Sizi Arayalım
Konkordato Sürecinde Alacaklı ve Borçlunun Vergisel Durumu

MAKALE: 19.10.2026/07

Konkordato Sürecinde Alacaklı ve Borçlunun Vergisel Durumu

Centrum Türkiye Direktörü Sn. Birol Sayan tarafından kaleme alınan bu makalede, konkordato sürecinde alacaklı ve borçlu mükelleflerin vergisel yükümlülükleri, Vergi Usul Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Konkordatonun geçici mühlet, kesin mühlet ve mahkemece tasdik aşamalarında şüpheli alacak karşılığı ayrılması, değersiz alacakların giderleştirilmesi ve vazgeçilen alacakların muhasebeleştirilmesine ilişkin esaslar incelenmektedir. Ayrıca alacaklılar açısından tahsil edilemeyen alacaklara ilişkin KDV indirimi, borçlular açısından vazgeçilen borçların özel karşılık hesabında izlenmesi ve KDV düzeltme yükümlülükleri değerlendirilmektedir. Konkordato kararlarının vergilendirme dönemlerine etkileri, dönemsellik ilkesi ve tarafların vergisel hak kayıplarını önlemek amacıyla dikkat etmeleri gereken hususlar da açıklanmaktadır.

16.10.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 27. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Konkordato, mali durumu bozulmuş olan borçluların ticari faaliyetlerini sürdürebilmelerine olanak sağlayan ve alacaklıların haklarını korumayı hedefleyen hukuki bir koruma mekanizmasıdır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) düzenlenen bu süreç, yalnızca icra hukuku boyutunda kalmayıp tarafların vergi matrahlarını, muhasebe kayıtlarını ve dönemsellik ilkesi gereği vergilendirme rejimlerini doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada, konkordato sürecindeki borçlu ve alacaklı mükelleflerin vergisel durumu; VUK, KVK, KDVK  hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.

GİRİŞ VE HUKUKİ ÇERÇEVE

Mali İdare tarafından verilen bir özelgede konkordato; “herhangi bir dürüst borçlunun ödeme teklifinin konkordatoya tabi alacaklılarının belirli bir çoğunluğu tarafından kabulü ve mahkemenin onayı ile gerçekleşen ve borçlunun, borçlarının bir kısmından kurtulmasını veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, iflasa nazaran yumuşatılmış, alacaklıların eşit olarak tatminine yarayan hukuki bir araç/müessesedir.” olarak tanımlanmıştır.[1]

İcra İflas Kanunu’nun 285’inci maddesinde ise; “Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.” hükmü mevcuttur.

Konkordato; geçici mühlet, kesin mühlet ve projenin mahkemece tasdiki olmak üzere üç temel aşamadan oluşur. İİK m. 288 uyarınca mahkemece verilen geçici ve kesin mühlet kararları, borçlu hakkında hiçbir takibin yapılamaması (İİK m. 294) ve mevcut takiplerin durması sonucunu doğurur.

Bu hukuki engel, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın şüpheli alacak karşılığı ve alacak terkini konularındaki uygulamalarını ve vergi doğuran olay zamanlamasını baştan şekillendirir.

KONKORDATO KONUSUNDA İCRA İFLAS KANUNUNDA YER ALAN HÜKÜMLER

İcra İflas Kanunu’nun;

287’nci maddesinde “… Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez”,

288’inci maddesinde, “Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.”,

289’uncu maddesinde, “Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir.”,

291’inci maddesinde, “Konkordato talebi ile amaçlanan iyileşmenin, kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece resen, kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilir.”,

292’nci maddesinde, “İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir.

  1. Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
  2. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
  3. Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.
  4. Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.”

294’üncü maddesinde, “Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.”

306’ncı maddesinde, “Konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği belirtilir.

308’inci maddesinde, “Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir.”

308/c maddesinde, “Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam eder.”

