Sizi Arayalım
Sigorta Tazminatlarının Vergilendirilmesi

MAKALE: 19.10.2026/10

Sigorta Tazminatlarının Vergilendirilmesi

Centrum Türkiye Müdürü Sn. Mert Akbala tarafından kaleme alınan bu makalede, sigorta şirketleri tarafından gerçek kişilere ve ticari işletmelere ödenen tazminatların Türk vergi mevzuatı kapsamındaki vergilendirilme esasları ele alınmaktadır. Sağlık, kasko, konut, DASK ve hayat sigortalarından elde edilen tazminatların gelir vergisi ve veraset ve intikal vergisi karşısındaki durumu ile birikimli hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sistemindeki stopaj uygulamaları incelenmektedir. Ayrıca ticari işletmelerin zarar gören varlıkları için aldıkları sigorta tazminatlarının muhasebeleştirilmesi, amortismana tabi iktisadi kıymetler ve emtia zararlarının giderleştirilmesi ile yenileme fonu uygulamasının koşulları değerlendirilmektedir. Sigorta tazminatlarının Katma Değer Vergisi (KDV) karşısındaki durumu, hasar yansıtma faturalarında KDV tevkifatı ve vergisel yükümlülüklerin doğru belirlenmesinde belgelendirmenin önemi de açıklanmaktadır.

16.10.2026'da yayımlanan Centrum Time dergimizin 27. sayısında yer alan bu makalemize ve diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Sigorta uygulamaları, bireyleri ve işletmeleri gelecekte karşılaşabilecekleri belirsizliklere ve beklenmedik risklere karşı güvence altına alan kritik bir mekanizmadır. Risk gerçekleştiğinde sigorta şirketleri tarafından ödenen tazminatlar, finansal yaralarımızı sarmada hayati bir rol oynamaktadır. Ancak bu ödemelerin vergi hukuku karşısındaki konumu, tazminatın kim tarafından alındığına ve hangi amaçla ödendiğine göre değişiklik göstermektedir. Bu makalemizde, Türk vergi mevzuatı çerçevesinde sigorta tazminatlarının vergilendirilme esasları detaylı bir şekilde ele alınacaktır.

Sigorta tazminatlarının vergilendirilmesi; tazminatı alan kişinin veya kurumun statüsüne (gerçek kişi / ticari işletme), tazminatın türüne (maddi zarar, can/sağlık sigortası, işten ayrılma/kıdem tazminatı vb.) ve Katma Değer Vergisi (KDV) kanunu karşısındaki durumuna göre değişiklik göstermektedir.

Gerçek Kişiler (Bireyler) Tarafından Alınan Sigorta Tazminatları

Sağlık, Kasko, Konut, Dask Sigortası Vb. Sigortalar Sonucunda Alınan Tazminatlar

Bireysel amaçlarla yaptırılan sigortalar kapsamında şahısların uğradıkları maddi zararları karşılamak amacıyla ödenen tazminatlar, kişiye bir "kazanç veya irat" sağlamamakta, sadece eksilen mal varlığını eski haline getirmeyi (zararı telafi etmeyi) amaçlamaktadır.

Ticari veya mesleki faaliyetle bağlantısı bulunmayan kişisel malvarlığı zararlarının karşılanmasına yönelik kasko, konut ve DASK tazminatları, GVK’da sayılan gelir unsurlarından birini oluşturmadıkları ölçüde gelir vergisinin konusuna girmez. Ölüm, engellilik ve hastalık nedeniyle verilen tazminat ve yardımlar ise GVK’nın 25/1. maddesindeki istisna kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Hayat ve Şahıs Sigortaları Sonucunda Alınan Tazminatlar

Hayat, birikimli hayat, ferdi kaza veya tamamlayıcı sağlık sigortaları kapsamında yapılan ödemelerde vergi uygulamaları çeşitlilik gösterir:

Vefat Tazminatları: Hayat sigortası kapsamında sigortalının vefatı halinde lehtarlara veya hak sahibi mirasçılara ödenen tazminatlar gelir vergisinden muaftır. Ancak bu tutarlar, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında duruma göre istisna sınırları dahilinde veya vergiye tabi olarak değerlendirilmekte olup, konu ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü tarafından verilen özelgede; (06.09.2011 tarih B.07.1.GİB.4.99.16.02-VİVK 17/1-109 Sayı)

