilmesi gerekmekte olup, söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.
Gelir ve gider uygulaması
Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir. Söz konusu varlıkların elde tutulması ve elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar ise genel esaslar çerçevesinde gelirin veya kurum kazancının tespitinde dikkate alınacaktır.
Bildirilen varlıklar nedeniyle ödenen vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.
İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller
Varlık barışı uygulamasından faydalanmanın sağladığı en önemli avantaj inceleme ve tarhiyatı maruz kalınmaması güvencesidir.
Madde hükmü uyarınca, bildirimde bulunulan varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bu hükümden yararlanabilmek için;
- Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların;
- Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,
- Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına uyulması,
- Bildirime konu edilen varlıkların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,
b. Türkiye’de bulunan ve bildirime konu edilen varlıkların;
- Bildirilen varlıkların 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,
- Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar tarafından banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını gösterir belgelerle tevsik edilmesi,
- Madde kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına uyulması,
gerekmektedir.
Bildirilen varlıklar dışındaki diğer nedenlerle vergi incelemesi veya takdire sevk işlemleri yapılması mümkün olup, bu inceleme ve sevkler neticesinde Madde kapsamında bildirimde bulunan mükellefler hakkında matrah farkı bulunması durumunda;
- Bulunan matrah farkının bildirime konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacaktır.
- Bulunan matrah farkının bildirime konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti halinde, bu farkın bildirilen varlık tutarından fazla olması durumunda, yalnızca aradaki fark tutar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden vergi tarhiyatı yapılacaktır.
Bulunan matrah farkının bildirime konu edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıkması, matrah farkına konu hususla bildirilen varlığın arasında illiyet olması gerekliğini ifade etmektedir. Buna göre, mükellefin yasal defterlerinde kayıtlı işlemleri değerleme işlemlerini hatalı yapması, fazla amortisman ayırması, KDV oranını yanlış uygulaması, istisnaları veya indirimli vergi uygulamalarında hatalar yapması gibi nedenlerle ortaya çıkan matrah/vergi farkları, Madde kapsamında bildirilen varlık değerlerinden mahsup edilemeyecektir.
Örneğin; (B) A.Ş. yurt dışında sahip olduğu Madde kapsamına giren varlıkları için 100.000.000 TL bildirimde bulunmuştur. Maddede sayılan bütün şartları taşıyan mükellef hakkında yapılan ihbara istinaden mükellef kurumun 2023 hesap dönemi incelemeye sevk edilmiştir. Adı geçen kurum hakkında yapılan inceleme sonucunda 120.000.000 TL tutarında matrah farkı tespit edilmiştir. Mükellef söz konusu farkın 100.000.000 TL’sinin bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığını ifade etmiştir. Vergi inceleme elemanı ise söz konusu farkın 70.000.000 TL tutarındaki kısmının bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığını kalan tutarın ise hatalı amortisman ayırma, gider, indirim ve istisnaların doğru hesaplanmaması gibi diğer nedenlerden kaynaklandığını raporda ortaya koymuştur. Bu durumda, anılan mükellef hakkında bulunan matrah farkının 70.000.000 TL tutarındaki kısmı için vergi tarhiyatı önerilmeyecek/yapılmayacak, kalan 50.000.000 TL’lik kısım içinse tarhiyat önerilebilecektir/yapılabilecektir. Bu durumda mükellefin mahsup ettiremediği 30.000.000 TL’lik kısım sonradan tekrar geçmişe yönelik yapılabilecek incelemelerde değerlendirme konusu yapılabilecektir.
Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra Madde hükmüne istinaden bildirimde bulunulması, vergi incelemesi ve takdir komisyonu kararına istinaden bulunan matrah farkları üzerinden vergi tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecek ve bildirime konu edilen tutarlar mahsuba konu edilemeyecektir. Öte yandan, vergi dairesi ya da vergi incelemesine yetkili olanların ıttılaına girmekle birlikte vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk işleminden önce bildirimde bulunulması durumunda ise Madde hükmünden yararlanılabilecektir. Dolayısıyla vergi idaresinin gönderdiği izahat, düzeltme, açıklama talepli veyahut gönüllü uyum kapsamındaki yazılar (bu yazılarda beyan dışı gelirle ilgili ibareler bulunsa da), yazıya konu hususla ilgili vergi incelemesine başlanmadığı veya takdire sevk işlemi yapılmadığı müddetçe, uygulamadan faydalanılmasına engel teşkil etmemektedir.
Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılmaması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere (belli süreyle Maddede sayılı yatırım aracında tutma taahhüdüne) uyulmaması ve Maddede yer alan diğer şartların (iki yıl işletmeden çekmeme vb.) yerine getirilmemesi hallerinde Madde kapsamında sağlanan vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasına ilişkin hükümlerden yararlanılamayacaktır.
Bildirilen varlıkların Türkiye’ye getirilmemesi ve banka veya aracı kurumlara transfer edilmemesi ya da yatırılmaması suretiyle şartların ihlali halinde, bu ihlalin banka veya aracı kurumlarca bildirilmesi üzerine, taahhüt nedeniyle zamanında alınmayan vergiler gecikme faiziyle birlikte vergi dairesince aranacaktır. Bu vergiler için vergi ziyaı cezası ise uygulanmayacaktır.
Öte yandan, varlık barışı düzenlemesi yalnızca vergi incelemesine/tarhiyata maruz kalmama bakımından güvence sağlamakta olup, bildirilen varlıklarla ilgili Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi hakkında mevzuat ile diğer mali mevzuat, ceza hukuku, gümrük mevzuatı vb. diğer alanlarda araştırma/soruşturma yapılmasına ve müeyyide uygulanmasına engel değildir.
SONUÇ
Özellikle son yıllardaki bütçe gereksinimlerinin doğal sonucu olarak vergi gelirlerinin daha önemli hale gelmesi ve buna bağlı olarak da kayıt dışı ekonomiyle daha etkin mücadele kapsamında Mali İdarenin vergi incelemelerini, izaha davet uygulamalarını, gözetim uygulamalarını, gönüllü uyum kapsamındaki açıklama ve düzeltme taleplerini önemli ölçüde artırdığı ve neredeyse her mükellefin (ve dahi beyanname vermeyen veya düşük matrah beyan eden gerçek kişilerin ve şirket ortaklarının) bu uygulamalardan her yıl en az biriyle karşı karşıya kaldığı herkesçe malumdur.
Mali İdarenin yapay zekadan daha etkin faydalanarak artık banka hesaplarının yanı sıra şahsi harcamaları ve servet edinimlerini de etkin bir şekilde takip ettiği/edebildiği, dolayısıyla kayıt/beyan dışı kalmış paraların kayıtlı sistem içinde kullanımının giderek zorlaştığı, yurt dışında bulunan varlıklar bakımından Mali İdarenin çoğu ülkeden otomatik bilgi değişimi kapsamında veyahut ikili anlaşmalara istinaden Türk mukimlerinin yurt dışında bulunan varlıkları hakkında düzenli/sürekli veri/bilgi aldığı ve önümüzdeki süreçte bu verileri de işleyerek yeni incelemeler başlatabileceği, bu kapsamda Mali İdarenin artan veri/bilgi havuzu ve denetim kapasitesi dahilinde kayıt/beyan dışı tutarları tespit ederek cezalı tarhiyatlar yapma ihtimalinin/riskinin geçmiş yıllarla kıyaslanamayacak ölçüde yüksek olduğu, halihazırda genel kurumlar vergisi oranının %25, gelir vergisi oranının ise %15 ila %40 olarak uygulandığı hususları birlikte dikkate alındığında %5 vergi ödemesiyle bildirilen varlık değerleri bakımından incelenmeme/tarhiyata maruz kalmama muafiyeti sağlayan son varlık barışı düzenlemesinin hem mükellefler hem de mükellefiyeti bulunmayan kişiler için önemli bir imkan/fırsat olduğunu belirtmek isteriz. Bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda, Devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli sürelerle tutulması (taahhüt verilmesi) halinde vergi oranı %0’a kadar inebilmektedir. Dolayısıyla, bildirilen varlıkların söz konusu araçlarda değerlendirileceğinin taahhüt edilmesi halinde vergi yükü tamamen kaldırılabilmekte veya azaltılabilmektedir.
Bu kapsamda, son varlık barışı düzenlemesinin geçmiş uygulamalarla benzer şartlar öngördüğünü, süre, vergi oranı, bildirim şekli vb. yönlerle uygulanabilir/adil hükümler içerdiğini, kayıt/beyan dışı gelirlerle edinilmiş varlıkları olan kişiler için önemli bir “barış” imkanı/fırsatı sağladığını değerlendirmekteyiz. Vergi incelemesi başladıktan veya takdir komisyonuna sevk işlemi yapıldıktan sonra yapılan bildirimler, incelemeye/sevke konu dönem bakımından koruma sağlamadığından, ilgililerin kanunun yürürlük süresinin sonunu beklemeksizin barışmalarının kendileri için faydalı olacağını düşünüyoruz.