308/g maddesinde “Tasdik edilen konkordato projesi kapsamında;

  1. Yapılacak işlemler, 492 sayılı Harçlar Kanununa tabi harçlardan; bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, damga vergisinden,
  2. Alacaklılar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,
  3. Borçluya kullandırılacak krediler, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan istisna edilmiştir.” hükümleri yer almaktadır.

ALACAKLI MÜKELLEFLER AÇISINDAN VERGİSEL DURUM

Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılması (VUK m. 323)

VUK m. 323’üncü maddesi uyarınca ticari veya zirai kazancın elde edilmesiyle ilgili olan dava veya icra safhasındaki alacakların şüpheli alacak sayıldığı, şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği,  işletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerin şüpheli alacaklarının gider olarak dikkate alabileceği, şüpheli alacaklarla ilgili sonradan yapılan tahsilatların tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına (işletme hesabı esasında defter tutanlarca gelir olarak) intikal ettirileceği düzenlenmiştir.

Konkordato sürecinde cebri icra takibi yapma imkânı hukuken kısıtlandığı için alacağın şüpheli hale gelip gelmediği tartışma konusu olmaktaydı.

Mali idare tarafından 14/02/2019 tarih ve VUK-112/2019-2 sayılı sirküler ile konkordato sürecine giren borçludan olan alacakların şüpheli alacak karşısındaki durumu ve uygulamada karşılaşılması muhtemel senaryolar özelinde değerlendirilerek uygulamaya yön verilmiştir. Anılan sirkülerde;

Geçici Mühlet Kararı Verilmesinin Şüpheli Alacaklar Karşısındaki Durumu:

2004 sayılı Kanun uygulamasında, geçici mühlet kararı verilmesi ile borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamamakta, evvelce başlamış takipler durmakta ve ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanamamaktadır.

  • Geçici mühlet kararından önce dava veya icra safhasına intikal etmiş alacaklar için 213 sayılı Kanunun 323’üncü maddesi kapsamında karşılık ayrılmış ise mahkeme tarafından geçici mühlet kararı verilmesi, alacağa ilişkin şüphelilik durumunda herhangi bir değişiklik meydana getirmediğinden, daha önce ayrılan karşılığa ilişkin herhangi bir düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
  • Geçici mühlet kararı kesin mühletin hukuki sonuçlarını doğurmakta olduğundan ve geçici mühlet kararı ile birlikte takip yapılması mümkün bulunmadığından, geçici mühlet kararından önce dava veya icra safhasına intikal ettirilmemiş alacaklar için geçici mühlet kararının ilan edildiği hesap dönemi itibariyle şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir.

Mali İdare’nin yaklaşımına göre, hakkında geçici veya kesin mühlet kararı verilmiş borçludan olan alacaklar, dava ve icra takibi şartı aranmaksızın mühlet kararının ilan edildiği vergilendirme döneminde şüpheli alacak olarak kabul edilir ve karşılık ayrılabilir. Dönemsellik ilkesi uyarınca bu süre içinde karşılık ayrılmayan alacaklar için sonraki dönemlerde karşılık ayrılması mümkün bulunmamaktadır.

Geçici Mühletin Kaldırılarak Konkordato Talebinin Reddedilmesinin Sonuçları:

2004 sayılı Kanunun 287’nci ve 288’inci maddeleri uyarınca, geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin karar verilmiş olması durumunda;

  • Geçici mühlet kararından önce dava veya icra safhasına intikal etmiş olması nedeniyle karşılık ayrılan alacaklar için herhangi bir düzeltme yapılmaması,
  • Geçici mühlet kararının ilan edilmesi ile karşılık ayrılan alacaklar için ise, ayrılmış olan karşılıkların geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararın ilan edildiği hesap dönemi itibariyle düzeltilmesi (karşılığın iptal edilmesiyle gelir hesabına alınması)

gerekmektedir.