  • Birikimsiz Sigorta Poliçesi Uygulaması:

Hayat sigorta poliçesine istinaden sigortalının ecelen(normal) vefat etmesi sonucu mirasçılarına sigorta şirketince yapılan vefat tazminatı ödemelerinin, terekeye(ölenin mal varlığına) dahil edilerek veraset ve intikal vergisine tabi tutulması gerekir. Sigorta akdinde mirasçı olmayan üçüncü bir şahıs lehdar olarak gösterilmiş ise bu takdirde lehdara ödenecek miktarın tamamı ivazsız iktisap olarak vergiye tabi olacaktır.

Ferdi kaza kapsamında bulunan sigortalının kaza sonucu ölümü halinde, sigorta şirketince ödenen tazminat, sigortalının yokluğu nedeniyle yakınlarının uğrayacakları maddi ve manevi zararın sigorta sözleşmesine dayanılarak kısmen olsun tazmini ve telafisi amacını taşıdığından ödenecek sigorta tazminatının yukarıda belirtilen Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 2.nci maddesinin parantez içi hükmüne istinaden vergilendirilmemesi gerekir.

Ancak, ferdi kaza sigortası kapsamında bulunan sigortalının üçüncü kişi lehine sigorta sözleşmesi yapması veya böyle bir kişiyi sonradan lehdar tayin etmesi durumunda, sigortalı kişinin kaza sonucu ölümü üzerine sigorta şirketince mirasçı olmayan üçüncü kişiye ödenecek vefat tazminatı maddi ve manevi bir tazminat olarak kabul edilemeyeceğinden, ödenecek miktar ivazsız bir iktisap olarak veraset ve intikal vergisine tabi tutulacaktır.

  • Birikimli Sigorta Poliçesi Uygulaması:

Bireysel emeklilik sözleşmeleri ve hayat sigorta poliçelerine istinaden sigortalının ecelen(normal) veya kazaen vefat etmesi sonucu sigorta şirketince;

    • Mirasçılara ödenen birikim tutarının terekeye dahil edilerek,
    • Sigortalının mirasçı olmayan üçüncü kişiyi lehdar tayin etmesi halinde, poliçe lehdarına ödenecek birikim tutarının ivazsız iktisap olarak, (Gelir Vergisi Kanunu’nun 75 inci maddesi kapsamında menkul sermaye iradı olarak vergilendirildikten sonra) Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
  • Karma Sigorta Poliçesi Uygulaması:

Ölüm, maluliyet ve benzeri risklere karşı yapılan riziko teminatları ile birikimli teminatların aynı poliçede gösterilmesi halinde sigorta şirketince yapılan ödemelerin;

    • Birikimsiz kısmına isabet eden tutarın (Birikimsiz Sigorta Poliçesi Uygulaması) bölümde,
    • Birikimli kısmına isabet eden tutarın ise (Birikimli Sigorta Poliçesi Uygulaması) bölümde, yapılan açıklamalar çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir."  denilmektedir.

Süre Sonu/Ayrılma Ödemeleri: Birikimli hayat sigortalarından veya bireysel emeklilik sisteminden (BES) süresinden önce ayrılma (iştira) ya da emeklilik halinde yapılan ödemelerin "içindeki irat" (yani anapara dışında elde edilen nemalandırma/getiri tutarı) üzerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesinin 15. Ve 16. Bendi kapsamında aşağıda belirtilen oranlarda stopaj (gelir vergisi tevkifatı) kesintisi yapılması gerekmektedir.

Sistem

Ayrılma Nedeni

Uygulanacak Stopaj Oranı

Birikimli hayat sigortası

On yıldan az süreyle prim ödeyerek ayrılma

%15

Birikimli hayat sigortası

On yıl süreyle prim ödeyerek ayrılma

%10

Birikimli hayat sigortası

Vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılma

%10

BES

On yıldan az süreyle katkı payı ödeyerek ayrılma

%15

BES

On yıl katkı payı ödemiş olmakla birlikte emeklilik hakkı kazanmadan ayrılma

%10

BES

Emeklilik hakkını kazanma veya vefat, maluliyet, tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılma

%5

Ticari İşletmeler ve Şirketler Tarafından Alınan Sigorta Tazminatları

Şirketler ve ticari kazanç sahipleri için durum, Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümleri çerçevesinde daha detaylıdır.