Kesin Mühlet Kararı Verilmesinin Şüpheli Alacaklar Karşısındaki Durumu:

2004 sayılı Kanunun 289’uncu maddesi uyarınca, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması durumunda geçici mühlet verilmiş olan borçluya kesin mühlet verilmektedir. Bu aşamada, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. Bu süreçte de alacaklılar tarafından dava veya icra süreçleri yürütülemediğinden daha önce ayrılmış olan karşılıklara ilişkin herhangi bir düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

VUK 323’üncü madde hükmü ve dönemsellik ilkesi uyarınca, geçici mühlet kararının ilan edildiği hesap dönemi itibariyle şüpheli alacak karşılığı ayrılmamışsa sonraki hesap döneminde kesin mühlet kararının ilan edilmesi durumunda şüpheli alacak karşılığı ayrılamamaktadır.

Konkordato talebi ile amaçlanan iyileşmenin kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleşmesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi halinde;

  • Geçici mühlet kararından önce dava veya icra safhasına intikal etmiş olması nedeniyle karşılık ayrılan alacaklar için herhangi bir düzeltme yapılmaması,
  • Geçici mühlet kararının ilan edilmesi ile karşılık ayrılan alacaklar için ise ayrılmış olan karşılıkların konkordatonun reddine ilişkin kararın ilan edildiği hesap dönemi itibariyle düzeltilmesi

gerekmektedir.

Kesin Mühlet İçinde Konkordatonun Reddi ve İflasın Açılmasının Şüpheli Alacaklar Karşısındaki Durumu:

2004 sayılı Kanunun 292’nci maddesinde, iflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra ilgili maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde mahkeme tarafından kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verilmesi öngörülmüş olup, bu durumda ilgili mevzuatına uygun olarak iflas masasına kaydedilen alacaklarda şüphelilik hali devam edeceğinden daha önce ayrılan karşılıklara ilişkin düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Değersiz Alacak Boyutu (VUK m. 322)

VUK m. 322’nci maddesi uyarınca kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacakların değersiz alacak olduğu, değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybecekleri ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edileceği, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren alacakları gider kaydedilmek suretiyle yok edebilecekleri düzenlenmiştir.  

2004 sayılı Kanunun 306’ncı maddesi uyarınca, konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceğinin belirtilmesi gerekmektedir. Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilmesi durumunda, alacaklılar alacaklarının bir kısmından vazgeçmiş olurlar.

Bu kapsamda, alacakların borçlu lehine vazgeçilen kısmı, değersiz alacak niteliğini kazanacak ve değersiz alacak ile bu alacağa isabet eden karşılık, konkordatonun tasdiki kararının ilan edildiği (bağlayıcı hale geldiği) hesap dönemi itibariyle 213 sayılı Kanunun 322’nci maddesi hükmüne uygun olarak değersiz alacak olarak giderleştirilebilecektir.

Projenin tasdik edilmesiyle beraber alacağın vazgeçilmeyen kısmının vadesi ise proje çerçevesinde uzatılmış olacaktır. Buna göre mahkemece tasdik edilen konkordato projesiyle alacaklı ile borçlu arasında yeni bir borç ilişkisi kurularak eski borç vade/miktar itibariyle yenilendiğinden bu alacaklar, şüpheli alacak olma vasfını kaybedecektir. Bu kısımla ilgili olarak alacağın vazgeçilmeyen kısmın şüphelilik durumu ortadan kalkacaktır.  Dolayısıyla söz konusu alacaklar için ayrılmış olan karşılıkların, konkordatonun tasdiki kararının ilan edildiği (bağlayıcı hale geldiği) hesap dönemi itibariyle düzeltilmesi gerekmektedir. Bu düzeltme işlemi karşılık olarak ayrılan ve konkordato tasdikinde belirtilen (alacaktan vazgeçilmeyen kısmın) gelir yazılması (konusu kalmayan karşılık olarak) ve konkordato sürecindeki firmadan alacaklı olan şüpheli olan alacağının iptal edilmesi şeklinde yapılacaktır.