Zarar Karşılığı Alınan Tazminatların Kar / Zarar Hesaplarına Aktarılması:

İşletmeye dahil varlıklar için alınan sigorta tazminatlarının vergisel değerlendirmesinde, zarar gören varlığın niteliği önem taşımaktadır. Amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin sigorta tazminatları Vergi Usul Kanunu’nun 329. maddesinde, emtiaya ilişkin sigorta tazminatları ise aynı Kanun’un 330. maddesinde düzenlenmiştir.

VUK’un 329. maddesi uyarınca, yangın, deprem, sel ve su basması gibi afetler nedeniyle tamamen veya kısmen ziyaa uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı ile kıymetin amortismanlar düşüldükten sonraki değeri arasındaki fark, kâr veya zarar hesabına aktarılır. Tazminatın bu değeri aşması hâlinde oluşan kazanç bakımından, şartları sağlandığında yenileme fonu uygulamasından yararlanılabilir.

Emtia için alınan sigorta tazminatlarında ise VUK’un 330. maddesi esas alınır. Bu kapsamda emtia, zirai mahsul ve hayvan kıymetlerinde meydana gelen zayiat nedeniyle alınan tazminatın bunların değerini aşan kısmı kâra aktarılır. İşletme hesabı esasında defter tutanlarda tazminat hasılat olarak kaydedilir.

Emtiadaki zararın vergi matrahından indirilebilmesi, sigortanın karşılamadığı tutarın doğrudan gider yazılmasına bağlı değildir. Zararın nedeni, tutarı ve belgelendirilmesi ayrıca değerlendirilmelidir. VUK’un 278. maddesi kapsamındaki değer kayıplarında emsal bedelle değerleme yapılır; VUK’un 267. maddesi ve ilgili düzenlemeler uyarınca gerekli tespit ve takdir işlemleri yerine getirilir.

Muhasebeleştirme sırasında işlemin niteliğine göre ilgili varlık, birikmiş amortisman, sigorta şirketinden alacak ve gelir/gider hesapları birlikte dikkate alınmalıdır. Tam ziya, kısmi hasar ve onarım durumları ayrıştırılarak, varlığın kayıtlardaki durumu ile tazminatın karşılık geldiği zarar arasında bağlantı kurulmalıdır.

VUK’un 329. maddesi kapsamındaki olaylarda, sigorta tazminatı ile kıymetin net defter değeri arasındaki olumsuz farkın zarar hesabına aktarılması kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle, söz konusu farkın giderleştirilmesi için her durumda fevkalade amortisman izni alınması gerektiği şeklinde genel bir koşul bulunmamaktadır.

Fevkalade amortisman ise VUK’un 317. maddesinde belirtilen nedenlerle değerini tamamen veya kısmen kaybeden amortismana tabi kıymetler bakımından gündeme gelir. Bu uygulamada mükellefin başvurusu üzerine, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca işletmenin ve işin niteliğine göre özel amortisman oranı belirlenir. Dolayısıyla fevkalade amortisman, mükellefin kendiliğinden belirleyeceği bir oran üzerinden uygulanamaz.

Bu çerçevede, öncelikle olayın VUK’un 329. maddesi kapsamına girip girmediği belirlenmeli; fevkalade amortisman ihtiyacı ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle kısmi hasarlarda varlığın kullanılmaya devam edilip edilmediği, onarım harcamalarının niteliği ve kalan değeri dikkate alınmalıdır. Aynı değer kaybının hem sigorta tazminatıyla ilişkilendirilerek zarar yazılması hem de fevkalade amortisman yoluyla ikinci kez giderleştirilmesinden kaçınılmalıdır.

Yangın, Deprem, Sel Gibi Doğal Afetler ve Kazalar

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 278. maddesinde "Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler veya bozulmak, çürümek, kırılmak, paslanmak gibi haller" neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtiaların değeri düşen mallar kapsamına gireceği belirtilmiştir.