Konkordato projesinin reddedilmesi durumunda ise, 2004 sayılı Kanunun 308’inci maddesi uyarınca, konkordatonun tasdik edilmemesi durumunda; mahkemenin konkordato talebinin reddine karar vermesi durumunda ilgili mevzuatına uygun olarak iflas masasına kaydedilen alacaklarda şüphelilik hali devam edeceğinden daha önce ayrılan karşılıklara ilişkin düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Vazgeçilen Alacak veya Şüpheli Alacaklara İlişkin KDV Düzeltmesi

KDVK m. 29/4’üncü fıkrasında Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen katma değer vergisi, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabileceği (Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan katma değer vergisinin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.) belirtilmiştir.

KDV m.29/4’ncü fıkrası uyarınca yapılacak bu düzeltme işlemi alıcılar açısından ihtiyaridir.

Alıcılar tarafından tahakkuk ettirilen, mal ve hizmet bedeli üzerinden hesaplanarak beyan edilen ancak konkordato sürecine giren borçlu tarafından konkordato sürecindeki onaylanan proje uyarınca borçlusu tarafından ödenmeyecek olan vazgeçilen tutarlara isabet eden KDV, alacaklılar tarafından vazgeçildiği vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilecektir. Bu işlemle tahsil edilmeyeceği konkordato anlaşması ile kesinleşen tutar nedeniyle satıcı olan alacaklı üzerinde kdv yükü oluşmaması amaçlanmıştır.

Söz konusu KDV tutarı, alacağın zarar yazıldığı tarihi kapsayan vergilendirme dönemi 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İndirimler” kulakçığında “İndirimler” tablosunda 111 kod numaralı “Değersiz Hale Gelen Alacaklara İlişkin İndirilecek KDV” satırı aracılığıyla indirim konusu yapılır ve değersiz hale gelen alacağa ilişkin borçlu mükellef bilgilerini içeren beyanname eki form doldurulur.

Aynı fıkrada parantez içi hükümle şüpheli alacaklara ilişkin KDV dahil tutarın karşılık ayrılmak suretiyle gider yazılması durumunda, bu alacaklara ilişkin yapılan tahsilatlar uyarınca KDV’nin indirilmesi için gelir yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

BORÇLU MÜKELLEFLER AÇISINDAN VERGİSEL DURUM

Vazgeçilen Borçlar (VUK m. 324)

VUK m. 324’üncü maddesi uyarınca konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacakların borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınacağı, bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklonulacağı belirtilmiştir.

Konkordato tasdiki neticesinde alacaklıların vazgeçtiği alacaklar, borçlu firma açısından VUK m. 324 uyarınca "Vazgeçilen Borç" olarak değerlendirilir.

 Vazgeçilen bu borçlar borçlu firmanın yasal defterlerinde esasen gelir yazılması gerekmektedir. Ancak kanun koyucu tarafından gelir olarak kaydedilmesi 3 yıl süre ile zarardan itfa edilmesi suretiyle ertelenmiştir. Bu süre içerisinde zararla mahsup edilmeyen tutarlar 3. Yılın sonunda Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK m. 6) ve Gelir Vergisi Kanunu (GVK m. 38) kapsamında ticari kazancın tespitinde gelir olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Zarar mahsununun alacaktan vazgeçilen dönemden sonraki 3 yıl içinde yapılması gerekmekle birlikte bu zararın bilançoda yer alan geçmiş yıl zararlarından da mahsup edilip edilmeyeceği ve zarar mahsubunda mali zararın mı yoksa ticari zararın mı dikkate alınacağı uygulamada tartışmalıdır. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığının 24/07/2017 tarih ve 15708 sayılı özelgesinde mahsup işleminin mali zarardan yapılması gerektiği belirtilmiştir. Danıştay 4. Daire Başkanlığına intikal eden 2019/3189 Esas ve 2022/6336 Karar Numaralı dosyasında zarar mahsubunun mali zarardan yapılması gerektiği yönünde karar verilmiştir.

Vazgeçilen Borca İlişkin KDV Düzeltmesi

KDVK 30/e fıkrası uyarınca; Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen katma değer vergisinin indirilemeyeceği belirtilmiştir.

Alacaklı tarafın vazgeçtiği borca ilişkin KDV’nin borçlu tarafından indiriminde düzeltme yapılması gerekmektedir. Borçlu, önceden indirim konusu yaptığı ancak konkordato ile ödemekten muaf tutulduğu kısma ait KDV'yi KDVK m. 30/e uyarınca ilgili dönemde "İlave Edilecek KDV" olarak beyan etmekle mükelleftir. Konkordato sürecinde firmadan alacağı olan alıcının kdv düzeltmesi ihtiyari iken, borçlu açısından bu düzeltme işleminin yapılması yasal olarak zorunludur.

Konkordato tasdiki ile vazgeçilen alacağa isabet eden KDV borçlu firma tarafından "İlave Edilecek KDV" olarak beyan etmek zorundadır.

SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME

Konkordato müessesesi, finansal yapısı bozulan borçluların ticari varlığını korurken, alacaklıların da hak kaybını asgari seviyede tutmayı hedefleyen bütüncül bir hukuki ve mali mekanizmadır. İcra ve İflas Kanunu ile Vergi Usul Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu arasındaki etkileşim, sürecin her iki tarafı için de hassas bir vergi planlaması ve muhasebe disiplini gerektirmektedir.

Alacaklı Mükellefler Açısından:

  • Geçici mühlet kararı ilan edilir edilmez, VUK m. 323 gereğince cebri icra şartı aranmaksızın şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmektedir. Karşılık ayırma hakkı dönemsellik ilkesine tabi olduğundan mühletin ilan edildiği hesap döneminde kullanılmalıdır.
  • Konkordato projesinin tasdikiyle vazgeçilen alacak tutarı VUK m. 322 uyarınca değersiz alacak niteliği kazanır ve doğrudan zarar yazılır. Bu tutara isabet eden KDV ise KDVK m. 29/4 gereğince alacaklı tarafından indirim konusu yapılarak alacaklının üzerindeki vergi yükü kaldırılır.
  • Proje kapsamındaki vazgeçilmeyen (vadesi uzatılan) alacaklar için borç yenilenmiş sayıldığından, bu kısma ilişkin ayrılmış şüpheli alacak karşılıkları konusu kalmayan karşılık olarak gelir hesaplarına intikal ettirilmelidir.

Borçlu Mükellefler Açısından:

  • Konkordato tasdiki ile alacaklılar tarafından vazgeçilen borçlar, VUK m. 324, KVK m. 6 ve GVK m. 38 çerçevesinde doğrudan dönem geliri sayılmaz, Özel fon hesabında tutularak 3 yıl boyunca oluşacak zararlara mahsup edilir; mahsup edilemeyen bakiye tutar 3. yılın sonunda gelire ilave olunur.
  • Borçlu firma, vazgeçilen borca ilişkin önceden indirim konusu yaptığı KDV’yi KDVK m. 30/e uyarınca ilgili dönem KDV beyannamesinde "İlave Edilecek KDV" olarak beyan etmek zorundadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın VUK-112/2019-2 sayılı Sirküleri uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermiş ve süreç aşamalarının vergilendirme dönemleriyle uyumunu netleştirmiştir. Tarafların hak kaybına uğramamaları adına hem geçici/kesin mühlet süreçlerini hem de projenin tasdik/red kararlarını dönemsellik ilkesi doğrultusunda yasal defterlerine doğru zamanlama ve kayıtlarla yansıtmaları kritik önem taşımaktadır.

[1] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 11.05.2017 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-105[VUK-1-20178]-129208 sayılı özelgesi