Emtia (Ticari Mal) Zararları: Deprem, sel veya yangın nedeniyle emtialar zarar gördüyse ve sigorta bu zararın sadece bir kısmını karşıladıysa, aşan kısım Takdir Komisyonu kararı ile emtia maliyeti olarak doğrudan gider (zarar) yazılabilir.

Sabit Kıymet (Bina, Makine, Demirbaş) Zararları: VUK 317. maddesine göre afetler nedeniyle amortismana tabi iktisadi kıymetlerin değerinin kısmen veya tamamen kaybedilmesi fevkalade amortisman konusudur. Sigorta tazminatının karşılamadığı eksik kısım, Maliye Bakanlığı'ndan (veya yetkili makamlardan) alınacak fevkalade amortisman oranı/izni ile giderleştirilebilir.

Hırsızlık Vakaları

Hırsızlık, vergi mevzuatı açısından doğal afetlerden farklı değerlendirilmekte olup, çalınan mal, demirbaş veya kasa mevcudu için sigortadan alınan tazminatlar, zararı kapatmaya yetmiyorsa, aradaki eksik kısım vergi matrahının tespitinde gider veya zarar olarak dikkate alınmamakta ve Kanunen Kabul Edilmeyen Gider (KKEG) olarak dikkate alınmaktadır. Vergi idaresinin yerleşik görüşü, hırsızlık sonucu oluşan kayıpların işletme sahibi için bir sermaye azalışı olduğu ve ticari kazancın elde edilmesiyle doğrudan bağının bulunmadığı yönündedir.

Vergi idaresinin 27.07.2017 tarihli özelgede “Yukarıda yapılan açıklamalara göre, vergi kanunlarında çalınan iktisadi kıymet bedellerinin zarar olarak yazılmasına veya bunlar için karşılık ayrılmasına imkan veren herhangi bir hüküm bulunmamakta olup çalınan motosikletin bedelinin gider veya maliyet olarak dikkate alınması mümkün değildir. Bununla birlikte, çalınan motosiklet ile ilgili olarak sigortadan alınan tazminatların gelir olarak dikkate alınması gerektiği tabiidir.” Şeklinde verdiği görüşe göre, çalınan iktisadi kıymetin giderleştirilen vergiye esas değeri kazancın tespitinde indirim konusu yapılamazken, bu kıymet için alınan sigorta tazminatı gelir olarak dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

Yenileme Fonu Uygulaması;

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 329. Maddesinin a, b, c ve ç bendinde;

‘‘Alınan sigorta tazminatı ile tamamen veya kısmen zarar gören amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı, işin niteliğine göre zorunlu bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa tazminat fazlası, tazminatın alındığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde zarar gören iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı gerçekleşmezse, geçici hesapta tutulan tazminat fazlası, tazminatın alındığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir.

Pasifte geçici bir hesapta tutulan tazminat fazlası, finansal kiralama yoluyla edinilenler de dâhil olmak üzere (a) bendindeki esaslar dâhilinde iktisap edilen bir veya birden fazla kıymetin bu Kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlarına mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.

Pasifte geçici bir hesapta tutulan tazminat fazlası, zarar gören iktisadi kıymetin yerine iktisap edilen yeni kıymetlerin amortisman ayrılabilecek tutarından fazla ise bu fazlalık, tazminatın alındığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir.

Tazminatın alındığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının sonundan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi hâlinde pasifte geçici bir hesapta tutulan tazminat fazlası o yılın kâr ve zarar hesabına eklenir.’’  hükmü yer almaktadır.

Buna göre, “Yenileme Fonu” iktisadi işletmelere dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenilenebilmesi için bu kıymetlerin satışından veya ziyaa uğramasından dolayı alınan sigorta tazminatı sonucu doğan kârların bilançonun pasifinde azami üç yıl süre ile bekletilmesini ifade eden bir vergi erteleme yöntemi olarak, işletme içi yatırımları teşvike yönelik bir uygulamadır.

“Yenileme Fonu” nun iktisadi kıymetin iktisabında kullanılması halinde, bilançonun pasifinde yer alan fon yeni değer için ayrılacak amortismanlara mahsup edilmekte olup, mahsup etme işleminin, iktisadi kıymetin değerinin amortisman yoluyla itfa edilme süresinden önce tamamlanması durumunda ise iktisadi kıymetin kalan değer kısmı için amortisman ayrılmasına devam edilecektir.

Sigorta Tazminatlarının KDV Açısından Değerlendirilmesi:

3065 sayılı KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,

4’üncü maddesinde ise hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin ise bir şey yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

10/1-a maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde vergiyi doğuran olayın malın teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana geldiği, hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesi uyarınca, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşteriye borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satanın veya iş yapanın fatura düzenleyip müşteriye vermesi mecburi olup, ticari kazancın tespitine ilişkin olarak yapılan harcamalara ait belgenin teslim veya hizmet yapılan ve bunun karşılığında borçlananlar adına düzenlenmesi gerekmektedir.

Ayrıca 243 Sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde, bankaların, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları fatura yerine düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyecekleri belirtilmiştir.

Buna göre, bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV’nin konusuna girmemektedir. Bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden doğrudan zarar karşılığı (hasar tazminatı olarak) aldığı tazminat için KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır.

Ancak, sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmektedir.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan 8 Ağustos 2011 tarihli 60 No’lu KDV Sirkülerinde aynı görüş muhafaza edilmiştir.

16.02.2021 tarihinde Resmî Gazete ’de yayınlanan 35 Seri No'lu KDV Genel Uygulama Tebliğiyle; sigorta ve reasürans şirketleri, belirlenmiş alıcılar kapsamına alınmış ve tebliğde özel olarak belirlenmeyen diğer bütün hizmet ifalarından KDV tevkifatı yapma sorumluluğu getirilmiştir.

Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği 23.02.2021 tarihli yazı ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na 35 Seri No'lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde Yapılan Değişiklikle ilgili birden fazla konuda görüş talebinde bulunmuştur. Bunlardan birisi “hasar yansıtma faturalarında KDV tevkifatı yapılıp yapılmayacağı” sorusudur. Aciliyetine binaen kısa sürede gelen cevabi, 05.03.2021 tarihli ve E-43370460-130[5300-6010]-E.29828 sayılı yazıda; 60 Seri No.lu KDV Sirkülerinin 1.2. Tazminatlar bölümüne atıfla “sigortalının sigorta şirketi nam ve hesabına yaptığı ve KDV’ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması işleminde, sigorta şirketleri tarafından ilgili işleme yönelik olarak tevkifat uygulaması gerekmektedir” şeklinde görüş belirtmiş olup, sigorta şirketlerine bu kapsamda düzenlenecek faturalarda KDV Uygulama Genel Tebliğinin (I/C-2.1.3.2.13) bölümü kapsamında (5/10) oranında KDV tevkifatı uygulanması gerekmektedir.

Sigorta tazminatının KDV’nin konusuna girmemesi, zarar gören veya zayi olan varlık için daha önce indirilen KDV’nin durumunu kendiliğinden belirlemez. Bu konu, KDV Kanunu’nun 30/c maddesi ve varlığın hasar veya zayi niteliği dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç

Sigorta tazminatlarının vergilendirilmesinde temel ayrım, hasara uğrayan varlığın ticari bir organizasyona ait olup olmadığıdır.

Özetle; sigorta tazminatları mahiyetleri gereği cezalandırıcı veya zenginleştirici bir kazanç olmayıp "zarar telafisi" niteliğinde olduğundan, bireysel hayatta ve safi zararın karşılandığı durumlarda kural olarak vergi dışıdır. Ancak ticari işletmelerin aktif zayiatları ve bunlara karşılık alınan tazminat fazlalıkları ticari kazancın bir unsuru olarak, belli durumlarda, vergiye tabidir.

Şahısların uğradığı zararların tazmini vergi dışı bırakılarak bireyler koruma altına alınırken, ticari işletmelerde tazminatlar mal varlığındaki bir artış (gelir) olarak değerlendirilir. Şirketlerin vergi yüküyle karşılaşmamak adına özellikle VUK’ta yer alan "Yenileme Fonu" imkanını doğru yönetmeleri ve hasar yansıtma süreçlerindeki KDV kurallarına azami dikkat göstermeleri önem taşımaktadır.